Jura
Zamanın 190 Milyon yıl önce basşlayıp 135 milyon yıl öncesine kadar süren devri. Dinozorlar’ın en parlak çağıdır. Bu devirde aynı zamanda ilkel kuşlar ve ilk küçük memeliler görülmüştür.
126
Internet gundemine dair her sey burada. Editor ile iletisim icin : Vitriol@w.cn
Zamanın 190 Milyon yıl önce basşlayıp 135 milyon yıl öncesine kadar süren devri. Dinozorlar’ın en parlak çağıdır. Bu devirde aynı zamanda ilkel kuşlar ve ilk küçük memeliler görülmüştür.
126
Pandeizm: Panteizmin deistik formudur; Deizmin panteistik formudur.
Deizm (tanrıcılık), 17inci ve 18inci yüzyılda İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletlerinde belirginleşmiş dini 1 felsefedir.
Panteizm veya Tümtanrıcılık (Doğatanrıcılık Kamutanrıcılık) Evrenin bütününü Tanrı bi şekilde kabul eden felsefî görüştür. Panteizmde, pan-enteizmden (kamusaltanrıcılık) değişik bi şekilde herşeyi tanrının 1 parçası bi şekilde kabul edilir, tanrı bütün şeydir ve bütün şey tanrıdır. Panteizme göre Tanrının evrenden ayrı ve bağımsız 1 varlığı yoktur. Tanrı doğada, nesnelerde, insan dünyasında bulunur. bütün şey Tanrıdır.
Deistler genelde doğaüstü olayları (kehanet veyahutta mucizeler) ,yaradanın dinlerle olan bağını, kutsal metinleri ve ortaya çıkmış bütün dinleri reddederler. Bunun yerine; deistler doğru dini inanışların insan mantığında ve doğal Dünyanın kanunlarında görmeyi tercih ederler. Bu doğrultuda da; varolan tek 1 tanrının veya üstün varlığı kabul ederler.
Deizm sözcük anlamı olarak; tanrıdan gelmiştir; Latince deus kelimesini kullanır; bütün Türkçesi birlikte Tanrıcılıkdır.
Johannes Scottus Erigena, fikir ve eserleriyle Antik Yunan felsefesini ve yepyeni Platoncu felsefeyi Hıristiyan inancıyla bağdaştırmaya çalışmış olan İskoç Ortaçağ düşünürü.
Alıntıdır.
174
Uçak sistemleri tarih içerisinde birçok değişikliğe ve yeniliğe maruz kalmıştır.İlk yapılan uçak sistemleri ile günümüzdeki uçak sistemleri arasında birçok fark vardır.Olayı sadece teknolojik boyutta değil konfor boyutunda da düşünmek gerekmektedir.İlk yapılan ve konforsuz olan uçaklarından bugünün konforlu uçakları arasında birçok fark vardır.Ama neticede bu konforun temelinde yatanda teknolojik gelişmelerdir.
Teknolojik gelişmeler sadece uçakların konforlu olmasını sağlamamış,aynı zamanda çok hızlı ve askeri amaçlar için kullanılan uçak sistemlerinin de geliştirilmesini sağlamıştır.Öyle ki,ses hızı duvarı bile aşılmış ve netice itibariyle çok dinamik sistemler geliştirilmiştir.
Bu sistemlerin önemli bir tanesi ise radara yakalanmayan uçak sistemleridir.Bunlara kısaca yarasa uçaklar adı verilmiş ve Amerika’lılar bu sistemi bir sır gibi korumayı başarmıştır.Bildiğiniz üzere radar sistemleri mikrodalga sistemleri ile çalışan ve dalganın bir nesneye çarpıp geri dönmesi prensibini esas alan bir sistemler bütünüdür.Ben bu yazımda sistemi ne eleştireceğim nede yarasa uçakları yargılayacağım,sadece yarasa uçakların çalışma prensibi ile ilgili bir düşüncemi sizlere sunacağım.
Fizik ile ilgilenen okurlarım bilecektir,kozmik dalgalar manyetik alanda sapma göstermekte ve mikrodalgalarda elektromanyetik spektrum içerisinde yer almaktadır.Mikrodalgalar bazı özellikleri ile kozmik dalgalara benzemektedir.Bir nesne düşünün ve bu nesneyi bir elektromıknatıs haline getirdiğinizi…İşte,kozmik dalgalar bu elektromıknatısta sapma gösterecektir,aynı sapmayı mikrodalgalarda gösterecektir.Eğer bir uçak,sistem itibariyle bir elektromıknatıs özelliği taşırsa ve yapılacak sapma yönlendirilebilirse,radar sistemlerinden gelecek olan mikrodalgalar geri yansımayacak,aksine uçağın etrafından sapmaya uğrayacaktır.Ama bu sapmanın yönlendirilmesi ayrı bir sorun teşkil etmektedir,bunu da fizikçilere bırakıyorum.
117
Işık hızı bildiğiniz üzere bizim evrenimizde ulaşılabilecek en büyük hızdır.
Bizim evrenimiz diyorum;çünkü yapılan araştırmalarda bizim evrenimiz gibi birçok evrenin var olduğu tespit edilmiştir.Bizim evrenimizde ışığın ne gibi özellikleri var;isterseniz önce bunu irdeleyelim.
Işık veya ışık hızında giden dalgalar relativite teoremine uygun hareket ederler.Siz bir gemide olsanız ve bu gemi ışık hızında hareket edecek olsa relativitenin kuralları işler.Yani geminin kütlesi sonsuza yakın bir değere ulaşır,zaman sıfır düzeyinde akar ve hacimde sıfır düzeyine düşer.
Açıklamalarımdan anlayacağınız gibi ışık hızına ulaşmanın imkanı yoktur.Ama böyle bir yol bulunmuş olsave siz böyle bir gemide hareket etmiş olsanız,birkaç dakikalık hareketten sonra Dünya’da neredeysegünler geçmiş olur.Hakeza geminizin yakıtı bu gemiyi hareket ettirecek enerji düzeyine hiç birzaman ulaşamayacaktır.
Peki,sayın yazar konunun başında bizim evrenimiz dışında evrenlerin olduğundan bahsetmiştiniz;bunu açarmısınız diyebilirsiniz,
Evet bizim evrenimiz dışında evrenler var…Bunun tespitinde ise çok ilginçtir ki,ışık hızını geçen ve adına takyon adı verilen meteryaller etkin olmuştur.Işık hızını geçenmi dedim;evet bu meteryaller ışık hızından daha hızlı hareket etmektedirler.Ama bu meteryaller bizim evrenimizde bulunmuyor,bu yüzden ışık hızını geçme imkanı buluyorlar.Bu meteryaller paralel evrenleri doğrular biçimde diğer evrenlerden gelmekte ve sadece laboratuvar ortamlarında tespit edilebilmektedirler.
Bu meteryallerin özellikleri incelendiğinde ise ışık hızının üzerindeki taneciklerin özellikleri ortaya çıkmaktadır.
Relativideki özellikler var ya tamamen değişime uğramaktadır.Işık hzının üzerinde zaman eksi düzeye akmakta,kütle eksi düzeye ulaşmakta ve hacim olarakta bu meteryaller birden fazla yerde bulunabilmektedir.
Bir konuya da değinmek istiyorum,ışık hızının üzerinde sonuç nedenden önce olmaktadır.Bizim evrenimizde yemek yemek için acıkmış olmamız gerekir;
ancak ışık hızının üzerinde ise yemek yendiği için acıkma gerçekleşmektedir.
Alıntıdır.
94
Birkaç yıldır bir bilimsel furya var,görünmezlik ve sistemi…Benim bu furya ortaya çıkmadan önce ortaya döktüğüm ve elektroniksel sistemler ile yapılan ama sadece teoride kalmış bir düşüncem vardı.İşte bu yazımda sizlerle bunu paylaşmak istiyorum.
Öncelikli olarak insanlar neden görünmez olmak ister?İsterseniz önce bu soruya bir yanıt arayalım.Öncelikli olarak ulusal ilişkilerde ve uluslar arası ilişkilerde insanların bazı bilgileri öğrenmek amacıyla görünmezliği kullanabileceklerini düşünebiliriz.Düşünsenize,bir savaşta ön birlikler yada casuslar karşı tarafın bilgilerini görünmeden ve zorluk ile karşılaşmadan elde ediyorlar.Bu nedenle görünmezlik sistemleri bir çok ulusun hayalini süsleyen bir sistemler bütünüdür.Hakeza,yanlış ellere geçerse görünmezlik sistemleri aynı zamanda hırsızlık ve dolandırıcılıkta da kullanılabilinir.
Daha önceki bilimsel ve özelliklede teknik yazılarımı okuyanlarınız bilir,teknoloji bir deniz gibidir ve bizler bu denizde sadece bir su damlası gibiyizdir.Görünmezlik sistemide karmaşık bir elektroniksel sistemi kullanılarak yapılabilinir.
Öncelikli olarak ele alacağımız meteryal bir küp olsun.Bu küp şeklindeki meteryalin etrafını çok ince bir LCD ekran ile örteceğiz,ama bu LCD çok ince olacak.Küpün her yüzünü bu LCD ile çevirdikten sonra,her bir yüze ışığa duyarlı olan ve kameralarda kullanılan sistemleri ince bir slayt halinde bu LCD ekranın altına yerleştireceğiz.Yerleştirmiş olduğumuz ışığa duyarlı devre sayesinde kübün ön tarafındaki görüntü arka tarafa,arka tarafındaki görüntü de ön tarafına düşürülecektir.Mesela kübün ön tarafında bir duvar var ve kübün arka tarafında da bir vazo var…İşte bu elektroniksel sistemler ile kübün ön tarafındaki duvarın görüntüsü arka tarafta ortaya çıkacak ve arka tarafındaki vazonun görüntüsü de ön tarafta ortaya çıkacak.Böylece kübün ön tarafında duran kimse kübü değil vazoyu görecek ve arka tarafta duran kişi de küp yerine duvarı görecektir.Kübün yan tarafları içinde aynı sistem geçerli olacak ve yan tarafta olan kişiler de aynı şekilde küpü göremeyeceklerdir.
Bu sistemler bütünü teorik olarak mümkün,ancak gölgelendirme olayı işi bozmaktadır.Çünkü hiçbir LCD ekran güneş ışığı düzeyinde bir ışıklandırma yapamamaktadır.Bu sorunu çözmeyide elektronik mühendislerine bırakıyorum…
Alıntıdır.
178
Nihilizm; metafizik ve ahlaki güçleri yok sayan, mevcut olan değerlere ve düzene karşı çıkan, hiçbir iradeye boyun eğmeyen görüşlerin genel adıdır.
Nihilizm, bilgi felsefesi, ahlak ve siyaset alanında kabul görmüştür. Ve yine nihilizm, her şeyi, her gerçeği ve değerleri inkar şeklinde ortaya çıkmıştır.
Nihilizm, her türlü bilgi imkanını inkar eder ve hiçbir doğru, genel- geçer bilginin olamayacağını savunur. Varlığı her şekliyle şüphe ile karşılar ve hatta yok sayar.
Yokçuluk yani nihilizm on dokuzuncu yüzyıl ortalarında Rusya’ da, özellikle genç entelektüel kesim arasında, taraf bulmuştur. Latince nihil (hiç) sözcüğünden türetilen nihilizm varlığı yok sayar ve bilimsel bilgi dışında hiçbir gerçek bilgi olmadığını kabul eder. Rus edebiyatında ilk kez Nedejin’ in bir makalesinde kullanıldı.
Bu yaklaşım, toplumda yerleşik kuralların, kurumların, ahlak kurallarının ve değer yargılarının yadsınmasıdır. Ve kökleri Antikçağ Yunan Felsefesine, özellikle de Gorgias ‘ akadar gider. Gorgias, varlık ve bilgi ile ilgili nihilizmini üç önermede ortaya koyar. Bu önermeler: 1-“Hiçbir şey yoktur”, 2- “Bir şey olsaydı da bilemezdik”, 3-Bilseydikte başkalarına bildiremezdik”. Bu görüşleriyle Gorgias, hem bilgi elde etme imkanını hem de varlığı inkar eder. Ayrıca septikler ve sofistler, kendisinden şüphe edilemeyen ve tenkit edilemeyen hiçbir şeyin olmadığını ileri sürerler. Bu şekilde şüpheci ve de tenkitçi bir nihilizmi ortaya koymuşlardır.
Siyasi alanda nihilizm, özellikle XIX. Yüzyılda Rusya’ da taraf bulmuş bir akımdır. Önceleri yeni bir toplum düzeni kurmak için yerleşik düzeni tamamen ortadan kaldırmaya yönelik bir hareket idi. Fakat daha sonra her türlü düzeni reddeden, toplumun ve tüm sosyal kurumların ferd üzerinde her türlü baskısını, otoritesini kabul etmeyen bir görüş halini almıştır. Bu şekil nihilist anlayış, en başta devlet olmak üzere, bütün baskıcı kurumların ortadan kalkması gerektiğini savunur. Godwin, “Political Justice” adlı eserinde, devletin insanlığın ahlakını bozduğunu, bu yüzden de devlet kurumunun ortadan kaldırılması gerektiğini savunur. Godwin ile aynı fikirleri savunan başka düşünürlerde vardır; Tucker, Stirner, Tolstoi, Fourier, Kropotkin, Proudhon ve Bakunin gibi.
Alıntıdır.
110