E-Nasıl.Com

İnternet Gündemi

Ekim 13th, 2008 için arsiv

Bir araştırmanın düşündürdükleri

Yazan: admin Tarih: Eki 13th, 2008 | Kategori:: Makaleler

ARAŞTIRMAYI yapan, merkezi Washington’da bulunan bağımsız Amerikan Pew şirketi.

 

Pew, “Küresel EÄŸilimler Projesi” kapsamındaki bu projeyi 42 ülkede gerçekleÅŸtirdi.

 

45 bin 239 denekle konuÅŸuldu.

 

Araştırmanın yapıldığı ülkelerden biri de Türkiye.

 

Sonuçlar bizim açımızdan kaygı verici:

 

“2007’de ülkemizde laikliÄŸi savunanların oranı yüzde 55.

 

Bu oran 2002 yılındaki araÅŸtırmada yüzde 73’tü.”

 

Pew, AKP iktidarı döneminde laiklik konusunda ciddi bir gerileme olduğuna dikkat çekiyor.

 

Şeriat kurallarının geçerli olduğu Pakistan’da ise laikliğe verilen destek 5 yılda yüzde 33’ten yüzde 48’e yükseldi.

 

Araştırmanın ortaya koyduğu çarpıcı gerçek şu:

 

“LaikliÄŸin özümsenmesi Türkiye’de geriliyor, Pakistan’da ise yükseliyor.”

 

 

  • Aynı araÅŸtırmadan bir iki çarpıcı bulgu daha verelim.
  • Ülkemizde halkın yüzde 93’ü “Tesettüre girip girmemek kadının tercihidir” diyor.
  •  

    Rapora göre Türkiye Müslüman ülkelerde bu konuda en yüksek orana sahip.

     

    Demokrasinin işleyebileceğine inananların oranı ise sadece yüzde 31.

     

    Oysa 2002’de bu oran yüzde 50’nin üzerindeydi.

     

    Toplumumuzun yarısı medyanın devlet tarafından sansürlenmesinde de bir sakınca görmüyor.

     

     

  •  

    Bir ilginç bulgu da şu:

     

    Türkiye’de “Ahlak için din ÅŸart deÄŸil” diyenlerin oranı yüzde 12.

     

    Bu oran diğer İslam ülkelerine göre henüz yüksek.

     

    Örneğin Endonezya, Mısır ve Ürdün’de bu görüşe katılan neredeyse kimse yok.

     

     

  •  

    Turist Rehberleri Birliği Başkanı Şerif Yenen ile Turistik Otel İşletmecileri ve Sanayicileri Birliği Başkanı Timur Bayındır’ın demeçlerindeki kaygılar da Pew araştırmasındaki sonuçların uyandırdığı kaygılarla örtüşüyor.

     

    Yenen, Türkiye’nin “ılımlı İslam ülkesi” imajının Batı’da giderek yaygınlaÅŸtığını gözlemlediklerini söylüyor.

     

    Bayındır ise ülkemizi daha önce gezmiş olan turistlerin bu kez Türkiye’nin son yıllarda daha İslami bir yapıya kaydığından şikáyet ettiğini vurguluyor.

     

     

  •  

    GeliÅŸmeler, bulgular Türkiye’de “İslami yaÅŸam biçimi”nin yaÅŸamın her alanına yayılmakta olduÄŸunu ortaya koyuyor.

     

    Türkiye’nin üzerine örtülmek istenen “İslam ÅŸalı” giderek belirginleÅŸmeye baÅŸladı.

     

    Yaşadığımız ramazan ayında bu daha görünür bir şekilde ortaya çıktı.

     

    Şimdi şu soruyu sormak istiyorum ve yanıtını çok, ama çok merak ediyorum:

     

    “1950’den sonra gelmiÅŸ geçmiÅŸ tüm iktidarlar ve Türkiye’yi yönetenler ülkemizin bu noktaya gelmesindeki günahlarının sızısını vicdanlarında duyuyorlar mı?” Ve son soru:

     

     

     

    “Oy uÄŸruna bu ihanete deÄŸer miydi?”

  • 103


    Yavru kuÅŸlar uçamadılar…

    Yazan: admin Tarih: Eki 13th, 2008 | Kategori:: Makaleler

    ANNE kuşlar, son birikinti suyu da kuruyan gölü terk etmek üzere havalandılar.

     

    Yavrularının da kanatlanıp peşlerinden gelmesi için gölün üzerinde daireler çizmeye başladılar.

     

    Ama küçük kuşların uçma zamanı gelmemişti.

     

    Yuvalarının otları arasından başlarını yana yatırıp, gözlerini kırpıştırarak gökyüzündeki annelerine baktılar.

     

    Anneler orada kalsalar, susuzluktan öleceklerdi.

     

    Gitseler; yavruları orada kalacaktı.

     

    Annelik içgüdüsü ile ölümden kaçma içgüdüleri çatıştı. Gökyüzünde dönüp durdular.

     

    Allı turna sürüsü bir indi kuru göle, bir çıktı gökyüzüne.

     

    Çığlıklar ata ata yavrularını bu erken ve zorunlu göçe çağırdılar, küçük kuşlar ancak bir-iki adım atabildiler, henüz gelişmemiş kanatlarını çırptılar, cılız seslerle yanıt vermeye kalktılar, gökyüzüne doğru ağızlarını açıp kapattılar.

     

    Ama asla uçamadılar.

     

     

  •  

    Tuz Gölü’dür burası.

     

    Konya ile on dört il ve ilçenin kanalizasyonunu bu muhteÅŸem göle akıtmak için devletin trilyonlar harcayıp 125 kilometre beton kanal yaptırdığı eÅŸsiz göl…

     

    İnsanoÄŸlunun doÄŸaya karşı ahlaksızlığının ve saygısızlığının en çarpıcı kanıtı olan ve bunu yok olarak ödeyen bir yeryüzü harikası…

     

    Gelişigüzel sulama kanalları ile suyunu bir yandan çekip, öte yandan on dört yerleşimin sanayi atıklarını, fosseptiğini, kirini, pasını bağladıkları Tuz Gölü.

     

     

  •  

    Sonra ne oldu bilmiyoruz.

     

    Ortalık karardı, birkaç gün sonra gölün kurumuş kıyılarında çok sayıda yavru kuş buldular Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi�nin araştırmacıları.

     

    Anneler gitmiş, yavrular ölmüştü.

     

    Bir köylü, muhabire “YaÅŸayan bir yavru bizim gölgemizi görünce annesi sandı ki, yiyecek geldi diye birkaç kez aÄŸzını açtı, ama öldü” dedi.

     

    Belki son yavru kuÅŸtu…

     

    Ve siz hálá dünyayı kimin ısıttığını, kimin iklimleri bozduğunu, suların neden kesildiğini, bahçelerimizi ve bizi kimin susuz bıraktığını merak ediyorsunuz.

     

    Öyle mi ?..

  • 126


    Küresel kriz

    Yazan: admin Tarih: Eki 13th, 2008 | Kategori:: Makaleler
    Papa 16. Benediktus, “Küresel kriz, İlâhî ikazdır!” diyor. Böyle dediÄŸi için ne Batı’da hücuma maruz kalıyor ne de Türkiye’de bir Müslüman benzer deÄŸerlendirmede bulunduÄŸunda topyekûn harekete geçen “lâikçi” medyadan ses çıkıyor.
    17 AÄŸustos 1999 depremi için benzer bir deÄŸerlendirmede bulunan Sayın Mehmet Kutlular hapis cezasına çarptırılmış, o bu cezayı çekmiÅŸ ama AİHM, böyle bir deÄŸerlendirme hukuka aykırı deÄŸildir diyerek, onu hukuka aykırı bulan Türkiye Cumhuriyeti mahkemesini mahkûm etmiÅŸti. Elbette kevnî/kozmik meseleler üzerinde yorum yaparken seküler kanunlara göre davranmak, Allah’a ve dine inancımızı onlara göre düzenlemek mecburiyetinde deÄŸiliz.

    Evet, Kur’an’da iki küsur sayfa olarak anlatılan Hz. Musa (as) ve Hz. Hızır (as) kıssası, bize bütün hadiselerin Kaderî boyutunu, içyüzünü, asıl manâsını öğretir. Cenab-ı Allah (cc), Kur’an’da kevnî gerçekler gibi fertlerin ve toplumların yaÅŸadıklarını, yani tarihi ve sosyal vâkıaları da zahirî sebepler açısından nazara vermez; çünkü onlara böyle bakmak, o gerçekleri ve hadiseleri manâsızlaÅŸtırır ve yaratılışı da anlamsız hale getirdiÄŸi gibi, neticede insanı ya deist olmaya ya da Cenab-ı Allah’ın -haÅŸa- manâsız ÅŸeylerle iÅŸtigal ettiÄŸi neticesine, bundan da öte O’nu inkâra kadar götürür. Bu ise, cinayetlerin en korkuncudur. Zahirî sebepler birer bahanedir; asıl sebep, onların gerisinde yatan Kaderî veya İlâhî hükümdür. Bize düşen, öncelikle onu aramak ve ona göre davranmaktır. Bu, zahirî sebepleri görmeyelim manâsına gelmez. Çünkü sebep ve netice gibi, zahirî ve aslî sebepler için de iki ayrı deÄŸil tek ve aynı Kader hükmeder; zahirî sebepler de aslî sebebe baÄŸlıdır. Kader, bu aslî sebebe göre hükmünü verir; zahirî sebebi bir perde yapar ve bizi aslî sebebi görmeye çağırır.

    Meselâ, Uhud Savaşı’nın ikinci devresinde Müslümanların yaÅŸadığı zahirî maÄŸlûbiyetteki görünür sebep, Peygamber Efendimiz’in (sas) kesin emrine raÄŸmen okçuların yerlerini terk etmeleridir (Âl-i İmran, 152). Ama bu görünür sebebi ve Sahâbe ordusunun savaşın ikinci devresindeki zahirî maÄŸlûbiyetini hazırlayan asıl sebep, Kur’an’da açıkça buyrulduÄŸu üzere, Sahâbe’den bazılarının daha önce kendi seviyeleriyle tam örtüşmeyecek ÅŸekilde davranmış olmalarıdır (Âl-i İmran, 155). Bu da, Allahü a’lem Bedir Savaşı’nda düşman tamamen ezilmeden ganimet toplamaya giriÅŸmeleri olsa gerektir (Enfal, 67; Muhammed, 4). Söz konusu zahirî maÄŸlûbiyetin daha baÅŸka pek çok hikmetleri vardır ki, bunlar bilhassa Âl-i İmran Sûresi’ndeki ilgili âyetlerden takip edilebilir. Aynı ÅŸekilde, Huneyn Savaşı’nın ilk devresinde yaÅŸanan zahirî maÄŸlûbiyetin görünürdeki sebebi, Huneyn Vadisi’nde düşmanın pususuna düşmektir. Fakat bu sebebi hazırlayan ve o maÄŸlûbiyete hükmeden asıl sebep ise, Müslüman ordusundaki bazılarının kalblerinde beliriveren güçlerine aldanma, “bugün bizi yenebilecek kimse yoktur!” duygusuna kapılıp, zaferi bir anlık bir duyguyla bile olsa kendi maddî güçlerine baÄŸlayıverme olmuÅŸtur (Tevbe, 25).

    Fert fert ve toplumlar olarak hayatımızdaki her bir hadise nasıl pek çok manâlar ve hikmetler yüklü ise, bugün dünya çapında yaÅŸanan ve nelere mal olacağını henüz kimsenin kestiremediÄŸi “küresel kriz” de elbette büyük manâlar ve hikmetler yüklüdür; taşıdığı manâ ve hikmetleriyle elbette İlâhî bir ikazdır. Krize yol açan zahirî sebepler kadar olsun, o sebepleri ortaya çıkaran ve onlara hükmeden Kaderî sebepleri aramak gerekir. Ne liberal kapitalizm ve onun üzerine oturduÄŸu pazar ekonomisi, “ideolojilerini mitoloji haline getirenler”in zannettiÄŸi gibi insanlığın önündeki yegâne alternatif ve tarihin sonudur ne de mevcut herhangi bir siyasî sistem. Çünkü bunların hiçbiri, Cenab-ı Allah’ın kâinat gibi insan hayatının da yaratılış ve iÅŸleyiÅŸ, yani varoluÅŸ sistemi olarak tayin buyurduÄŸu, varlığın üzerinde döndüğü İlâhî icraatın unvanı olan kanunlar bütününe, yani “fıtrat”a uygun deÄŸildir. Dolayısıyla, fıtratın bir tercümesi olan İslâm’a da uygun deÄŸildir ve hepsi, sona ermeye mahkûmdur. Bu konu, üzerinde biraz daha durmayı hak ediyor.

     

    13 Ekim 2008, Pazartesi

    Ali Ünal

    115


    Öcalan ile pazarlık

    Yazan: admin Tarih: Eki 13th, 2008 | Kategori:: Makaleler
    Abdullah Öcalan PKK elebaşısı. 1999′dan beri İmralı’daki cezaevinde… Terör örgütü PKK’yı buradan yönettiÄŸi iddia ediliyor. Yaklaşık 10 gün önce ilginç “çözümlemeler” yaptı Öcalan.
    Kendisini Genelkurmay adına Atilla UÄŸur’un ziyaret ettiÄŸini, “Bu sorunu kendi aramızda çözelim.” teklifinde bulunduÄŸunu öne sürdü.

    Atilla UÄŸur, Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından emekli bir albay… Aynı davadan aranan TuÄŸgeneral Levent Ersöz’ün saÄŸ kolu olarak biliniyor.

    ***

    Öcalan daha önce de Ergenekon operasyonu kapsamında cezaevine konulan generallerin kendisiyle görüştüğünü ileri sürmüştü:

    -Benim Ergenekon’la hiçbir iliÅŸkim yok. Atilla UÄŸur, Emre Taner ayrı ayrı İmralı’da ilk dönemde benimle görüşmüşlerdi. Çok iddialı konuÅŸuyorlardı. Biz bu sorunu KDP, YNK ve Amerika ile deÄŸil sizinle, PKK ile çözelim diyorlardı. Bana konuÅŸmaları olumlu geldi. Ben de onlara normal davrandım; ama ÅŸimdiki durumları ortada. Güçlerinin olmadığı ortadadır. Benim sorguma katılan paÅŸa cezaevinde. Ama ne için cezaevinde olduÄŸunu bile bilmiyor.

    Bu sözlerine şimdi biraz daha açıklık getiriyor Öcalan:

    -Tutuklanan generallerin İmralı ile bir şekilde ilgileri olmuştu. Hurşit Tolon ve birkaçı bir dönem burada komutanlık yaptı. Bunlar İmralı ile ilişkiye geçerek neyi yapmak istemişler, hedefleri neydi buna bakmak lazım.

    Şüphesiz o dönemde yapılan görüşmelerin mahiyetini ancak taraflar bir açıklama yaptığında öğrenebileceğiz.

    O halde Öcalan bu görüşmeleri niye deşifre ediyor?

    Bir hafta sonra başlayacak olan Ergenekon davasıyla bir ilintisi olabilir mi acaba?

    Yoksa yerel seçimler öncesi tabana “Devlet bizimle pazarlık yaptı.” mesajı mı veriyor?

    Åžu sözlerinden bu anlam “zımni” olarak çıkıyor zaten:

    -Hatta o dönem tek taraflı adım bile attım. AteÅŸkes ilân edildi. Bana o zaman ‘güdümlü, kademeli demokrasi sistemi’ni önerdiler. Ben kabul etmedim. ‘Hayır, neden güdümlü, kademeli demokrasi olsun, demokrasi açık, ÅŸeffaf ve özgür olmalıdır’ dedim. Ama sonra kendi aralarında askerî taktik mi yaptılar bilemiyorum. Aslında hiçbir ÅŸey yapılmadı deÄŸil. Bazı ÅŸeyler de yapıldı. Ancak 11 Eylül saldırılarından sonra o adımlar da kesildi.

    ***

    Kısacası terör örgütü PKK’nın tasfiyesi için geçmiÅŸte birtakım pazarlıklar yapıldığını savunuyor Öcalan.

    O zaman şu soruyu sormak lazım:

    -Öcalan’la bazı pazarlıklar yapıldıysa PKK varlığını nasıl sürdürebiliyor?

    -Devlet mi Öcalan’ı, Öcalan mı devleti kullandı?

    Bu konuda yine Öcalan’ın yaptığı açıklamalara baÅŸvurabiliriz.

    20 Aralık 2006 tarihinde avukatlarıyla yaptığı görüşmede Öcalan, kendisinin Peru’da halen cezaevinde bulunan terör örgütü Aydınlık Yol’un lideri Abimael Guzman’a benzetilmesine bakın nasıl kızıyor:

    -Guzman tarzını uygulayarak, beni kullanmak mümkün değil. Bunu akıllarından çıkarsınlar. Tamam, benden faydalanabilirler. Benim de yapmak istediğim bu; ama bu şekilde basit yaklaşılamaz. Böyle düşünenleri ciddi olmaya davet ediyorum. Barışçıl ve demokratik çözüm için 15 yıldır çaba harcıyorum. Bu konuda hâlâ iddialıyım. İnisiyatifim var, kullanabilirim.

    Öcalan’ın bu inisiyatifi kullanıp kullanmadığını, kullandıysa hangi yönde kullandığını bilmiyoruz.

    Ancak görüyoruz ki PKK terör eylemleri gerçekleÅŸtirmeye devam ediyor. Örgütün elebaşısı da İmralı’dan talimatlar yaÄŸdırmaya…

    Hasılı, hem PKK’nın hem de Öcalan’ın gölgesi karabulut gibi dolaşıyor Türkiye’nin üzerinde.

    13 Ekim 2008, Pazartesi

    Mehmet Yılmaz

    108


    İnternette izleniyor olabilirsiniz

    Yazan: admin Tarih: Eki 13th, 2008 | Kategori:: Teknoloji Haberleri

    Flash Player’daki bir açık yüzünden, hacker’lar web kameranızı ele geçirmiÅŸ ve sizi gözetliyor olabilir.

    Ortaya çıkan yeni bir tehdit, internet kullanıcılarının webcam’lerini ve mikrofonlarını kontrolü altına alabiliyor.

    Adobe’dan geçtiÄŸimiz günlerde yapılan bir açıklamada, Flash Player’da görünen bir açık sonucunda, internet kullanıcılarının ortaya çıkan ve ismi ‘clickjacking’ olan yeni bir tehditle yüz yüze olduÄŸunu duyurdu. Açıklamanın devamında tehlikenin pek küçümsenecek boyutta olmadığı ifade edilirken, bu yeni tehdidin, hacker’lara kullanıcıların webcam’lerini ve mikrofonlarını kontrol edebilme olanağı saÄŸladığı belirtildi.

    Bunun yanında clickjacking, Microsoft Internet Explorer baÅŸta olmak üzere Firefox, Safari ve diÄŸer birçok web tarayıcıyı etkisi altına alabiliyor. Adobe’un ‘kritik’ olarak derecelendirdiÄŸi clickjacking tehdidi, aslında yeni bir olay deÄŸil.

    Frost & Sullivan’da çalışan bir analiz uzmanı olan Chris Rodriguez, bu konuda ÅŸu sözleri dile getirdi: “Clickjacking birçok formda görünebiliyor. Son günlerde Adobe Flash Player’da ortaya çıkan bir açığı iyi deÄŸerlendiren hacker’lar, bu açık nedeniyle kullanıcıların webcam’lerini ve mikrofonlarının kontrolünü eline alabiliyor.”

    “Clickjacking nasıl kullanıcılarla temas ediyor?” sorusuna da yanıt veren Rodriguez, sözlerini şöyle sürdürdü: “Clickjacking genellikle bir web sayfasında bulunan ve görünmez bir yapıda bulunan butonlara tıklanması suretiyle kullanıcılara bulaşıyor.”

    Adobe, bu açığın Flash Player’ın güncel sürümünün yayınlanmasıyla kapatılacağını umuyor.

    Kaynak

    85


    Google’dan KOBİ’lere internet servis kanalı

    Yazan: admin Tarih: Eki 13th, 2008 | Kategori:: Teknoloji Haberleri

    Dünyanın önde gelen arama motoru Google, reklam ajansları, web tasarımcıları, teknoloji ve KOBİ danışmanları ile internet dünyasında kariyer yapmak isteyen yeni mezunlara, internette etkin yer alma ve internet reklamcılığı konularında sertifikalı eğitim verecek.

    Google Türkiye Pazarlama Direktörü Mustafa İçil, Google olarak işletmelerin teknolojiyi daha fazla kullanarak rekabet güçlerini arttırmalarına destek olmak istediklerini ifade etti.

    Türkiye’de faaliyet gösteren 1 milyon 800 bin KOBİ’den 400 bininin internet sitesinin bulunduÄŸunu belirten İçil, sitelerin etkinliÄŸinin dikkate alınması durumunda ise bu sayının daha da azalacağını söyledi.

    KOBİ’lerin internet reklamcılığını etkin kullanmaları konusunda OSTİM ve Ege İhracatçı Birlikleri ile iÅŸbirliÄŸi yaptıklarını anımsatan İçil, Bursa’nın da aralarında bulunduÄŸu bazı ÅŸehirlerdeki sanayi bölgeleri ile de iÅŸbirliÄŸi anlaÅŸmaları yapacaklarını anlattı.

    Google’ın projenin ikinci basamağı olarak bir süre önce ”Google İnternet Reklamcılığı Programı”nı baÅŸlattığını bildiren İçil, bu kapsamda reklam, web tasarımı, teknoloji ve KOBİ danışmanları ile internet dünyasında kariyer yapmak isteyen yeni mezunları, internette etkin yer alma ve internet reklamcılığı konularındaki özel eÄŸitim programlarına davet ettiklerini kaydetti.

    İçil, programla katılımcıların internet reklamcılığı dünyasına girip, bir web sitesinin nasıl etkin bir pazarlama aracına dönüşebileceğini göreceklerini ve hizmet verdikleri firmaların bu dünyada yer alması için özel fırsatlara ulaşacaklarını belirtti. İçil, şöyle devam etti:

    ”KOBİ’ler, yalnızca Google’ın reklam sayfalarından deÄŸil, aynı zamanda yeni bir internet teknolojisini kullanmak, web sitelerini yenilemek ya da internete daha etkin entegre olmak istediklerinde bu konuda uzman firmaların desteÄŸine ihtiyaç duyuyorlar.

    Türkiye’de bu konuda eksik var. Türkiye’de internet konusunda uzmanlığı olan çok baÅŸarılı ajanslar olmasına raÄŸmen, onlarla çalışma lüksü olmayan binlerce firma da bulunuyor. Bu soruna çözüm olarak Google, reklamcılık sertifikasyonuna sahip firmaların oluÅŸturduÄŸu bir kanal yapılanmasına gidiyor. Bununla ilgili bir eÄŸitim programı da baÅŸlattık. KOBİ’leri oluÅŸturacağımız onlarca, yüzlerce sertifikalı firmaya yönlendirebileceÄŸiz.”

    Program hakkındaki bilgileri, bloglar, forumlar, web masterlar ve IT danışmanlarının da aralarında bulunduğu çok geniş bir kitleye aktardıklarını ve katılım çağrısında bulunduklarını anlatan İçil, programa katılım için kayıtları toplamaya başladıklarını dile getirdi.

    Kayıtları inceleyerek profile uyan firmaları seçeceklerini ve firmaların da 22 Ekimde İstanbul’daki ”Google İnternet Reklamcılığı” etkinliÄŸine kayıt olabileceklerini ifade eden İçil, tam gün ve ücretsiz olan bu eÄŸitimin ardından yapılacak sınavla programın tüm kayıt adımlarının tamamlanacağını kaydetti.

    Sertifika alan firmaları dönem dönem ek eÄŸitimlerle ve yeni teknolojilerdeki güncel bilgilerle destekleyeceklerine ve özel fırsatlar sunacaklarına iÅŸaret eden İçil, İstanbul’daki ilk etkinliÄŸin ardından, talep gelmesi halinde diÄŸer kentlerde de eÄŸitim verebileceklerini belirtti.

    ”Google, böylece KOBİ’lerin internet reklamcılığı ve web siteleri konusunda servis alacağı uzman bir kanal kuracak” diyen İçil, programa katılmak isteyenlerin www.google.com.tr/internetreklamciligi adresinden baÅŸvuru yapabileceklerini bildirdi.

    Google’ın dünya çapında yaygınlaÅŸtırmayı planladığı eÄŸitim projesinin ilk olarak Türkiye, İsrail ve Polonya’da pilot olarak uygulamaya konulduÄŸunu bildiren İçil, ”Türkiye’de bu tür bir yapılanmaya ihtiyaç bulunduÄŸunu dile getirdik. Google’ın Amerika ve Avrupa merkezindeki yetkililer de Türkiye’deki potansiyelin farkındalar ve bu tür eÄŸitim programları için yatırım yapıyorlar. DoÄŸru yapılanmayı gerçekleÅŸtirirsek Türkiye’de bu bilincin yayılması ve kurumların internet kullanımını arttırması büyük bir hızla gerçekleÅŸecektir” dedi.

    Mustafa İçil, Türkiye’de internet reklamcılığının çok etkin kullanılmaması nedeniyle bu alanda reklam kirliliÄŸinin oluÅŸmadığına dikkati çekerek, firmaların bu fırsatları günümüz ortamında iyi deÄŸerlendirmesi gerektiÄŸini sözlerine ekledi. Sabah

    37