E-Nasıl.Com

İnternet Gündemi

Ekim 19th, 2008 iin arsiv

Okyanusun 7,7 Kilometre Derinliğinde Yaşayan Balıklar Var

Yazan: admin Tarih: Eki 19th, 2008 | Kategori:: Genel Kültür

Japonya ve İngiltere’den araştırmacılar, okyanusun 7,7 kilometre derinliğinde yaşayan balıkları filme aldılar. Film, Büyük Okyanus’un derinliklerine indirilen ve üzerinde çeşitli aygıtlar bulunan uzaktan kumandalı bir sualtı aracı ile çekilmiş. Araştırmacılar, balıkların davranışlarının çok şaşırtıcı olduğunu belirtiyorlar. Çünkü, bu kadar derindeki balıkların fazla hareket etmeyen canlılar olacağını tahmin ediyorlarmış. Ama Pseudoliparis amblystomopsis görüntülerini news.bbc.co.uk adresinden izleyebilirsiniz.

101


En yaşlı kayaçlar

Yazan: admin Tarih: Eki 19th, 2008 | Kategori:: Genel Kültür

Geçtiğimiz günlerde dünyanın en yaşlı kayaçlarının Kanada’nın Hudsan Körfezi yakınlarında bulunduğu keşfedildi. Araştırmacılar, bu kayaçların yaşının 4,28 milyon olduğunu saptamışlar. Bunlar, bugüne kadar bilinen en yaşlı kayaçlardan 250 milyon yıl daha yaşlı. Dünyamızın yaşının 4,57 milyar yıl olduğu düşünülürse, bu kayaçlar dünyanın oluşumundan yalnızca 290 milyon yıl sonra oluşmuş.

74


Video gönder para kazan

Yazan: admin Tarih: Eki 19th, 2008 | Kategori:: Teknoloji Haberleri
İnternetin gelişmesi ve hızlanması sayesinde yeni fikirlerle birlikte yeni kazanç kapıları oluşmaya başladı. Özellikle Google’ın sağladığı reklamlar sayesinde artık çok daha kolay şekilde kazanç elde etmek mümkün hale geldi.

İnterneti hem eğlence hem de kazanç elde etmekte kullananlara bir fırsatta yeni paylaşım sitesi “Gufto.com”dan geliyor.

Gufto bir paylaşım sitesi. Sadece video değil resim, galeri, oyun, blog, kanal ekleyebilerek kendinize özel zengin içerikler oluşturabileceğiniz sanal bir ortam. Profil oluşturarak yeni arkadaşlarla tanışabilir, beğendiğiniz multimedya içeriklerini paylaşabilirsiniz. Ama en önemlisi de para kazanabilirsiniz.

Gufto.com, üyelerinin eklediği sayfalarda kendi Google AdSense reklamlarını yayınlamaya izin veriyor. Kendi AdSense hesabınızı sisteme tanıtarak eklediğiniz bütün içeriklerin bulunduğu sayfalarda sadece sizin AdSense reklamlarınız görünüyor ve Google AdSense güvencesiyle para kazanbiliyorsunuz. Profil sayfanız dahil; video, resim, galeri, oyun ve kanal sayfalarınız ne kadar çok ziyaret edilirse o kadar çok kazanıyorsunuz.

Ayrıca sevdiğiniz ünlülere ait haberleri, videoları ve resimleri de Gufto.com’dan takip edebilirsiniz.

Sabah

88


Ermeniler Çoğalmaya Çalışıyor

Yazan: admin Tarih: Eki 19th, 2008 | Kategori:: Kategorilenmemiş

Ermenistan, işgal altında tuttuğu Dağlık Karabağ bölgesinde nüfusunu artırmak için harekete geçti. İşte Ermenistan’ın nüfus stratejisi…

Azerbaycan’ın Ermenistan tarafından işgal altında tutulan bölgesi Dağlık Karabağ’da aynı anda 675 Ermeni çiftin nikahı kıyıldı. Toplu nikah törenleri Şuşa’da kilisede, Akdere’de ise bir manastırda yapıldı. Toplu nikah törenlerini Ermeni hayırsever Levon Ayrapetyan’ın finanse ettiği bildirildi.

7 ÇOCUK YAPANA 100 BİN DOLAR

Ayrıca nikahı kıyılan çiftlerin her birine 2500 dolar yardımda bulunuldu. Çiftlere dünyaya getirecekleri ilk çocuk için 2 bin, ikinci çocuk için 3 bin, üçüncü çocuk için 5 bin, dördüncü çocuk için 10 bin, beşinci çocuk için 20 bin, altıncı çocuk için 50 bin ve yedinci çocuk için ise 100 bin dolar verileceği vadedildi.

EN FAKİR ÜLKENİN NÜFUSU ÇOĞALTMA TAKTİĞİ

Siyasi gözlemciler, işsizlik ve yoksulluk nedeniyle Dağlık Karabağ’ı terk eden Ermeni nüfusuna karşılık, ayrılıkçı yönetimin gelecekte yapılacak referandumda çoğunluğu sağlamak için bu bölgede Ermeni yerleşimini özendirmeye çalıştığını ve aileleri çok çocuk sahibi olmaları için teşvik ettiğini belirtiyor.

75


47 yıl sonra BM Güvenlik Konseyi üyeliği

Yazan: admin Tarih: Eki 19th, 2008 | Kategori:: Kategorilenmemiş

Türkiye 47 yıl sonra BM Güvenlik Konseyi üyeliğine seçildi…
Türkiye’nin Batı Avrupa bölgesinden aday olduğu 2009-2010 BM Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyeliği seçimlerinde, Batı Avrupa grubunda
1. turda üçte iki çoğunluğu alarak 151 oyla BMGK’nin üyesi olması dış politika uzmanlarınca çarpıcı bir sonuç olarak değerlendirildi.

Uzmanlar seçim sonucu için şunları söyledi:

EMEKLİ BÜYÜKELÇİ YALIM ERALP:

Bu Türkiye için büyük zaferdir. İki yıl süre içinde dünya ülkeleri Türkiye’nin peşinde koşacaklar. Türkiye çok büyük bir lobi yaptı ve büyük bir zafer elde etti. 2009-2010 yılları çok önemli. 2009′da Rusya ile polarizasyon dönemine giriyoruz. Türkiye beyanatlarla değil artık oyu ile etkili olacak. Türkiye İran ve Gürcistan konusunda oy kullanma hakkını elde ediyor.

ESKİ WASHİNGTON BÜYÜKELÇİSİ FARUK LOĞOĞLU:

Türkiye için büyük başarıdır. Bu başarı kolay elde edilmedi. Türkiye geçici konsey üyesi olmayacak aynı zamanda daimi üyeler üzerinde de etki yapabilecek. BM Güvenlik Konseyi önümüzdeki iki yıl süre içinde daha sağlıklı daha adil kararlar alınmasında Türkiye’nin büyük katkısı olacaktır.

Hassas konulardaki oylamalarda sıkıntı yaratacak

Bunun Türkiye bakımından zaman zaman yaratabileceği tek sıkıntı ilerleyen zamanlarda, Türkiye açısından hassas olan konularda bir oylamanın yapılabilecek olması… Örneğin İran’ın nükleer faaliyetleriyle ilgili bir oylamada Türkiye’nin, “Biz Batı’nın bir üyesiyiz, ittifak ilişkilerimiz var ama İran da komşumuz deyip orada duramayız. (Türkiye’nin) bir noktada düğmeye basması gerekecek. Yani oy düğmesine basması, elini kaldırması gerekecek”.

USAK BAŞKANI SEDAT LAÇİNER:

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Sedat Laçiner de Türkiye’nin BMGK’ya seçilmesini, uluslararası örgütlerde uzunca bir dönemdir sağlanan en büyük başarı olarak niteledi.

Sağlanan başarıya ilişkin olarak, “Türk diplomasisinin şampiyonlar ligi” benzetmesini yapan Laçiner, “Orası diplomasinin zirvesi, Türkiye de çok uğraştı, sonucunu almış oldu. Artık Türkiye de oyunu kuralına göre oynuyor, nasıl oynanacağını öğrenmiş görünüyor” dedi

BM’yı “dünyadaki en büyük realite”, BMGK’yı da “bunun en güçlü kurumu” olarak tanımlayan Laçiner, şöyle devam etti:

“Burada tabii 5 daimi üye dışında bir koltuk elde etmiş olduk. Çok büyük bir başarıdır bu. Her şeyden önce Avusturya ve İzlanda, iki Avrupalı rakip, çevreleri kuvvetli ülkeler bunlar. Türkiye bu işleri öğrenmeye başladı. Bu bir başlangıç olacak diye düşünüyorum. Çok prestijli bir koltuk.

İkincisi de Türkiye’nin sesini duyurabilmesi için çok büyük bir şans. Güvenlik Konseyi’nin bir üyesinin Kıbrıs konusunda yaptığı açıklama, Kıbrıs meselesi oraya geldiği zaman pazarlık gücü daha farklı olacak. Şimdi her ülkenin bir derdi var. ABD’nin de Rusya’nın da bunların hepsi Güvenlik Konseyi’ndeki üyeleri 2 yıl boyunca ikna edebilmek için onlarla iyi geçinmeye çalışırlar. Veto yetkisini olup olmaması tek başına zayıflatmış olmuyor geçici üyelerin konumunu. Türkiye bunu iyi kullanabilirse, sadece kendi dertlerinin, sorunlarının orada sesi değil de mazlumların, sesi çok çıkmayanların da sesi soluğu olursa daha sonraki görevlerde, fırsatlarda konumunu da çok kuvvetlendirmiş olur.”

Laçiner, Türkiye’nin sesinin artık daha çok dikkate alınacağına işaret ederek, BMGK’de ve BM’de Türkiye’nin aleyhine girişimleri önlemenin de çok daha kolay olacağını kaydetti.

Türkiye’nin bu koltuğu tek taraflı olarak kullanmayacağına emin olduğunu ifade eden Laçiner, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yani işte Ermeni meselesinde, Kıbrıs meselesinde, sadece bu meselelerde değil de Orta Doğu’nun, üçüncü dünyanın, Afrika’nın sesi olabilirse, gelişmiş ülkelerle bu ülkeler arasında bir köprü, aracı vazifesini oynayabilirse ki, oynayacağına eminim, bence daha sonraki görevlerde, diğer uluslararası örgütlerde doğal adaylardan bir tanesi haline gelecektir.”

BM GÜVENLİK KONSEYİ ÜYELİĞİ NE ANLAMA GELİYOR?

- Güvenlik Konseyi BM’nin en güçlü organı
- Örgütün diğer organları sadece tavsiye kararı alabiliyor
- Güvenlik Konseyi’nin karar ve yaptırımlarıysa tüm üye ülkeler için bağlayıcı

KIBRIS KONUSUNDA KENDİMİZİ DAHA RAHAT ANLATACAĞIZ

Konsey’in 2. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan güç dengelerine göre belirlenen 5 daimi üyesi var. Bunlar ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin. 10 koltuk ise geçici üyelere ayrılmış durumda. Türkiye boş olan 2 koltuktan birine oturdu.

Üyelikle birllikte Türkiye Kıbrıs, Irak ve Kafkasya gibi kritik konularda kendi tezlerini doğrudan anlatabilecek.

İRAN’DA KATI POZİSYON OLMAK GEREKECEK

Güvenlik Konseyi üyeliği gerektiğinde katı pozisyon almayı gerektiriyor. Yani Türkiye gerektiğinde İran, Ortadoğu veya Rusya-Gürcistan meselelerinde net bir tavır ortaya koymak zorunda.

Bu tavrın Türkiye’nin son dönemde soyunduğu bölgesel arabuluculuk rolüyle çelişip çelişmeyeceği kafalarda soru işareti.

90


Ergenekon’da Dava Başlıyor

Yazan: admin Tarih: Eki 19th, 2008 | Kategori:: Kategorilenmemiş

46’sı tutuklu, 86 sanığın yargılandığı Ergenekon davası yarın Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde başlıyor. Tutuklu sanıkların ardından 450 klasörden oluşan dava dosyası da Silivri’ye götürüldü.

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Cumhuriyet gazetesi Başyazarı İlhan Selçuk ve eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Yalçın Alemdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu 46’sı tutuklu 86 sanıklı “Ergenekon” davasının görülmesine yarın başlanacak. Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki adliyede, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yargılamanın yapılacağı duruşma salonundaki hazırlıklar tamamlandı.

DURUŞMA CANLI İZLENECEK
Toplam 280 kişinin alınacağı duruşma salonunda mahkeme heyeti, savcılar, avukatlar ve sanıklara 200, basın mensupları ve izleyicilere de 80 kişilik yer ayrıldı. Duruşmada dinlenilecek “gizli tanıklar”, salon bitişiğinde oluşturulan ve ses ile görüntülü kayıt sistemi de kurulan bir bölümde, kendisini sorgulayacak hakim ile bulunacak.

Salondaki diğer kişilerce tanınmaması için görüntüsü mozaiklenerek, sesi de değiştirilerek salona aktarılacak tanığa, mahkeme heyeti ve avukatlar da doğrudan soru yöneltebilecek. Duruşma görüntülerinin, salon yakınına kurulan bir LCD ekrandan basın mensupları ve izleyicilere canlı olarak aktarılacak davanın ilk oturumunda, 2455 sayfadan oluşan iddianame ya da bu iddianame yerine geçen belgeler okunacak.

DURUŞMA HER GÜN YAPILACAK
Toplam 86 sanığın yargılanacağı davanın ilk oturumu, sanıkların ifadeleri bitene kadar her gün yapılacak. Kimlik tespitlerinin ardından ilk olarak tutuklular olmak üzere sanıkların ifadesi alınacak duruşmalarda, sanık sayısının çokluğu nedeniyle mağdurlar ve tanıklar daha sonra dinlenilecek.

Salona kurulan sistem sayesinde ses ve görüntü kaydı yapılacak olan duruşmada yaşananlar, daha sonra kağıda dökülecek. Davaya bakacak mahkemenin, duruşmalarla ilgili 3 sayfalık talimat yazısına göre, basın mensupları için 30 kişilik yer ayrılan duruşma salonunda Anadolu Ajansı başta olmak üzere 6 haber ajansı duruşma süresince tüm gün boyunca birer muhabir bulundurabilecek. Diğer basın kuruluşları temsilcilerinin de dönüşümlü olarak duruşma salonu ya da koridordaki ekrandan takip edebileceği duruşmayı izlemek için bölgeye gelecek canlı yayın araçları, adliyenin bulunduğu cezaevi yerleşkesi girişindeki otoparka kadar alınacak. Kendilerine verilen tanıtım kartları ile duruşma salonuna girecek basın mensupları, iki ayrı arama noktasından geçtikten sonra duruşma salonuna alınacak.

MAKTUL VE MAĞDURLAR
İstanbul Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz, Nihat Taşkın ve Mehmet Ali Pekgüzel’in hazırladığı 450 klasörden oluşan 2455 sayfalık iddianamede, Danıştay 2. Dairesi üyesi Mustafa Yücel Özbilgin “maktul”, Özbilgin dışında dönemin daire başkanı, şimdiki Danıştay Başkanı Mustafa Birden, üyeler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Danıştay Tetkik Hakimi Ahmet Çobanoğlu da “mağdurlar” olarak sıralanıyor.

“İhbar eden” olarak da Şevki Yiğit’in adı geçen iddianamede, soruşturmanın 12 Haziran 2007’de Trabzon İl Jandarma Komutanlığının 156 hattını gizli numaradan arayarak, isim ve kimliğini belirtmeyen bir kişinin telefon ihbarıyla başladığı, ihbardan yola çıkılarak Ümraniye’de bir gecekonduda 27 adet el bombası ele geçirildiği ve bazı kişilerin yakalandığı belirtiliyor.

FİTİLİ ÜMRANİYE’DEKİ EL BOMBALARI ATEŞLEDİ
Bu kişilerden bazılarının, başta Cumhuriyet gazetesine el bombası atılması ve Danıştay saldırısı olarak bilinen eylemler olmak üzere, daha önce meydana gelen bazı adli olay ve olay failleriyle bağlantılarının kurulması üzerine soruşturmanın genişletildiği ifade edilen iddianamede, soruşturmada, daha önce bir ceza davasına konu olmamış “Ergenekon” isimli terör örgütüne ulaşıldığı kaydediliyor.

“DERİN DEVLET”
İddianamede, “Türk tarihine ait önemli bir kavram ve bilinen Türk Destanının da adı olan Ergenekon ile terör örgütü kelimelerinin iddianamede yan yana getirilmesinin savcılığın tercihi olmadığı” vurgulanarak, ele geçen ‘İstanbul 29 Ekim 1999 Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma, Yönetim ve Geliştirme Projesi” isimli dokümandan ve soruşturma evrakı genelinden ‘Ergenekon’ terör örgütünün bu dokümanın yazım tarihi olan 1999’dan da öncesine dayanan, gizli örgütlü faaliyet içerisinde bulunduğunun, yönetici ve üyelerinin örgütü ‘derin devlet’ kabul edip dışa karşı da bu şekilde gösterdiklerinin anlaşıldığı ifade ediliyor. Tuncay Güney’den ele geçirilen belgelere yer verilen iddianamede, gerçekleştirdiği eylemlere rağmen, örgütün deşifre edilmesinin daima engellendiği anlatılarak, Susurluk’taki trafik kazasının, örgütün kapılarını kısmen de olsa araladığı belirtiliyor.

İddianamede, “Örgütün yakın amacının, ülkede yönetim zafiyeti oluşturacak derecede eylemler yapıp, kamu düzenini bozacak kargaşa ortamı meydana getirmek, nihai amacının da oluşacak kargaşa ortamı ile yönetime karşı yapılacak hukuk dışı bir müdahalenin kamuoyunda kabulü ve haklılığını temin edip, hukuk dışı bir müdahale ile yönetimi ele geçirmek olduğu tespit edilmiştir” deniliyor. Devletin resmi kurumlarından alınan cevaplara göre yapılan değerlendirmede de “kendilerini ‘derin devlet’ olarak niteleyen ‘Ergenekon’ yapılanmasının, devletin hiçbir resmi kurumuyla irtibat ve alakasının bulunmadığı dile getiriliyor.

ÖRGÜTÜN YAPISI
İddianamede, sanıklar Cumhuriyet gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, eski İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Kemal Yalçın Alemdaroğlu ve Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Kurmay Albay Fikri Karadağ’ın “örgütün üst düzey sorumluları ve yöneticileri” oldukları belirtiliyor.

Ele geçirilen dokümandan örgütün, “Ergenekon Başkanlığı”na bağlı yurt içi ve yurt dışı olmak üzere yapılandığı anlatılan iddianamede, dokümandan örgütünün yurt içi yapılanmasının “askeri yapılanma”, “devlet kurumlarında yapılanma”, “sivil yapılanma”, “mafya yapılanması” ve “terör örgütü yapılanması” şeklinde beş ana bölümden oluştuğu, kurulan sivil toplum örgütlerindeki kişilere darbeden sonra çeşitli makam ve mevkiler vadedildiği kaydediliyor.

İddianamede, örgüt üyelerinin Ulusal Kanal, Cumhuriyet gazetesi, Aydınlık Dergisi ve bağlı birleşik kuruluşlar ile diğer medya organları içerisine sızdırıldığı, mafyanın örgüt tarafından yönetilip kontrol altına alınması ve yurt dışındaki mafya örgütleriyle de entegrasyonunun sağlanmasının benimsendiği ifade ediliyor. İddianamede, bu doğrultuda mevcut yapılanma içinde yer alan Sami Hoştan, Sedat Peker, Semih Tufan Gülaltay ve Osman Yıldırım gibi kişiler vasıtasıyla örgüte gelir temin edildiği anlatılarak, örgütün yurt dışı yapılanması konusunda örgüt dokümanında açık hükümler bulunduğu, sanıklar Veli Küçük, Sevgi Erenerol, Kemal Kerinçsiz, Kemal Yalçın Alemdaroğlu, Doğu Perinçek, Sedat Peker, Sami Hoştan ve Ferit İlsever’in yurt dışında örgütsel süreklilik arz edecek şekilde toplantılara katıldıklarının tespit edildiği ifade ediliyor.

DARBEYE TEŞVİK
İlhan Selçuk’un, “Ergenekon” üst yapılanmasında yer alan “Teori Tasarımı ve Planlama Dairesi Başkanlığı”na bağlı sivil bölümün başında olduğu, bu bölümü yönettiği ve Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK) darbeye teşvik ettiği belirtilen iddianamede, Kemal Alemdaroğlu’nun da Selçuk’un yardımcılığını yaptığı, aynı zamanda örgütün üniversite yapılanması içerisinde görev aldığı kaydediliyor. İddianamede, aynı bölümde faaliyet gösteren ve Selçuk ile örgütsel faaliyetleri yürüttüğü anlatılan Perinçek’in de bunun yanında askeri yapılanma ile de irtibatlı bulunduğunun anlaşıldığı bildiriliyor.

“Ergenekon” ve lobi dokümanında ayrıca “köprü personelden” bahsedildiği anlatılan iddianamede, “Delillerden, Ergenekon gizli yapılanması ile sivil unsurları oluşturan lobi yapılanması arasındaki ilişkiyi ‘köprü personel’ olarak şüpheliler Veli Küçük ve Muzaffer Tekin’in sağladığı anlaşılmıştır” ifadelerine yer veriliyor. Küçük’ün, örgütün deşifre edilen tüm sivil uzantılarıyla ilişkili olduğu vurgulanan iddianamede, şunlar kaydediliyor: “Küçük’ün zaman zaman örgütün karargahı konumunda olan Türk Ortodoks Kilisesi’nde açık ve gizli toplantılar düzenlediği, örgütün gerçekleştirdiği birçok toplumsal gösteri ve basın açıklamalarına katıldığı, alınan gizli tanık beyanlarından yakın tarihimizde ülkemizde ciddi kaos ve gerginlik oluşmasına neden olan birçok faili meçhul olayların planlayıcısı ve azmettiricisi olduğu, tüm bu eylem ve faaliyetlerini, etrafındaki mafya gruplarına ya da suikast timlerine yaptırdığı, bu ilişkilerini de halen sürdürdüğü anlaşılmaktadır.”

“MUZAFFER TEKİN EMİRLERİ UYGULADI”
İddianamede, Cumhuriyet gazetesinin bombalanması olayını bizzat emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in yaptırdığı ifade edilerek, dosyadaki tüm delillere birlikte bakıldığında, Tekin’in bu eylem kararı ve talimatlarını tek başına verebilmesinin mümkün olmadığı, diğer ilişkilerine bakıldığında Ergenekon terör örgütünün gizli yapılanması içerisinden gelen emir ve talimatları uyguladığının anlaşıldığı belirtiliyor.

İddianamede, “Ergenekon” örgütünün, terör örgütlerinin yok edilmesini değil, kontrol altına alınıp örgüt adına kullanılmasını benimsediği savunuluyor. “Bu konuda Veli Küçük ve Ümit Oğuztan’tan çıkan ‘Panzehir’ isimli dokümanda, PKK’nın tamamen tasfiye edilmesi yerine, Abdullah Öcalan ile iş birliği yapılıp bizzat Ergenekon terör örgütü içerisinde bulunan kendilerince genç subay olarak tabir ettikleri, muhtemelen örgüt adına çeşitli askeri kurumlara sızmış örgüt üyelerinin PKK’nın üst düzey yönetici kadrolarının yerlerine getirilmesinin öngörüldüğü ifade edilen iddianamede, dosyadaki delillerden Doğu Perinçek, Ferit İlsever ve Hayati Özcan’ın PKK kamplarında terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan’la birçok fotoğrafının bulunduğuna işaret ediliyor.

Sanıkların DHKP/C ve Hizbullah terör örgütleriyle doğrudan bağlantılarının bulunduğu kaydedilen iddianamede, delillerin incelemelerinde, tüm şüphelilerin Ergenekon yapılanması altında değişik isim ve faaliyetlerle belirtilen kurum, dernek ve platformlar ile medya kuruluşlarında örgüt adına faaliyetlerde bulunduğu kaydediliyor.

ELE GEÇEN MALZEMELER
Emniyet Genel Müdürlüğünden (EGM) 5 Haziran 2008’de “Ergenekon” yapılanması ile ilgili gelen yazıya da yer verilen iddianamede, yazıda, soruşturmada 39 el bombası, 2 içi boşaltılmış el bombası, 11 kilogram C-3 patlayıcı, 1160 gram tahrip kalıbı, 1 gaz bombası, 10 fünye, 5 işaret fişeği, 3 sis bombası, 21 TNT kalıbı, 1 yangın bombası, 84 kapsül, 24 ateşleme çakmağı, 50 infilak fitili, 35 çeşitli boylarda infilak fitili, 1 eğitim bombası, 2 demir çubuk içerisinde patlayıcı, 18 gram Emolite marka patlayıcı, 13 santimetre uzunluğunda infilak kapsülü için irtibatlık fitil, 3 Golden ibareli plastik tüp içerisinde hidrolik asit, 3 uzun namlulu tüfek, 2 av tüfeği, 2 havalı tüfek, 21 tabanca, 3 kuru sıkı tabanca, 34 şarjör, bin 74 dolu fişek, 73 av fişeği, 1 susturucu, 2 içi boşaltılmış havan mermisi, 9 içi boşaltılmış uçak savar mermisi, 1 kasatura, saniyeli fitil, çok sayıda demir bilye, bomba yapımında kullanılan malzemeler, telsiz, kasatura ve bıçak ele geçirildiğinin kaydedildiği bildiriliyor.

İddianamede, EGM’ce “Ergenekon yapılanmasının 3713 Sayılı Kanun’da belirtilen özelliklere sahip bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir” denilerek, “yapılanmanın açıkça terör örgütü olduğu” vurgulanıyor.

SUİKAST PLANLARI
Örgütün gerçekleştirmeyi planladığı eylemlere de değinilen iddianamede, İP Genel Merkezi’ndeki aramada çok sayıda CD bulunduğu, bunlardan birinde, Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde emekli Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın İzmir ve Balıkesir’de yapacağı ziyaretler sırasındaki koruma planının yer aldığının anlaşıldığı kaydediliyor.

İddianamede, bu konunun sorulduğu Doğu Perinçek’in şüpheli cevapları, aynı yerden ele geçirilen Yargıtay krokileri ve İzmir NATO Karargahı krokileriyle birlikte değerlendirildiğinde, Orgeneral Büyükanıt’a yönelik kötü amaçlı eylem ve planlar yapılmış olabileceğinin düşünüldüğü belirtiliyor. Ayrıca, şüpheliler arasındaki telefon görüşmeleri ve ifade içeriklerinden, örgütün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmasının, Orhan Pamuk, Fehmi Koru, Ahmet Türk, Osman Baydemir veya Sebahat Tuncel’in öldürülmesi konusunda plan yaptığının sabit olduğu ve gerçekleşmesi halinde terör eylemi niteliğinde bulunacağı anlatılıyor.

Cumhuriyet gazetesinin bombalanması ve Danıştay olayı faillerinin aynı şahıslar olduğunun anlaşıldığı ifade edilen iddianamede, sanıkların işlediği öne sürülen suçlara yer veriliyor. Devlete ait çok gizli belgelerin ele geçmesi ile suikast planlarına yer verilen iddianamede, Ankara’da bulunan Kuvva-i Milliye Derneğinin Genel Merkezi’ndeki aramada elde edilen şüpheli Bekir Öztürk’e ait dizüstü bilgisayarda kayıtlı dosyada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan veya AK Parti’den herhangi birinin Cumhurbaşkanı olması durumundaki simülasyona ulaşıldığı anlatılıyor.

Bu simülasyona göre, şok suikastlar olarak Fener Rum Patriği Bartholomeos’un, Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob Mutafyan’ın ve iş adamı İshak Alaton’un öldürülmesi konularını içeren Fuat Ermiş Sesar imzalı belgenin bulunduğu, bunun da son zamanlarda meydana gelen farklı dinlere mensup kişilerin öldürülmesi olayları ile doğrudan irtibatlı ve hedef gösterici yazı olması sebebiyle, yazıyı hazırlayan şahısların tespit edildiği belirtiliyor.

ÖRGÜTÜNÜN EYLEMLERİ
İddianamede, “Ergenekon terör örgütü”nün gerçekleştirdiği belirtilen eylemler şöyle sıralanıyor:
- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ıskata teşebbüs,
- Darbe ortamı hazırlamak amacıyla halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı silahlı isyana tahrik,
- Mayıs 2006’da Şişli’de bulunan Cumhuriyet gazetesi merkezine el bombası atılması,
- 10 Mayıs 2006’da Şişli’deki Cumhuriyet gazetesine el bombası ile ikinci saldırının gerçekleştirilmesi,
- 11 Mayıs 2006’da Cumhuriyet gazetesine el bombası atılmak suretiyle üçüncü saldırının gerçekleştirilmesi,
- 17 Mayıs 2006 günü Danıştay 2. Dairesine yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in öldürülmesi ve 2 üyenin yaralanması,
- 13 Haziran 2007 günü İstanbul-Ümraniye ilçesinde bir adrese düzenlenen operasyonda 27 adet el bombası ele geçirilmesi,
- 25 Haziran 2007’de Eskişehir’de emekli Yüzbaşı Fikret Emek’ten 12 adet el bombası, 2 adet uzun namlulu silah, 11 kilogram C3 patlayıcı madde, 11 kilogram TNT patlayıcı madde, 2 adet ruhsatsız silah ve bol miktarda dokümanın ele geçirilmesi,
- Devlete ait gizli bilgi ve belgelerin ele geçirilip amacı dışında kullanılması,
- Kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine, hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydetme eylemleri,
- Silahlanma, ruhsatsız silah bulundurma ve taşıma eylemleri.

ÖRGÜTÜN GELİRİ
“Ergenekon” terör örgütünün “silahlı bir örgüt” olduğu ifade edilen iddianamenin “Örgütlenme Eylem ve Faaliyet Alanları” başlıklı bölümünde, örgüte gelir getirici illegal faaliyetler, “mafyanın kontrol altına alınması, uyuşturucu ticaretinin kontrol altına alınması, kamu ve hazine arazilerinin illegal olarak satılması, bankalardan hackerler yoluyla para çalma, kimyasal silah üretim ve ticareti, hava kargo ticareti (kara para aklamak için), dini içerikli naylon vakıflar kurulması, naylon şirketler kurulması, insan kaçakçılığı ticareti ve sivil toplum kuruluşlan vasıtasıyla yardım toplama” olarak sıralanıyor.

SONUÇ: HÜKÜMET DEVİRMEYE ELVERİŞLİ
İddianamenin sonuç bölümünde, dosyadaki tüm delillerin değerlendirilmesi sonucu “Ergenekon terör örgütü”nün birçok alanda örgütlenmesini tamamladığı belirtiliyor.

Bu örgütün amacına ulaşabilmek için Danıştay saldırısı benzeri birçok suikastı da planladıklarının, ele geçirilen belgeler, iletişim tespit tutanakları, bir kısım şüpheli ve tanık beyanlarından anlaşıldığı kaydedilen iddianamede, şöyle deniliyor: “Ergenekon terör örgütünün bu tür eylemler için sabıkalı ve suça meyilli insanları Kuvayı Milliye Derneklerine üye yaptırdığı, bu tür insanları derneklerde toplayıp çeşitli rütbeler ve sözde askeri görevler verdiği, basın yayın kuruluşlarını, mafyayı ve terör örgütlerini kontrol altına almaya çalıştığı belirlenmiştir. Sivil toplum kuruluşların üst düzey yönetimlerinde örgütlenerek bu kuruluşları amaçları doğrultusunda sevk ve idare etmeleri, medya, mafya ve terör örgütleri üzerindeki etkileri dikkate alındığında, anılan örgütün her yönüyle hükümetleri devirip yönetimi ele geçirmeye elverişli olanaklara sahip oldukları anlaşılmıştır.”

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS İSTEMİ
İddianamede, tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün, “kişiyi yerine getirdiği kamu görevinden dolayı tasarlayarak öldürmeye azmettirmek” ve “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi isteniyor.

“Kişiyi yerine getirdiği kamu görevinden dolayı tasarlayarak öldürmeye teşebbüse azmettirmek” suçundan 4 mağdur için ayrı ayrı cezalandırılması istenen Küçük’ün bu suça ilişkin toplam 52 ile 80 yıl arasında hapsi öngörülüyor. Küçük’ün diğer suçlamalarla ilgili olarak da 194 ile 435 yıl arasında hapsi talep edilen iddianamede, tutuklu sanık Doğu Perinçek’in de “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep ediliyor.

Perinçek’in TCK’nın 220. maddesinde yer alan “Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır” hükmü uyarınca “Kişiyi yerine getirdiği kamu görevinden dolayı tasarlayarak öldürmek” suçundan da ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen iddianamede, Perinçek’in diğer suçlamalara ilişkin de 192 ile 417 yıl arasında hapse çarptırılması talep ediliyor. İddianamede, Küçük ile Perinçek’e ilişkin sevk maddeleri arasında Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu’nun 73. maddesi ile Telsiz Kanunu’nun 32. maddesinin de bulunması dikkat çekiyor.

GAZETECİ İLHAN SELÇUK VE DİĞERLERİ
Diğer sanıklardan tutuksuz yargılanan Cumhuriyet gazetesi İmtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk ile tutuklu sanık Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Kurmay Albay Mehmet Fikri Karadağ’ın da “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep ediliyor.

İddianamede, Selçuk ve Karadağ ile tutuksuz sanık eski İÜ Rektörü Kemal Yalçın Alemdaroğlu ve tutuklu Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol’un da TCK’nın 220. maddesinde yer alan “örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır” hükmü uyarınca “kişiyi yerine getirdiği kamu görevinden dolayı tasarlayarak öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi isteniyor.

Tutuklu sanık emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in “kişiyi yerine getirdiği kamu görevinden dolayı tasarlayarak öldürmeye azmettirmek” ve “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen iddianamede, bu sanıkların diğer suçlamalara ilişkin olarak da 217 ile 500 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmaları talebinde bulunuluyor.

İddianamede, yine tutuklu olan avukat Kemal Kerinçsiz’in de aralarında bulunduğu diğer 79 sanığın ise değişik suçlamalardan 1 ile 74 yıl arasında değişen hapsi isteniyor. Bir kısım şüpheliler hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirtilen iddianamenin sonunda, bir kısım şüpheliler hakkındaki evrakın da ayrıldığı belirtiliyor.

58