E-Nasıl.Com

İnternet Gündemi

Aralık 7th, 2008 iin arsiv

Türk firmasından Türk askerine çok özel kamuflaj

Yazan: admin Tarih: Ara 7th, 2008 | Kategori:: Kategorilenmemiş

Bir Türk firmasının ürettiği kamuflajlar, askere termal kameralara karşı gizlenme, eksi 50 dereceye kadar soğuktan korunma olanağı sağlıyor.

Pakistan’ın Karaçi kenti Expo Center’da düzenlenen 5. Uluslararası Savunma Fuarı’na katılan bir firmanın fuar yetkilisi Bergütay Erkal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, fuarın Türk firmaları açısından verimli geçtiğini, önemli görüşmelerde bulunduklarını söyledi.

1995 yılında kurulan firmalarının teknik tekstil alanında üretim yaptığını ifade eden Erkal, Ar-Ge çalışmalarına yılda 3 milyon avro ayırdıklarını, Türkiye’de ürün geliştirme çalışmalarına kendileri dışında başka bir teknik tekstil firması olmadığını anlattı.

Fuarda kendi geliştirdikleri bazı önemli ürünleri tanıtma imkanı bulduklarını dile getiren Erkal, şunları kaydetti:

”Dağ ve sat komandoları için özel kamuflajlar üretiyoruz. Komandolara yönelik ürettiğimiz bir ürün, termal kameralara karşı koruma sağlıyor. Özellikle savaş ve çatışma anında askerler geceleri termal kamera ile tespit edilebiliyor. bu kamuflajlar sayesinde askeri bulmak olanaksız hale geliyor. Bunun sat komandolar için olanını da ürettik. Su altında termala karşı gizlenme olanağı tanıyan bu ürün sat komandolarının işini kolaylaştıracak.”

Erkal, bir başka ürünlerinin askeri eski 50 dereceye kadar soğuktan koruduğunu belirterek, nefes alabilen bu kamuflajların yağmur geçirmediğini ve rüzgara karşı askere koruma sağladığını da bildirdi. Bu ürünün doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde teröristlerle mücadelede Türk askerine önemli fayda sağlayacağını vurgulayan Erkal, önemli diğer bir çeşit ürünlerinin ise nükleer, biyolojik kimyasal saldırılardan askeri koruduğunu anlattı.

Yeni ürettikleri gizleme ağının fuarda büyük ilgi gördüğünü, bu ürünün Türk Silahlı Kuvvetlerine verildiğini ifade eden Erkal, ”Bu ürün özellikle tank gibi askeri araçların gizlenmesi açısından stratejik önem taşıyor. Ürün, araçları radardan gizleyebiliyor. Üzeri örtülen araç, radardan kesinlikle tespit edilemiyor” dedi.

Jammerlar için üretilen sırt çantalarının da ilgi gördüğünü vurgulayan Erkal, ”normalde jammerlardan yayılan elektromanyetik dalgalar askere ciddi zararlar verebilir. Bizim ürettiğimiz özel malzemeden yapılmış çantalar bu dalgaları keserek askere zararı önlüyor” diye konuştu.

Erkal, Türk Silahlı Kuvvetlerine verdikleri özel kamuflajların, ABD, Almanya, Romanya, Singapur, Malezya ve Litvanya gibi ülkelere ihraç edildiğini, yabancı ülke ordularının da Türk ürünlerini kullandığını sözlerine ekledi.

ZAMAN

381


Baykal: Kutuplaşmayı gidereceğiz

Yazan: admin Tarih: Ara 7th, 2008 | Kategori:: Kategorilenmemiş

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, çarşaf açılımı ile toplumdaki kutuplaşmayı gidermek istediklerini belirterek “Amacım muhafazakar kesimle cumhuriyeti buluşturmak” dedi.

ANKARA - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Akşam gazetesine yaptığı açıklamada çarşaflı kadınların partisine katılımını değerlendirdi.

Bunun seçim amacıyla yapılmış göstermelik bir olay olmadığını belirten Baykal buna ilişkin tavırlarının ahlaki ve insani olduğunu söyledi.

Baykal “Bu defa yaşadığımız ve yeni olan şey geniş bir desteğin bize verilmesidir. Muhafazakar insanlarımızın bize gelmeye başlamasıdır” diye konuştu.

Toplumdaki kutuplaşmayı gidermeyi amaçladıklarını da ifade eden Baykal “Bunun oy kazandırmasına yönelik bir hiçbir beklentim yok. Siyasette bu tür adımlar da hemen oya dönmez. Muhafazakar kesimleri cumhuriyetle buluşturmak, insanımızı devletle kaynaştırmak arayışındayız” dedi.

http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/468448.asp

181


Türkiye’nin yüzde 18′i yoksul

Yazan: admin Tarih: Ara 7th, 2008 | Kategori:: Kategorilenmemiş

Türkiye’de yoksulluk oranı 2007 yılında, bir önceki yıla göre 0.75 puan artarak yüzde 18.56’ya yükseldi.

ANKARA - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2007 Yoksulluk Çalışması sonuçlarını açıkladı. Açıklamada, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi;ne göre 31 Aralık 2007 tarihi itibariyle Nüfus Sayımı Sonuçlarının 21 Ocak 2008’de açıklandığı, nüfus projeksiyonları açıklanan son nüfus sayımı verileri üzerinden yapılması çalışmalarına devam edildiği belirtildi.

Türkiye’de yoksulluk oranının yüzde 18.56 olduğu belirtilen açıklamaya göre, 2007 yılında Türkiye’de fertlerin yaklaşık yüzde 0.54’ü sadece gıda harcamalarını içeren açlık sınırının, yüzde 18.56’sı ise gıda ve gıda dışı harcamaları içeren yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Kişi başı günlük harcaması, satınalma gücü paritesine göre 1 doların altında kalan fert bulunmuyor. Buna karşın satınalma gücü paritesine göre kişi başı günlük 2.15 dolar olarak tanımlanan yoksulluk sınırı altında bulunan fert oranı yüzde 0.63. Yoksulluk sınırı 4.3 dolar olduğunda yoksul fert oranı ise yüzde 9.53 olarak tahmin edildi.

2006 yılında yüzde 0.74 olarak tahmin edilen açlık sınırının altında yaşayan fert oranı, 2007 yılında yüzde 0.54’e düşerken, yoksul fert oranı ise yüzde 17.81’den yüzde 18.56’ya yükseldi. Geçen yıl, 4 kişilik hanenin aylık açlık sınırı 237 YTL, aylık yoksulluk sınırı ise 619 YTL olarak tahmin edildi.

Kırsal yerleşim yerlerinde yaşayanlarda 2006 yılında yüzde 31.98 olan yoksulluk oranı 2007 yılında yüzde 32.18’e, kentsel yerlerde yaşayanların yoksulluk oranı da yüzde 9.31’den yüzde 10.61’e yükseldi.

http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/468350.asp

180


Rahşan Ecevit: DSP adını değiştirsin

Yazan: admin Tarih: Ara 7th, 2008 | Kategori:: Kategorilenmemiş

Rahşan Ecevit, kurucusu olduğu DSP’nin yönetimine sert eleştiriler yöneltti.

Ecevit, “DSP ya adını değiştirmeli ya da Bülent Ecevit’in adını kullanmaktan vazgeçmelidir” dedi.

Yazılı bir açıklama yapan Rahşan Ecevit, kurucusu olduğu DSP’nin Bülent Ecevit’in düşünce, inanç ve ilkelerinden koparıldığını savundu. Rahşan Ecevit, “DSP, ‘Atatürk’ün yolunda, Ecevit’in ışığında’ tekerlemeleriyle hayatını sürdürmeye çalışıyor” dedi.

Partinin artık varlık nedeni anlaşılamayan, söylemleri ve eylemleriyle neyi amaçladığı bilinmeyen bir kuruluş haline geldiğini belirten Rahşan Ecevit, parti yönetiminin bu tutumu nedeniyle tabanda huzursuzluk yaşandığını öne sürdü. Ecevit, “Bu nedenle Demokratik Sol Parti ya adını değiştirmeli ya da Bülent Ecevit’in adını kullanmaktan vazgeçmelidir” ifadesini kullandı.

184


Karayalçın: Allah’ın izniyle seçimi alacağız

Yazan: admin Tarih: Ara 7th, 2008 | Kategori:: Kategorilenmemiş

CHP, Murat Karayalçın’ın Ankara Büyükşehir Belediye başkan adaylığını resmen ilan etti. Karayalçın törende “Allah’ın izniyle bu seçimi alacağız, Melih Gökçek’in tıpış tıpış gideceğini biliyorum” dedi.

ANKARA - CHP Genel Merkezi’nde düzenlenen törende Deniz Baykal sadece sosyal demokratları değil tüm Ankara’lıları Karayalçın’a destek vermeye çağırdı. Baykal, Karayalçın’ın adaylığını “Sayın Karayalçın Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayıdır, yoğun bir çalışma programı yürütecektir” sözleriyle duyurdu.

Baykal’ın konuşması sırasında mikrofonda kısa süreli bir arıza yaşanınca CHP lideri espri fırsatını kaçırmadı ve “Bu durumu sabote etmek isteyenler olabilir, ‘bunu Melih Gökçek yaptı’ demeyin” sözleriyle partilileri güldürdü.

Baykal’ın ardından Murat Karayalçın da tüm Ankaralılar’dan destek istedi. AKP’nin iktidardan düşürülmesi gerektiğini söyleyen Karayalçın, şöyle konuştu:

“Bu amaç kutsal ise gerisi ayrıntıdır. Hayatımın en önemli projelerinden birini uygulamak için yola çıkıyorum, yardımızını ve desteğinizi bekliyorum. Allah yolumuzu açık etsin. Allah’ın izniyle bu seçimi alacağız, 29 Mart’ta Ankara yönetimine geleceğiz. Nasıl gidileceğini ve kimin gideceğini biliyorum, Melih Gökçek tıpış tıpış gidecek.”

Karayalçın’ın “Hiçbir etnik köken, inanç ayrımı yapmadan bütün hemşerilerimizle yola çıkıyoruz” sözleri Baykal’ın çarşaf hamlesine destek olarak yorumlandı.

http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/468401.asp

171


Nasıl Hızlı Okunur ?

Yazan: admin Tarih: Ara 7th, 2008 | Kategori:: Makaleler

Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.

İnsanlar sadece göz ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı lüzumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (özellikle çocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı içinden kelime kelime okur.

Bütün bu kötü alışkanlıklar okuma süresince ekstra bir güç sarfettirdiğinden okurken çabucak yorulmaya da sebep olurlar. Halbuki okuma sırasında ağız, dil, dudak, damak ve gırtlak gibi organların çalışmalarına hiç gerek yoktur.

Yavaş okumamızın birinci nedeni gözümüzün görme alanını iyi kullanmamamız yani okurken her kelimeye tek tek bakmamızdır. Bu şekilde normal bir satırı okumak için gözümüzü 8-12 kere hareket ettirmemiz gerekir. Halbuki gözümüzün bir bakışında birden fazla kelimeyi görebildiğimizden aynı uzunluktaki bir kelimeyi 2-3 göz hareketi ile okumamız mümkündür.

Günümüzün baş döndürücü temposunda yavaş okuyarak zaman kaybetme lüksümüz yoktur. Örneğin 400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 96 000 kelime vardır. Bu kitabı dakikada 150 kelime okuyan bir kişi 10 saatte, 500 kelime okuyan 3 saatte, l 000 kelime okuyabilen ise 1,5 saatte bitirebilir. Basit fakat disiplinli bir eğitimle kazanılacak zaman muazzamdır.

Okumamızı yavaşlatan en önemli psikolojik etken ise hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmemizdir. Etrafındakilerden sürekli ‘tane tane oku’ veya ‘yüksek sesle oku’ direktiflerini alan bir çocuğun bu alışkanlığı zamanla kökleşmiş hale gelir.

Halbuki dakikada 6 000 kelime okuyarak küçük yaşta üniversiteye giden Mariel Aragon, dakikada 2 500 kelime okuyarak ABD’yi yöneten John Kennedy hızlı okuyarak daha iyi anlamanın mümkün olduğunun kanıtlarıdır.

Süratli okuma teknikleri ise paragraf okumak, sütun okumak, çapraz okumak gibi çeşitlidir. Bunların içinde anlama bakımından sütun okuma en etkin olanıdır. Bu teknikte 3-4 kelimelik dar bir sütunu okuyorsanız, sütunun ortasından bir doğru boyunca gözleri aşağıya doğru kaydırmak yeterlidir. Devamlı bir çalışma sonunda sütunu tamamıyla anladığınızı göreceksiniz.

Daha geniş sütunlarda da yine aynı şekilde ancak her satırda kelimeleri birer atlayarak yani 4-5 kelimelik bir satırda ikinci ve dördüncü kelimeleri okuyarak sütunu taramak yeterli olmaktadır. Gözler diğer kelimelerin resimlerini çekecek ve beyne ileteceklerdir.

Çok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında kültüre ve sürekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. Tüm bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada 1000 kelime okuma seviyesine çıkabilmektedirler.

199