E-Nasıl.Com

İnternet Gündemi

Kuran’a Göre Gerçek Akıl Nedir ?

Yazan: admin Tarih: Eki 20th, 2008 | Kategori:: Ne Nasil / Neden

Kuran’a Göre Gerçek Akıl Nedir

İnsan yaratılmış bir varlıktır. Dolayısıyla insanda görülen akıl müstakil bir güç ve müstakil bir yetenek değildir; ona verilmiştir.
Aklın gerçek sahibi ise insanı yaratan Allah’tır. Allah, asla tükenmeyen, sonsuz ve sınırsız bir aklın sahibidir ve dilediÄŸi an dilediÄŸi kimseye, imanı ölçüsünde bu nimeti vermektedir.

Kuran’da Akılsızlık Nasıl Tanımlanıyor?

Cahiliye toplumunda akılsız lık deyince ilk akla gelen, zeka geriliği ya da anormallik gibi kavramlardır. Akılca zayıf olan insanların, zihin hastalıkları hastanelerinde bulunan, ağır,
anlaşılmaz konuşmalar yapan, algı bozukluğu çeken ve hatta belki de ilk anda göze çarpan birtakım fiziksel kusurları olan kimseler
oldukları düşünülür. Oysa bu sayılanların, Kuran’da anlatılan gerçek akılsızlıkla hiçbir baÄŸlantısı yoktur. Akıl, bir insanın vicdanını sonuna kadar kullanarak hayatının her
anında Allah’ın en razı olacağı ve Kuran’a en uygun olan tavrı seçmesi ve bunun sonucunda da tüm hayatını kapsayan bir düşünce ve
tavır mükemmelliÄŸi kazanmasıdır. Ayrıca aklıyla yeryüzünde bulunuÅŸ amacını, kendisini yaratan Allah’ın sonsuz kudretini kavrayabilmesidir.
Bu bilinçten yoksun olan insanlar ise akılsız kimselerdir. İnsanların çoğu, televizyonda seyrettikleri kişilerde, aynı apartmanda oturan komşularında, üniversite mezunu olan bir gençte ya da mevki sahibi bir işadamında böyle bir akıl zayıflığı olabileceğine hiçbir şekilde ihtimal vermezler. Oysa akılsızlık, insanların kendilerine, dünyada ve ahirette en güzel hayat şeklini
bildiren Kuran’a uymak ve güzel bir hayat yaÅŸamak varken, bunun yerine cahiliye sistemini benimsemeleri ve bundan dolayı da
sıkıntılı ve zor bir hayat sürmeleridir. Bu nedenle de insanın çevresindeki pek çok kişide bu akıl zayıflığına rastlaması mümkündür.

Allah, Kuran’da insanların dünya hayatından ve cahiliye sisteminden yana yaptıkları seçimin yanlışlığına dikkat çekmiÅŸ ve onları bu
durumu düşünerek akletmeye çağırmıştır:
Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan baÅŸkası deÄŸildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (En’am Suresi, 32)
Andolsun, size (bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin içinde bulunduğu bir Kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız? (Enbiya Suresi, 10)

İşte Kuran’daki tüm bu hatırlatmalara raÄŸmen dünya ve ahiret hayatının gerçek yüzünü kavramaya yanaÅŸmayan bu kimseler, Kuran’da
bildirildiğine göre akıllarını kullanmayanlardır. Allah akıl erdirmeyen bu kimselerin Allah katındaki konumunu bir ayette şöyle
bildirmiştir: Gerçek şu ki, Allah katında, yerde debelenenlerin en kötüsü, (bir
türlü) akıl erdirmez olan sağırlar ve dilsizlerdir. (Enfal Suresi, 22)

Kuran’daki tüm bu açıklamalardan anlaşıldığı gibi akılsızlık, insanları insani fonksiyonlarından uzaklaÅŸtırarak onları akletmeyen,
gerçekleri görmeyen ve işitmeyen varlıklar haline getirmektedir.
Aklı örten konulardan başlıcalarına değinmemizdeki amaç da, insanları akılsızlık tehlikesine karşı uyarmaktır. Çünkü aklını
örten bu yanlışlardan kurtulamayan bir insan dünyada ve ahirette büyük kayıplara uğrayacaktır. Allah, akıldan yoksun kalan bu
kiÅŸilerin, ahirette iken dünya hayatlarını piÅŸmanlıkla anarak şöyle diyeceklerinden bahsetmiÅŸtir: Ve derler ki: “EÄŸer dinlemiÅŸ olsaydık ya da akıl etmiÅŸ olsaydık, ÅŸu
çılgınca yanan ateÅŸin halkı arasında olmayacaktık.” (Mülk Suresi, 10)

Akılsızlığın Getirdiği Kayıplar
Akılsızlığın sebep olduÄŸu en büyük kayıplardan biri, kuÅŸkusuz insanları Allah’ın dininden uzaklaÅŸtırmasıdır. Dinden uzaklaÅŸan
insanlar ise cennetten de uzaklaşır ve sonsuz bir cehennem hayatına sürüklenirler. Akılsızlıkları bu insanlara doÄŸru olanı yanlış, yanlış olanı da doÄŸru gösterir; bu nedenle dünyadaki hayatı gerçek hayat zanneder ve asıl olan ahiret hayatını uzak görürler. Burada bulundukları süre boyunca Allah’ın rızasını ve cennetini
kazanabilmek için çaba harcamaz ve cehennem azabının kendilerine de dokunabileceğini hiç hesaba katmazlar. Ahirette bu gerçeklerle
karşılaÅŸtıklarında ise “keÅŸke akıl etmiÅŸ olsaydık” diyerek piÅŸmanlıklarını dile getirir ve akılsızlığın kendilerini nasıl büyük bir kayba soktuÄŸunu itiraf ederler. Kuran’da onların bu piÅŸmanlığına
şöyle yer verilmiştir: O gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar,
ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda? Der ki: “KeÅŸke hayatım için, (önceden bir ÅŸeyler) takdim edebilseydim.” (Fecr Suresi, 23-24)

AteÅŸin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: “KeÅŸke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimizin
ayetlerini yalanlamasaydık ve mü’minlerden olsaydık.” (En’am Suresi, 27)

Tüm bunlardan çıkarılması gereken sonuç ise şudur; akılsızlık insanı cehenneme sürükleyen büyük bir beladır. Cehennem ise ölüp
kurtulmanın dahi mümkün olmadığı sonsuz bir azap ortamıdır. Bu gerçek, hiçbir insanın “bundan bana birÅŸey olmaz” diyemeyeceÄŸi kadar kesin ve bir o kadar da dayanılmazdır. Kuran’da cehennemdeki
insanların kemiklerini çatırdatan acı dolu çığlıklardan, yandıkça tekrar tekrar değiştirilen derilerden, susadıkça içmek için kan ve
irin karışımından başka birşey bulamayan inkarcılardan çok detaylı olarak bahsedilmiştir.

Bunun yanında aklını kullanmayan bir insanın mahrum kalacağı cennet nimetlerini de şimdiden düşünmesi gerekir. Akılsız insanlar cehennem
ile karşılaşmadan önce cennetin güzelliğinin de şuuruna varmış ve akıllı insanların cennetle müjdelendiklerinde yaşadıkları sevinci
görmüş olacaklardır. Altından ırmaklar akan yüksek köşklerde, mücevherler içinde, tahtlar üzerinde zevk süren müminlerin durumunu
bilmek de ahirette akılsız insanların kalbinde derin bir acı ve pişmanlık oluşturacaktır.
Bunlar, akılsızlığın ahirette getirdiği kayıplardır. Ancak ,akılsızlıkları sebebiyle dinden uzaklaşan insanlar, ahireti terk edip dünya nimetlerini yaşamaya çalışırken, burada da istedikleri
gibi bir ortama sahip olamazlar. Yaşamları boyunca maddi manevi pek
çok kayba uÄŸrarlar. Öncelikle Allah’a ve kadere teslim olamamanın getirdiÄŸi tevekkülsüzlük ve bundan kaynaklanan huzursuzluk içinde
yaşarlar. Sürekli geleceğe yönelik korkular, sahip olduklarını
kaybetme, yoksul düşme endişesi, sevdikleri insanlardan uzak kalma,
insanlar karşısında küçük düşme gibi tedirginlikler içinde hayatlarını sürdürürler.

Kuran ahlakını yaşamadıkları için hiç kimseyle gerçek anlamda dost olamaz; gerçek sevginin, saygının, sadakatin ve diğer güzel ahlak
özelliklerinin güzelliÄŸini kavrayamazlar. Kuran’a göre bir yaÅŸam sürmedikleri için dinden uzak cahiliye sisteminin zorlukları içinde
yaşarlar. Hayatlarında sürekli pişmanlık hakimdir; bir gün ya da bir saat önce yaptıklarından dahi sürekli olarak yakınıp, pişmanlıklarını dile getirirler.
Akıllarını kullanmadıkları için güzel ve hikmetli konuşamazlar. Saatlerce konuşup bir işin içinden çıkamaz, seri tedbirler alamaz ve akılcı çözümler getiremezler. İnsanlardaki güzellikleri ve
incelikleri göremez ve bunları güzel bir üslupla dile getiremezler. Sanat ve estetikten ince bir zevk alamaz, akılcı yenilikler üretemezler. Yaşadıkları klasik kalıplardan, alışkanlıklardan
vazgeçemez, kendilerini yenileyip eliştiremezler.

Akılsız insanların durumunu Kuran’da verilen ÅŸu örnekle açıklayabiliriz:
Allah şu örneği verdi: İki kişi; bunlardan birisi dilsiz, hiçbir şeye gücü yetmez ve herşeyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu
hangi yöne gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu, adaletle emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunanla eşit olabilir mi? (Nahl Suresi, 76)

Kuşkusuz bu örnek akılsız bir insanın içerisinde bulunduğu durumu ifade etmektedir. Zira akılsız kişi, ayette belirtildiği gibi, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve kendine bir faydası olmadığı gibi,
çevresine de yük olan bir insandır. Bu nedenle söz konusu kişi, hayatı boyunca hep kayıp içerisinde yaşamak zorunda kalır. Allah
akılsız insanların durumunu bir ayetinde şöyle haber vermiÅŸtir: Allah’ın izni olmaksızın, hiç kimse için iman etme (imkanı) yoktur.
O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar. (Yunus Suresi, 100)

Akılsız insanlar aynı zamanda akılsız toplumlar oluştururlar. Akılsız toplumlarda ise dinden uzak olmanın getirdiği kargaşa,
zulüm, adaletsizlik, kin, şiddet, hoşgörüsüzlük, kısacası her türlü olumsuzluğun birarada bulunduğu bir ortam meydana gelir. İnsanlar
akılsızlıkları nedeniyle Allah’ın kudretini takdir edemez ve bundan dolayı Allah’tan korkmazlar. Allah’tan kormayan insanların oluÅŸturduÄŸu toplumlarda da her türlü suç iÅŸlenebilir. İnsanlar
rahatlıkla başka kişileri öldürebilir, haklarına tecavüz edebilir, hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlara yönelebilirler. İçlerinde merhamet ve şefkat hisleri köreldiği için her türlü caniliği
yapabilirler.
İşte bunlar da akılsızlığın insanlara dünyada getirdiği zararların kısa bir özetidir. Bu nedenle akılsızlık, bir insanın önemsemeyeceği
ve razı olabileceği bir durum değildir. Her insan aklı örten engelleri düşünmeli, bunlardan sıyrılmak için elinden gelen tüm
gayreti sarf etmeli ve aklın dünyada ve ahirette kazandıracağı nimetlerin güzelliğini yaşamalıdır.

175



Yorum Yapin