E-Nasıl.Com

İnternet Gündemi

Ekim 13th, 2008 iin arsiv

2009 felaketler yılı !

Yazan: admin Tarih: Eki 13th, 2008 | Kategori:: Kategorilenmemiş

Boriska, Mars’tan gelen İndigo oğlan, 2009′da çok büyük felaketler
olacağını kehanet ediyor

Boriska, Mars’tan gelen İndigo oğlan, 2009′da çok büyük felaketler olacağını
kehanet ediyor Oğlan, geçmiş yaşamında yedi metre boyunda Marslı bir varlık
olduğunu söylüyor
Rusya’nın Volgograd bölgesinde, Volzhsky kasabasında olağandışı bir oğlan
bebeği doğdu. Annesi Nadezhda Kipriyanovich oğlunu güzel bir sabah doğurdu.
“O kadar hızlı bir doğum oldu ki, herhangi bir ağrı hissetmedim. Bana bebeği
gösterdikleri zaman, oğlan bana yetişkin birinin bakışları ile bakıyordu.
Bir çocuk doktoru olarak yeni doğan bebeklerin herhangi bir şeye bakmak için
konsantre olamadıklarını biliyorum. Ancak, küçük bebeğim bana büyük
kahverengi gözleri ile bakıyordu. Bunları bir kenara bırakırsak, tüm diğer
çocuklar gibi olağan küçük bir bebekti” diyor annesi.

Anne ve oğlu hastaneden eve döndükleri zaman, kadın küçük oğlu ile ilgili
çok tuhaf şeyler fark etmeye başladı. Annesinin Boris adını verdiği oğlan
ağlamıyordu ve hastalıklara yakalanmıyordu. Tüm diğer çocuklar gibi
büyüyordu, ama sekizinci ayında bütün cümleleri söylemeye başladı. Anne
babası çocuğa model parçalar verdi ve oğlan bunlardan geometrik doğru
figürler yapmaya başladı, farklı parçaları kesin doğrulukla bir araya
getiriyordu. “Ona yabancılar gibi geldiğimiz konusunda çok tuhaf
hissediyordum, temas kurmaya çalışıyordu” diyor oğlanın annesi.

Boris veya Boriska, anne babası onu sevgiyle çağırdıkları zaman, ikisine
dönüp resimler çizmeye başlıyordu, bunlar önce soyut görünüyordu: mavi ve
mor renklerin karışımı idi. Psikologlar resimleri inceledikleri zaman,
oğlanın muhtemelen insanların auralarını çizmeye çalıştığını söylediler.
Boris anne babasına Evreni anlatmaya başladığında üç yaşında bile değildi.

“Güneş sisteminin tüm gezegenlerinin isimlerini söyleyebiliyordu,
uydularının isimlerini bile. Bana galaksilerin sayılarını ve isimlerini
anlatıyordu. Önce bunun çok korkutucu buluyordum, ama sonra bu isimlerin
gerçekten var olup olmadığını kontrol etmeye karar verdim. Astronomi ile
ilgili bazı kitaplar aldım ve oğlumun bu bilim ile ilgili bu kadar çok şey
bildiğini görmem beni şok etti” dedi Nadezhda.

Bebek – astronom ile ilgili dedikodular kasabada ışık hızından hızlı
yayılmaya başladı. Oğlan bölgenin ünlüsü oldu: insanlar çocuk ile ilgili çok
meraklı idiler, herkes onun nasıl bu kadar çok şey bilebildiğini öğrenmek
istiyordu. Boriska dünya dışı uygarlıklardan gelen ziyaretçilerini, üç metre
boyundaki insanların kadim ırkının varlığını, gelecek iklim ve küresel
değişimleri anlatmaya istekliydi… Herkes küçük oğlanı büyük ilgiyle
dinliyordu, ama insanlar bu hikayelere inanmıyorlardı.

Anne baba güvende olmak için çocuklarını vaftiz etmeye karar verdiler:
bebeklerinde yanlış bir şey olduğunu düşünmeye başlamışlardı. Hemen ardından
Boriska insanlara onların günahlarını anlatmaya başladı. Sokakta bir
delikanlı ile karşılaşınca, hap kullanmayı bırakmasını söylüyordu; yetişkin
adamlara eşlerini aldatmalarını bırakmalarını söylüyordu, vs. Küçük kahin
insanları gelmekte olan sıkıntılar ve hastalıklara karşı uyarıyordu, bunlar
oğlanın anne babası için olumsuz bir şöhret yaratıyordu.
Nadezhda daha sonra oğlunun ciddi felaketlerden hemen önce kötü hissettiğini
fark etti. “Kursk denizatlısı battığı zaman, her yeri ağrıyordu. Beslan’daki
rehine krizi sırasında ıstırap çekti, o korkunç saldırı günlerinde okula
gitmeyi reddetti.”

Beslan krizi sırasındaki hislerini sorduğu zaman, Boris içinin yandığını
söyledi: “Sanki içimde bir ateş yanıyordu. Beslan’daki hikayenin korkunç bir
son ile biteceğini biliyordum” dedi oğlan.

Oğlan Rusya’nın geleceği ile ilgili oldukça iyimser: “Ülkedeki durum
gittikçe düzelecek. Ancak, Dünya gezegeni iki çok tehlikeli yılı
deneyimleyecek – 2009 ve 2013. Bu felaketler su ile ilişkili olacak” dedi
Boriska.

Boriska o yılın yazında Rus bilim adamlarının dikkatini çekti. Rus Bilimler
Akademisi’nin Dünya Manyetizmi ve Radyo – dalgaları Enstitüsünün uzmanları
oğlanın aurasının fotoğrafını çektiler, aurasının olağanüstü güçlü olduğu
ortaya çıktı.

Profesör Vladislav Lugovenko “Turuncu spektrograma sahip, bu onun güçlü
zekaya sahip neşeli bir kişi olduğu anlamıan geliyor” dedi. “İnsan beyninin
iki temel hafıza tipine sahip olduğu ile ilgili bir teori var: çalışma ve
uzaktan hafıza. İnsan beyninin en dikkate değer yeteneklerinden biri
deneyim, duygular ve düşünceler ile ilgili hem içten hem de dıştan bilgi
saklama yeteneğidir, Evrenin tek bilgisel uzayı. O alandan bilgi çekebilen
bazı eşsiz bireyler var. Benim fikrime göre, her insan varlığı enerji
kanalları vasıtası ile uzayla bağlantılıdır.”

Lugovenko’ya göre, bu prosedürü çok kolaylaştıran özel cihazların yardımı
ile insanların duyular dışı niteliklerini ölçmek mümkündür. Tüm dünyadaki
modern bilim adamları fenomen çocukların gizem perdesini kaldırmak için
geniş araştırmalar yapıyorlar. Son yirmi yılda dünyanın tüm yerleşim olan
kıtalarında eşsiz niteliklere sahip olan insanlar doğdu. bilim adamları
böyle çocuklara “indigo çocuklar” diyor.

Vladislav Lugovenko “Boriska bunlardan biri. Görünüşe göre, indigo
çocukların dünyamızı değiştirme özel misyonları var. Onlardan çoğu
değiştirilmiş DNA spirallerine sahip, bu onlara inanılmaz güçlü bağışıklık
sistemi sağlıyor, AIDS’i bile yenebiliyorlar. Böyle çocukları Çin,
Hindistan, Vietnam’da gördüm. Uygarlığımızın geleceğini değiştireceklerinden
eminim.” dedi.

Dünyanın öncü uzay birimleri Mars gezegeninde yaşam izleri bulmaya
çalışırken, sekiz – yaşındaki Boriska anne babasına ve arkadaşlarına Mars
uygarlığı ile ilgili bildiği her şeyi anlatıyor. Boriska geçmiş yaşamını
hatirlıyor. Uzmanlar gerçekte bilemeyeceği bilgilere sahip olduğunu
söylüyorlar. Bir Rus gazeteci son zamanlarda eşsiz bilgisi ve deneyim ile
ilgili oğlan ile konuştu.

- Boriska, buradaki insanların söylediği gibi gerçekten Mars’ta yaşadın mı?
- Evet, yaşadım, bu doğru. O zamanı hatırlıyorum, 14 veya 15 yaşında idim.
Marslılar her zaman savaşıyorlardı, sık sık arkadaşımla birlikte hava
baskınlarına katılmak zorunda kalıyordum. Zamanda yolculuk yapabiliyorduk ve
yuvarlak uzay gemilerinde uçuyorduk, ama Dünya gezegenindeki yaşamı üçgen
gemilerde gözlüyorduk. Mars uzay gemileri çok karmaşıktır. Katmanlıdır ve
Evren boyunca uçabilir.
- Şu anda Mars’ta yaşam var mı?
- Evet, var, ama gezegen küresel bir felaket sonucu atmosferini yıllar önce
kaybetti. Ama Marslı insanlar yeraltında hala yaşıyorlar. Karbonik gaz
soluyorlar.
- Marslı insanlar nasıl görünüyorlar?
- Çok uzunlar, yedi metreden uzun. İnanılmaz niteliklere sahipler.

“Oğlumuzu ufolog, astronom ve tarihçiler dahil çeşitli bilim adamlarına
gösterdiğimiz zaman, hepsi tüm bu hikayelerin uydurulmasının imkansız
olduğunu kabul etti. Onun söylediği yabancı lisanlar ve bilimsel terimler
genellikle bu veya o özel bilimi inceleyen uzmanlar tarafından
kullanılıyor.” Diyor Boriska’nın annesi.
Geleneksel tıp doktorları oğlanın olağandışı yeteneklerini kabul ediyorlar,
şüphesiz onun geçmiş yaşamında Mars’ta yaşadığını söylemiyorlar.

Tercume : Saffet Güler

178


Konsantre eksikligi nasil giderilir ?

Yazan: admin Tarih: Eki 13th, 2008 | Kategori:: Ne Nasil / Neden

Konsantrasyon calısmalarının en temel metotlarından bırı secılen her hangi bır obje uzerınde bellı bır sure dıkkatın odaklanmasıdır.Bu calışma icin herhangı bır obje seçin ve odanıza cekılerek sakin ve sessız bır sekılde o cısım karsısına gecıp oturun.sececegınız objenın bır muum alevı ,kalem bardak gıbı kucuk objeler olması daha ıyıdır

hiç bır sey dusunmeden sectgınız objeye konsantre olun kısa bır sure sonra o eşya hakkında cesıtlı fıkırler şuurunuza üşüşüverır.Oesyanın ısmı yada etıketı gordugu iş,guzelllıgı yada cırkınlıgı onunla ılgılı daha onceden edınmıs oldugunuz bır cok dusunce zıhnınıze gelmeye baslaycaktır.bunlar gecmıs tecrubelerden kaynaklanan onceden algılanmıs fıkırlerdır.Şimdi ise bunlar o ankı tecrubelerınıze engel olan seylerdır bu fıkırlerı farkettıgınız anda bırakın uzaklasıp gıtsınler.

Siz karsınızdakı objeye dıkkatınızı yoneltın ve saece onu dusunun bır baska dusuncenın zıhnınızı bolmesıne ızın vermeyın.İlk baslarda dıkkatınızı sadece o obje uzerınde tutmakta oldukca zorlanabılırsınız .Sabredın ve bu calısmayı hergun en az 4 5 kez tekrarlayın.İlk alıstırmalarınızın suresı 1 dakıka cıvarında olmalıdır

Bu calısmalaraı okulda ıste herhangı bı yerdede yapabılırsınıziçinizdekı konsantrasyon ıstegı sızı basarıya yaklastıracak en onemlı etkendır.

ALINTIDIR(ruhsal guclerı gelıstırme teknıklerı)

854


Köprü ve otoyola otomatik zam!

Yazan: admin Tarih: Eki 13th, 2008 | Kategori:: Kategorilenmemiş
Köprü ve otoyollar, elektrik ve doğalgaz gibi “otomatik zamlanacak” !
Özelleştirme programına alınan köprü ve otoyollara elektrik ve doğalgazda olduğu gibi ‘otomatik zam’ yapılması için çalışma başlatıldı. Buna göre köprü ve otoyol geçiş ücretleri, dolar ve enflasyondaki değişikliklere göre 6 ay ya da 1 yılda artacak. Hükümet, köprü ve otoyolları özelleştirme programına aldı. Özelleştirme için yasal düzenleme hazırlığı sürerken, eşzamanlı olarak geçiş ücretleriyle ilgili de önemli çalışmalar yapılıyor. SABAH’ın Ulaştırma Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) yetkililerinden edindiği bilgiye göre, köprü ve otoyol geçiş ücretleri aynen elektrik ve doğalgazda olduğu gibi ‘otomatik’ olarak artacak.

6 AY ÖNE ÇIKIYOR

Yetkililer, köprü ve otoyollara yapılan zamların çoğu zaman yargıdan döndüğüne işaret ederek, “Zamların yargıdan dönmeyeceği bir düzenleme üzerinde çalışılıyor. Bu çerçevede köprü ve otoyol geçiş ücretleri, belirli parametreler çerçevesinde artacak. Örneğin, dolar kurundaki artış ile ÜFE’deki değişiklikler, geçiş ücretlerine yansıtılabilir” dedi. Geçiş ücretleri, hangi aralıklarla artacak? Yetkililer, düzenlemenin uygulamaya girmesiyle köprü ve otoyol geçiş ücretlerinin 6 ay ya da 1 yıllık sürelerle artışının gündeme gelebileceğini belirterek, 6 aylık süre üzerinde durduklarını söyledi. Ulaştırma Bakanlığı’nın, arabaların geçişi için ihalesini yaptığı Boğaz’ın altına inşa edilecek ikinci tüp tünelde, geçiş ücreti dolar kuru hareketlerine göre hesaplanıyor. Tüp tüneli kullanacak araç sahipleri, 4 dolar artı KDV’ye denk düşen tutarı YTL olarak ödeyecek. Geçiş ücreti, 6 ayda bir dolara bağlı olarak artacak.

Sabah

119


Güneş Sistemi nasıl oluştu?

Yazan: admin Tarih: Eki 13th, 2008 | Kategori:: Ne Nasil / Neden

Güneş Sistemi’nin bir bulutsudan oluştuğu düşüncesini, aynı zamanda bir fizikçi de olan Prusyalı filozof, Immanuel Kant ortaya attı.Kant, ilkel Evren ’in ince bir gazla dolu olduğunu canlandırdı düşüncesinde. Başlangıçta homojen dağılmış bu gazda,doğal olarak zamanla bir takım kararsızlıklar ortaya çıkmalıydı. Bu kütleçekimsel kararsızlıklar, kütlelerin birbirini çekmesine, dolayısıyla da gazın belli bölgelerde topaklaşmaya başlamasına yol açacaktı. Peki,bu topaklar neden disk biçimini alıyordu? Kant, bunu da çözdü. Başlangıçta çok yavaş dönmekte olan gaz topakları, sıkıştıkça hızlanıyordu. Bu, çok temel bir fizik ilkesine, momentumun korunumu ilkesine dayanır. Bu ilke, genellikle bir buz patencisi örneğiyle açıklanır: Kolları açık, kendi çevresinde dönen buz patencisi, kollarını kapadığında hızlanır. Benzer olarak, kütleçekiminin etkisiyle sıkışmaya başlayan gazlar da giderek hızlanır. Dönmenin etkisi gaz topağının incelerek bir disk biçimini almasını sağlar. İşte, bu disklerden birisi Güneş Sistemi’mizi oluşturmuştur.
Kant’ın bu düşüncesi, daha sonra birçok gökbilimci tarafından kabul gördü; ancak, herhangi bir yıldızın çevresinde böyle bir oluşum gözlenemediği için, 1980’lere değin bu düşünce, bir varsayım olarak kaldı, kanıtlanamadı.Sonra,gökbilimciler, T Boğa türü yıldızların yaklaşık üçte birinin normalin çok üzerinde kızılötesi ışınım yaydığını keşfettiler. Yıldızın etrafındaki toz bulutu,yıldızın yaydığı kısa dalgaboylu ışınımı soğuruyor; sonra daha uzun dalga boyunda, yani kızılötesi ve radyo dalga boylarında ışınım yayıyordu. Birkaç yıl sonra, gökbilimciler bazı yıldız oluşum bölgelerine radyo teleskoplarla baktıklarında yıldızların etrafındaki karanlık, toz içeren diskleri doğrudan görebildiler. Hubble Uzay Teleskopu’nun keskin gözleriyle yapılan gözlemlerde, 1600 ışık yılı uzaklıktaki Orion Bulutsusu’ndaki yıldız oluşum bölgeleri incelendi. Böylece, genç yıldızların etrafındaki gaz ve toz diskleri ilk kez görünür dalgaboyunda görüntülenmiş oldu.

262


Film hileleri nasıl yapılıyor?

Yazan: admin Tarih: Eki 13th, 2008 | Kategori:: Ne Nasil / Neden

Filmlerde izlediğimiz birçok sahne bizi şaşırtır. Sözgelimi binalar havaya uçar, yangınlar çıkar;uzay gemileri uzayın derinliklerinde dolaşır, yabancı uygarlıklarla karşılaşırlar; onlara lazer silahlarıyla saldırırlar.Gemileri öylesine gelişmiş, öylesine etkileyicidir ki bunun nasıl yapıldığına hayret ederiz. Gerçekte bütün bunlar filmin inandırıcılığını artırmak için kullanılan özel efektler yardımıyla sağlanır.

Özel efektler sinema sanatı geliştikçe gelişmiş, neredeyse sinema alanında kendi başına bir dal olmuştur. Efektler her zaman teknolojiyle iç içedir. Gelişen bilim ve teknolojiden filmler de payını alır ve özel efektler yardımıyla inandırıcılıklarını ve görsel malzemenin zenginliğini artırırlar. Yağmur için su borularıyla ya da hortumlarla su püskürtmek artık klasik- leşmiş bir tekniktir.Hortumlarla yağmur yağdırmanın yanı sıra daha büyük alanlara yağmur yağıyormuş izlenimi için su fıskiyeleri de kullanılır.

En sık kullanılan efektlerden biri de rüzgâr sağlamak için kullanılan vantilatörlerdir. Esen rüzgârın hızına göre bu vantilatörlerin büyüklüğü de değişir.Ha- fif bir esinti için fazla büyük olma yan vantilatörler yeterli olurken kuvvetli rüzgârlar için daha büyüklerine gereksinim duyulur. Hatta şiddetli fırtına ya da kasırga izlenimi yaratmak için güçlü rüzgâr makineleri ve bunları çalıştıran uçak mo- torları kullanılır.

Aynı efektler Süpermen filmlerinde de kullanılmaktadır. Önce açık bir fon üzerinde Süpermen rolünü oynayan aktörün uçuşu görüntülenir. Bu görüntüden yüksek kont- rastlı bir kopya çıkarılır. Bu kopya üzerinden Süpermen’in görüntüsü deku- pe (optik olarak kesilerek)edilerek çıkarılır. Arka plan önce tek başına sonra her kare üzerinde dekupe edilen görüntünün yeri boş bırakılarak çekilir. Filmlerin üst üste bindirilmesiyle uçan adam görüntüsü ortaya çıkar. Bu görüntüleri daha inandırıcı hale sokmak için vantilatörler yardımıyla Süpermen’in pelerininin uçuşması sağlanır.

106


Sayısal fotoğraf makineleri nasıl çalışır?

Yazan: admin Tarih: Eki 13th, 2008 | Kategori:: Ne Nasil / Neden

Klasik makinelerde bulunan objektif, diyafram, enstantane, otomatik fokuslama, elektronik flaş sistemi vs. dijitallerde de aynen vardır. Bunları klasik sistemlerden ayıran en önemli özellik fotoğraf filmi yerine CCD denilen ve ışığa karşı duyarlı elektronik gözler yardımıyla görüntüyü algılaması ve bellek kartına kaydetmesidir. Yani fotoğraf çekme olayı kimyasal bir olay olmaktan çıkmış, tamamen elektronik hale dönmüştür. Demek ki dijital fotoğraf makinelerinde CCD sayısı ve özelliklerinin belirlediği çözünürlük (toplam piksel sayısı) kavramı çok önemlidir. Çözünürlüğü yüksek cihazlar daha fazla büyütmeye olanak tanıyan cihazlardır. Çözünürlük CCD ile ilgili olması yanında fotoğraf makinesini kumanda eden firmware denilen ve makina içine yüklenmiş olan yazılım yardımıyla da (interpolation) yükseltilebilir. Çerçevesindeki pikselleri değerlendirerek yeni pikseller oluşturmaya dayanan bu teknik gerçek optik çözünürlükten elde edilen netice kadar başarılı olmayabilir.

116