E-Nasıl.Com

İnternet Gündemi

Masonluğun İçyüzü - Türk Masonlar Her Bölünmede Güçlendiler

Yazan: admin Tarih: Eki 5th, 2008 | Kategori:: Makaleler
Resim
Bu yazıda masonluÄŸun Türkiye’deki 1970 öncesi geliÅŸimini aktarılacaktır.

Türkiye masonları arasında ilk ihtilaf 1964 yılında ortaya çıkmıştı. Ünlü bir isme “mason deÄŸildir” diye belge verilmesi masonların büyük tepkisine yol açtı. Türk masonları kendilerinin bu tür siyasi tartışmalara katılmasına ve büyük üstad Necdet Egeran’ın bu konuda taraf olmasına sert tepki gösterdiler. Belgeyi hazırlayan Necdet Egeran’ın yapmış olduÄŸu savunma da masonların tepkisini hafifletemedi. Haysiyet divanı Ekrem Tok’u bir yıl süreyle görevinden uzaklaÅŸtırırken; Egeran, masonluk teÅŸkilatından ihraç edildi.

1966 yılına kadar süren tartışmaların sonucunda masonlar, “Türkiye Hür ve Kabul EdilmiÅŸ Masonları Büyük Locası” ile “Türkiye Büyük Mason Mahfili ve Süprem Konsey” adı altında iki ayrı çatıda biraraya geldiler.

Bölünme Ne Kadar Gerçekçi
Masonlar arasındaki bu bölünmenin kamuoyuna yansıtılan bir başka yönü ise, 33. derecedeki masonların oluşturduğu Süprem Konseydeki yönetim kadrosunun kendi aralarındaki iç çekişmeydi. İddiaya göre 33. derecenin kadrosu dolmuş ve bir üst dereceye çıkma durumundaki yüksek dereceli masonların önü tıkanmıştı. Bu yüzden de iki yıl süren bir iç çekişme yaşanmış sonuçta da masonlar ikiye bölünmüştü. Gerçekte bu bir göz boyama idi. Masonlar adına ortaya atılan göstermelik bir polemikle hem yeni bir örgütün kurulması sağlanarak, geniş bir kadro imkanı ortaya çıkarılmış, hem de masonların güçten düştükleri imajı oluşturularak, toplumun büyük bir kesiminde masonlara karşı oluşan tepkinin önü alınmaya çalışılmıştı.

Murat Özgen Ayfer, bu iddiaları “Masonluk Nedir ve Nasıldır” adlı kitabında ortaya koymuÅŸtu. Bu geliÅŸmeler yukarıda belirttiÄŸimiz gibi o yıllarda özellikle muhafazakar kesimde masonluÄŸa karşı oluÅŸan tepkinin yumuÅŸatılması ve “masonlar gücünü yitiriyor” imajının oluÅŸturulabilmesi anlamına gelmektedir. Öte yandan Türkiye Büyük Mason mahfili vasıtasıyla masonların kendi içlerinde daha iyi örgütlenmelerini de saÄŸlamıştı. Günümüzde bu iki büyük locanın büyük üstadları arasındaki yakın iliÅŸkiler de bu iddialarımızı doÄŸrulamaktadır. Localar arasındaki bu yakınlık masonların bu localara “AÅŸağı loca” ve “Yukarı loca” ismini vermesine neden olmuÅŸtur. (Murat Özgen Ayfer Masonluk Nedir ve Nasıldır”, s.255) Åžimdi yeniden biraz geriye giderek masonların ikiye bölünmelerinin ayrıntılarını incelemeye devam edebiliriz.

1964 yılındaki ayrılmanın gerçekçi olmadığının göstergelerinden birisi, ayrıldıkları iddia edilen iki kesimin yönetiminde aile iliÅŸkilerinin görülmesiydi. Hür ve Kabul EdilmiÅŸ Masonlar büyük üstadı Tunç Timurkan’ın eÅŸi Güven Timurkan, Türkiye Yüksek Åžurası’na baÄŸlı kadınlara ait bir mason locasının baÅŸkanlığına getirilmiÅŸti. Farklı görüşlerde oldukları için ayrılarak iki gruba ayrılan mason localarının üstadlığında aile içi bir paylaşıma gidilmesi, bu ayrılmanın sadece göstermelik olduÄŸu iddialarını kuvvetlendirmiÅŸti.

Tüm dünyada kardeşlik ve barıştan sözeden masonluk teşkilatının kendi aralarında basit bir sahte belge olayının bahane ederek ayrılmaları, üstelik hiçbir gerekçe kalmadığı halde bu ayrılık ve kini sürdürmekte ısrarlı davranmaları, bu ayrılık olayının perde arkasında yine masonik çıkarların olduğunu ortaya koymaktadır.

70′lı Yıllarda Masonluk
Türkiye masonluÄŸunun kağıt üzerinde de olsa bölünmesiyle birlikte kurulan Türkiye Büyük Mason Mahfili, Türkiye’de oluÅŸan bölünme olayını yabancı obediyanslara da bildirdi ve 1967 yılında Fransa Büyük Locası’ndan patent aldı.

1973 yılına gelindiÄŸinde, Dernekler Kanunu’nda yapılan deÄŸiÅŸiklikle derneklerin “Türk” ve “Türkiye” baÅŸlıklarını kullanmaları Bakanlar Kurulu’nun iznine baÄŸlandı. Bunun üzerine Türkiye Büyük Mason Mahfili’nin ismi Büyük Mason Mahfili, Türkiye Mason Dergisi’nin ismi Mason Dergisi olarak deÄŸiÅŸtirildi.

Türkiye Büyük Mason Mahfili, 70′li yıllarda uluslararası mason localarıyla iliÅŸkiler kurmak istedi. Ancak, 12 Eylül askeri müdahalesi ile derneklerin yabancı kuruluÅŸlarla olan iliÅŸkilerinin önce yasaklanması, daha sonra da Bakanlar Kurulu’nun iznine baÄŸlanması, Türkiye Büyük Mason Mahfili’nin önünü kesiyordu. Türkiye Büyük Mason Mahfili, kısaltılmış adıyla CLIPSAS isimli bir masonik kuruluÅŸla birlikte çalışmak için Bakanlar Kurulu’na baÅŸvurdu. Ancak bu izin çıkmadı. (Masonlar bu örgütle iliÅŸki kurabilmek için gerekli olan yasal izni 1991 yılında almışlardır. (Murat Özgen Ayfer, Masonluk Nedir ve Nasıldır”, s. 258)

Türkiye Büyük Mason Locası kurulduÄŸu günden bu yana kendi malı olan aynı binada faaliyetlerini sürdürmektedir. 1979 yılında İzmir’de bir bina satın alarak bu ilde de zaten var olan faaliyetlerini hızlandırmışlardır. 1989 yılında Adana’da bir ÅŸube açıldı. Åžu anda Türkiye çapında Türkiye Mason Mahfili’ne baÄŸlı 25 loca bulunmaktadır.

1976 yılında üçüncü kez verilen “mason localarının kapatılmasını içeren kanun teklifi” üçüncü kez Meclis tarafından reddedildi. Meclis desteÄŸini arkasına alan masonlar, Tepebaşı’ndaki localarını restore ederek çalışmalarını daha da hızlandırdılar.

27 Nisan 1977′de kuruluÅŸlarının yıldönümünü kutlayan masonlar, İstanbul Sheraton Oteli’nde büyük bir balo düzenlendiler. Baloya Fransa, İsviçre, Belçika, İtalya büyük üstadları katıldı. 1978 yılında İstanbul İntercontinental Oteli’nde ABD, Brezilya, Paraguay mason locaları ile kaynaÅŸma balosu tertip edildi.

1989 yılında bazı mason eÅŸlerinin giriÅŸimleri ile ÇaÄŸdaÅŸ KardeÅŸlik ve Dayanışma DerneÄŸi adı altında bir masonik örgüt kuruldu. 1991 yılından itibaren kadın üyeler bu locada tekris edilmeye baÅŸlandı. Daha sonra kadın masonlar kendi aralarında örgütlenerek 4 kadın mason locası kurdular. Günümüzde aktif olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Kadınların büyük üstadı ise, üstad mason Tunç Timurkan’ın eÅŸi Güven Timurkan’dır.

1997 yılında bir televizyon kanalında yayınlanan haber Türkiye masonlarında ÅŸok etkisi yaratmıştı. İlk defa mason mabetlerinde gizli çekimler gerçekleÅŸtirilmiÅŸ ve bu görüntüler Kanal 7 Televizyonu’nda günlerce yayınlanmıştı. İki ayrı locada çekilmiÅŸ olan gizli kamera görüntüleri hem Türk halkını, hem de yüksek derecelere ulaÅŸmamış masonları ÅŸok etti. Bu gizli kamera görüntülerinin birisinde, yalnızca 33. dereceden masonların katılabildiÄŸi “ÅŸeytana tapma ayini” icra edilmekteydi. Ayini yöneten büyük üstad, locanın ortasında kesilen bir keçinin kanını içiyor ve İbranice bazı dualar okuyarak ÅŸeytana tapma ayinini sonuçlandırıyordu. DiÄŸer görüntülerde ise, masonluÄŸa kabul edilen iki yeni kiÅŸinin göğsüne, masonik ritüellere göre kılıçlar dayanıyor, ölüm iması yapılıyordu. Aynı locada kaydedilmiÅŸ diÄŸer bir görüntüde ise, masonlar tarafından sürekli olarak inkar edilen masonik nikah töreni vardı.

Masonlarla ilgili gizli kamera görüntülerinin yayınlanması ile birlikte masonluk, gündemin en üst sıralarına yükseldi. Ancak masonların kontrolündeki bazı medya kuruluÅŸları bu konuyu hasıraltı edebilmek için olaÄŸanüstü çaba harcadılar. Bu medya kuruluÅŸları, yayınlarında bu haberlere en ufak bir yer dahi vermediler. Kanal 7 Televizyonu’nda masonların gizli ayinleri ile ilgili dehÅŸet verici görüntüleri izleyenler, bu görüntülerin yankılarını gazetelerinde ve diÄŸer televizyon kanallarında bulabileceklerini zannettiler. Ancak yüksek tirajlı “büyük” gazetelerin ve bunların yan kuruluÅŸu durumundaki televizyon kanallarının hiçbiri bu önemli görüntülere yayınlarında yer vermediler.

Görüntülerin Yankıları
Gazete manşetlerine taşınan bu önemli görüntüleri Yazar Fehmi Koru şu şekilde yorumladı:

“Ellerine geçen, rahatlıkla “Dünyada ilk defa gerçekleÅŸen bir gazetecilik olayı” diyebilecekleri gizli kamerayla çekilmiÅŸ bir filmi, Cuma gününden bu yana ekranlara taşıyan Kanal 7 yönetimi, baÅŸlarına geleni anlamakta zorlanıyor. Nasıl zorlanmasın; bir mason locasında gizlice çekilmiÅŸ, üç adayın örgüte giriÅŸiyle ilgili tören ve bir baÅŸka mason nikah töreni, medyada hiç ilgi görmedi. Ne bir baÅŸka kanal çekimden görüntüler yayınladı, ne de bir gazete ve dergi, konuyu sütunlarına taşıdı. Tam bir sessizlik. Halbuki dini nikahın tartışıldığı bir ortamda mason nikahı ilgi çekmeliydi. Aslında sessizliÄŸin sebebi, Kanal 7′nin gizli çekimlerinde de anlaşılıyor. Mason örgütüne girerken adeta dini bir ritüel yaşıyorlar. Gizli kameranın giremediÄŸi bir düşünce odasında bir süre tutuluyor, sonra eÄŸilmeye zorlanarak, bir çıtanın altından geçiyorlar. İçeride gözleri baÄŸlıyken, elleriyle yoklamaları istenen bir kılıç göğsüne dayanıyor. “Burada öğrendiklerini dışarıda açıklarsan sonucuna katlanırsın” mesajı bir kez daha sözlü olarak aktarılıyor. Gözlerini açar açmaz gördükleri “biraderler” her hareket ve konuÅŸmalarından önce ellerini boÄŸazlarına götürerek kesme iÅŸareti yapan insanlar…” (Fehmi Koru, Zaman Gazetesi, 18 Ocak 1997)

“Kanal 7 önemli bir yayıncılık örneÄŸi sergiledi, mason ayinlerini ekrana getirerek… Bilgi çağı insanımızın “kara mizah mason törenlerini” algılaması ve deÄŸerlendirmesindeki ortak yön: Komiklik ve gizlilik. Bu bir tarafı… DiÄŸer yandan ise; İskoç Riti”ne tabi mason localarının Londra’dan Fransa obediyansına tabi olanların da Paris’ten talimat almaları, masonluÄŸun kökü dışarıda olduÄŸunu yeniden düşündürdü. … ÇaÄŸdaÅŸ Atatürkçüler de bu tartışmadan bir ÅŸey öğrendiler: Mustafa Kemal’in emriyle kapatılan mason locaları, Atatürk’ün ölümünden sonra ancak, gizli de olsa örgütlenebildi, uluslararası baÄŸlantılar kurabildi. Malum medya ve malum kesim böyle bir tartışmadan rahatsız oldu. Sahte ÅŸeyh Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz, Fadime Åžahin ve Emire Kalkancı olayını örtbas etmek için masonluÄŸun gündeme getirildiÄŸini savundular. Bütün dünyada yükselen dini ve milli deÄŸerlerin yansıması karşısında bir ilkelik örneÄŸi, bu olaya mal bulmuÅŸ maÄŸribi gibi sarılmaları… Biraz da acizlik örneÄŸi…” (Ayhan Katırcıkara, 29 Ocak 1997, Türkiye)

“Masonluk tartışmaları yine alevlendi. Televizyonlar, gizli çekilen görüntülere yer veriyorlar. Gazetelerde dizi yazılar yayınlanıyor. Kamuoyu bu yayınları merakla izliyor. Masonluk ketumiyet üzerine kurulu. Masonlar da bu yüzden fazla konuÅŸmuyorlar.” (Emin Pazarcı, 2 Åžubat 1997, AkÅŸam)

“Kanal 7, kaç gündür masonluk ile ilgili görüntüler yayınlıyor. Dünya tarihinde ilk defa gerçekleÅŸen bir gazetecilik baÅŸarısı bu. Bir masonun locaya kabulü gizli kamera ile elde edilmiÅŸ görüntüler aracılığıyla kamuoyuna aktarılıyor. Fadime-Müslüm tefrikasına kapılıp giden medyamızda, ya da alenen çaÄŸrı yapılmasına raÄŸmen masonlarda en ufak bir kıpırdama yok. Tarikat tartışmalarının yoÄŸunlaÅŸtığı, bir uçkur düşkünü yüzünden bütün İslam tarikatlarının suçlandığı bir dönemde, yeryüzünün bilinen en eski ve en sürekli tarikatı ile ilgili görüntüler, Kanal 7 ekranlarında yer almasına raÄŸmen, henüz bir televizyon kanalı, bu görüntülere, Ali Kalkancı’nın artık ezberlenen zikir görüntülerinin 20. tekrarı kadar bile ilgi göstermedi… Kanal 7′nin günlerdir açıklama beklemesine, masonluk ayininden inanılmaz görüntüleri ekrana getirmesine raÄŸmen hiç ses çıkmamasında, tepki verilmemesinde, hele medyanın olayı tamamen görmezden gelmesinde, bu dünyanın içinde var olan etkili isimlerin, localarına karşı ettikleri sadakat yemininin payı var mı dersiniz” (Şükrü Kanber, 18 Ocak 1997, Milli Gazete)

“Bütün Oyunları Loca Tezgahlıyor”
Bu görüntülerin televizyonlarda gösterilmesinin ardından; masonluktan daha önceki yıllarda ayrılan, ancak kendilerine ayrıldıklarına dair hiçbir belge verilmeyen Mümin Kılıç ve Önder Aktaç, kameraların karşısına geçerek, masonluk hakkında birbirinden ilginç iddialar ortaya attılar. Ardından baÅŸka bir mason istifa ettiÄŸini açıklayarak, yine aynı televizyon kanalından masonların gizli dünyaları konusunda farklı bazı açıklamalarda bulundu. Olayın ardından, Türkiye’de faaliyet gösteren mason localarının köklerinin dışarıda olduÄŸu ve bu yapıları ile Dernekler Yasası’nı ihlal ettikleri, dolayısıyla kapatılmaları gerektiÄŸi söylenerek, savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

Aynı günlerde benzer geliÅŸmeler, TBMM çatısı altında da yaÅŸanmaktaydı. RP Tokat Milletvekili Ahmet Fevzi İnceöz, mason locaları konusunda İçiÅŸleri Bakanlığı’na soru önergesi verdi. Fevziöz, sonuçsuz kalan soru önergesinde ÅŸu ifadelerde bulundu: “Son bir hafta içinde, Kanal 7 isimli televizyon kuruluÅŸu tarafından ard arda yayınlanan bazı görüntüler, halen ülkemizde faaliyet gösteren masonluk teÅŸkilatı ve bu teÅŸkilata baÄŸlı organize mason locaları ile bu localarda özel toplantılar düzenleyen masonlar hakkında birtakım iddialar gündeme getirdi.”

Kanal 7′de yayınlanan çekimlerde masonların gizli ayinleri, tören ve ritüeller, özel toplantıları tesbit edilmiÅŸ ve masonluÄŸa kabul seremonileri, masonik usullere göre yapılan nikah töreni, loca toplantılarına ait konuÅŸmalar ve tekris törenleri görüntülenmiÅŸti. Çekimlerin henüz yayınlanmayan bölümlerinde ise, meÅŸrik-i azamlar arasındaki diyalogların, kabalist öğretinin telkin edildiÄŸi konferansların, localarda büyü ayinleri yapıldığına dair görüntülerin yer aldığı iddia ediliyor.

BilindiÄŸi gibi, mason teÅŸkilatı son üç yüzyıldır dünyanın en güçlü ve etkili örgütlerinin başında gelmektedir. Millet kavramının var olmadığı, milletlerin belirli bir plan çerçevesinde dağıtılacağı ve enternasyonal bir dünya devleti kurulacağı idealine ulaÅŸma amacındaki masonlar bugün dünyanın her ülkesinde aktif olarak çalışmalarını sürdürmektedirler. Ancak bunun yanında, ülke siyasetlerine yön veren, milletlerarası iliÅŸkilerde pay sahibi olan, devlet kademelerinde teÅŸkilatlarına baÄŸlı güvenilir masonları görevlendirerek devlet içinde organize olan (İtalya’daki P2 mason locası bunun en çarpıcı örneklerindendir) masonluk örgütü karanlık, gizli ve denetim dışı birçok hususu bugün bünyesinde barındırmaktadır. Ülkemizdeki tablo da bu ÅŸekildedir. (Harun Yahya, Yahudilik Masonluk)

İşte televizyon kanallarında yayınlanan gizli kamera çekimlerinin ışığında, masonluk teÅŸkilatının kapalı, içine dönük, sır dolu yapısı, tamamen köhne Yahudi öğretilerini ve Kabala”yı temel alan felsefesi ve enternasyonal bir dünya devleti hedefi göz önünde bulundurulduÄŸunda, bu karanlık örgüt hakkında bazı hususların özellikle açıklığa kavuÅŸturulması gerekiyor.”

Mason localarının 1948 yılından bu yana dernekler kanununa aykırı hareket ettiğinin altını çizen İnceöz soru önergesini şu ifadelerde tamamladı:

“Büyük Mason Mahfili DerneÄŸi adı altında faaliyet gösteren mason derneÄŸi, devletimizin güvenliÄŸini ve milli menfaatlerimizi tehdit eden, insanların açıkça tehdit edildiÄŸi, emniyet birimlerinin kontrol ve denetiminden kaçan, içinde yasadışı nikahların kıyıldığı, usülsüz paraların toplanıp harcandığı, izinsiz silahların bulunduÄŸu bir merkez durumundadır. Gerçek yönetim merkezi yurtdışında olan, enternasyonal yapısı olan, milli çıkarlarımız ve devlet güvenliÄŸimiz açısından çok tehlikeli olan bu teÅŸekkülün faaliyetlerinin durdurulması gerekmektedir.

Bu itibarla, Sayın Bakanlığımızca masonluk teÅŸkilatı yöneticileri ve diÄŸer sanıklar hakkında soruÅŸturma açılarak, öncelikle adı geçen derneÄŸin faaliyetten menedilmesini, kökü yurtdışında bulunan diÄŸer tüm masonik teÅŸkilatların faaliyetlerinin durdurulmasını, faaliyetleri resmen durdurulana kadar bu derneklerin içinde devlet aleyhinde faaliyet yürütülüp yürütülmediÄŸinin tespiti amacıyla sürekli polis memuru bulundurulmasını ve bu gizli teÅŸkilatın elebaÅŸlarının ve diÄŸer sanıkların yakanarak ilgili yasa maddelerince cezalandırılmalarını saygılarımla talep ve arz ederim.”

Günümüzde Türk Masonluğu
1991 yılında kurulan Bodrum Locası”nın ardından 1992 yılında Tesviye Dergisi yayınlanmaya baÅŸlandı. 1994 yılında ise BeyoÄŸlu Nuri Ziya Sokağı”ndaki sosyal bina faaliyete girdi. 1995 yılında ise İstanbul Yakacık”ta yeni bir loca açıldı.

Türkiye masonluÄŸunda günümüzde hakim güç, Türkiye Büyük Locası ya da sadece Büyük loca olarak bilenen “Hür ve Kabul EdilmiÅŸ Masonlar DerneÄŸi”dir. Bu derneÄŸin Türkiye çapında faaliyet gösteren 150 kadar locası vardır. Büyük Loca İstanbul BeyoÄŸlu”nda Odakule”nin karışısında Nuriziya Sokağı”ndadır. Resmi kayıtlara göre 18000 üyesi vardır.

DiÄŸer mason örgütü olan Türkiye Yüksek Åžurası”nın merkezi BeyoÄŸlu Arslanyatağı Sokağı”ndadır. İskoç Riti”ne göre faaliyet gösteren Türkiye Yüksek Åžurası”nın İçiÅŸleri Bakanlığı”na verilen resmi kayıtlarına göre 2500 üyesi vardır.

Türkiyedeki Masonluk Örgütü
Türkiye”de masonların baÄŸlı oldukları iki kuruluÅŸ vardır. Bunlar Türkiye Büyük Locası ve Türkiye Fikir ve Kültür DerneÄŸi yani Türkiye Yüksek Åžurası”dır.

Türkiye Büyük Locasında örgütlenme şu şekildedir:

1) Eski Büyük Üstadlar
2) Bir önceki Büyük Sekreter ve Büyük Hazine Emini.
3) Türkiye”deki localardan her birinin serbest ve gizli oyla seçtikleri üçer delege.

Bunların üstad derecesinde bulunan eylemli üyeler olmaları gerekir.Türkiye Büyük Locası, kendi üyeleri arasından “Büyük Kurul’u seçer. İki yıl için göreve gelen Büyük Kurul, Türkiye Büyük Locası’nın yürütme organıdır. MasonluÄŸun yöntemiyle ilgili iÅŸlemleri yapar.

Büyük Kurul’daki en üst düzey yetkili masonluk örgütünün de Genel BaÅŸkanı olan Büyük Üstad”dır. Türkiye Büyük Locası”na baÄŸlı tüm kuruluÅŸlarını denetler ve gerekli kararları alır.

Türkiye mason locaları Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Manisa ve Adana illerinde toplanmıştır. Merkez ise İstanbul BeyoÄŸlu Nuruziya Sokağı”ndadır.

Türkiye Fikir ve Kültür DerneÄŸi”nin de merkezi İstanbul BeyoÄŸlu Arslanyatağı Sokağı’ndadır. Dernek “Yüksek Åžura” denilen “Merkez Yönetim Kurulu”nca yönetilir. Bu kurulun BaÅŸkanı ise Hakim Büyük Amir”dir.

Bir masonun Türkiye Fikir ve Kültür DerneÄŸi”ne kabul edilmesi için Türkiye Büyük Locası”na baÄŸlı bir locanın üyesi olması gerekir. DerneÄŸin bünyesinde üç grup vardır. 33. derecelilerden oluÅŸan “Yüksek Danışma Divanı” ve 31. derecelilerden oluÅŸan “Haysiyet Divanı” bu üç grubu oluÅŸturur.

1980″li yılları rakamlarına göre Türkiye Büyük Locası”na BaÄŸlı 77 loca bulunmaktadır. Bu 77 locanın 41″i İstanbul”da, 21″i Ankara’da, 12’si İzmir’de ve 2’si Bursa’da ve 1 tanesi Adana’da bulunmaktadır.

Peki masonluk konusunda nasıl düşünmek ve neyi davranmak gerekir. Masonluk, materyalist felsefe, Darwinizm gibi birtakım zararlı felsefeleri kendine rehber edinmiş bir örgüttür. Dahası bu zararlı felsefeleri topluma yaymaya çalışmakta, bu nedenle insanları milli ve manevi değerlerlerinden uzaklaştırarak yozlaştırmaktadır.

Ancak bu durum karşısında tüm masonlara cephe almak bir çözüm deÄŸildir. Bu kiÅŸiler, özellikle de henüz masonlukla yeni tanışmış olanlar, yanlış bir felsefeye kapıldıkları için yanlış yoldadırlar. Yapılması gereken masonlara yanlış yolda olduklarını göstermek, onlara Allah’ın varlığı, birliÄŸi, din ahlakının gerçekleri ve güzellikleri konusunda doÄŸruları anlatmaktır. Umulur ki böylece masonlar da gerçekleri görebilir ve anlayabilirler.

LOCA ADI / KURULUŞ TARİHİ / İL
Gün 1975 İstanbul
Özlem 1975 İstanbul
Başak 1975 İstanbul
İrem 1975 İstanbul
Ankara 1976 Ankara
Evren 1977 İstanbul
Piramit 1977 İstanbul
Yunus Emre 1977 Ankara
Nilüfer 1978 Bursa
Manisa 1978 İzmir
Burç 1980 İstanbul
İlke 1980 Ankara
Atanur 1981 Ankara
Ege 1982 İzmir
Çukurova 1982 Adana
Sembol 1983 İstanbul
Güven 1984 İstanbul
Erdem 1984 Ankara
Denge 1984 Ankara
Işın 1983 İzmir
Başarı 1985 İzmir
Doğan Güneş 1985 Ankara
Meşale 1986 İstanbul
Anadolu 1986 İstanbul
Tolerans 1986 Ankara
Sezgi 1988 İstanbul
Üçsütun 1988 İzmir
Kutupyıldızı 1988 Ankara
Akıl ve Hikmet 1988 İstanbul
Boğaziçi 1988 İstanbul
Karşıyaka 1988 İzmir
Üç Nur 1988 Ankara
Yeditepe 1988 İstanbul
Gönye 1988 İstanbul
Güzel İstanbul 1988 İstanbul
Günışığı 1988 İstanbul
BaÅŸkent 1988 Ankara
Tanyeri 1989 İstanbul
Sadakat 1989 İstanbul
Gökkuşağı 1989 Ankara

216



Yorum Yapin