E-Nasıl.Com

İnternet Gündemi

'Makaleler' kategorisi icin arsiv

Yarasa Uçak Sistemleri

Yazan: admin Tarih: Eki 7th, 2008 | Kategori:: Makaleler

Uçak sistemleri tarih içerisinde birçok değişikliğe ve yeniliğe maruz kalmıştır.İlk yapılan uçak sistemleri ile günümüzdeki uçak sistemleri arasında birçok fark vardır.Olayı sadece teknolojik boyutta değil konfor boyutunda da düşünmek gerekmektedir.İlk yapılan ve konforsuz olan uçaklarından bugünün konforlu uçakları arasında birçok fark vardır.Ama neticede bu konforun temelinde yatanda teknolojik gelişmelerdir.

Teknolojik gelişmeler sadece uçakların konforlu olmasını sağlamamış,aynı zamanda çok hızlı ve askeri amaçlar için kullanılan uçak sistemlerinin de geliştirilmesini sağlamıştır.Öyle ki,ses hızı duvarı bile aşılmış ve netice itibariyle çok dinamik sistemler geliştirilmiştir.

Bu sistemlerin önemli bir tanesi ise radara yakalanmayan uçak sistemleridir.Bunlara kısaca yarasa uçaklar adı verilmiş ve Amerika’lılar bu sistemi bir sır gibi korumayı başarmıştır.Bildiğiniz üzere radar sistemleri mikrodalga sistemleri ile çalışan ve dalganın bir nesneye çarpıp geri dönmesi prensibini esas alan bir sistemler bütünüdür.Ben bu yazımda sistemi ne eleştireceğim nede yarasa uçakları yargılayacağım,sadece yarasa uçakların çalışma prensibi ile ilgili bir düşüncemi sizlere sunacağım.

Fizik ile ilgilenen okurlarım bilecektir,kozmik dalgalar manyetik alanda sapma göstermekte ve mikrodalgalarda elektromanyetik spektrum içerisinde yer almaktadır.Mikrodalgalar bazı özellikleri ile kozmik dalgalara benzemektedir.Bir nesne düşünün ve bu nesneyi bir elektromıknatıs haline getirdiğinizi…İşte,kozmik dalgalar bu elektromıknatısta sapma gösterecektir,aynı sapmayı mikrodalgalarda gösterecektir.Eğer bir uçak,sistem itibariyle bir elektromıknatıs özelliği taşırsa ve yapılacak sapma yönlendirilebilirse,radar sistemlerinden gelecek olan mikrodalgalar geri yansımayacak,aksine uçağın etrafından sapmaya uğrayacaktır.Ama bu sapmanın yönlendirilmesi ayrı bir sorun teşkil etmektedir,bunu da fizikçilere bırakıyorum.

128


Işık Hızı Ve Relativite

Yazan: admin Tarih: Eki 7th, 2008 | Kategori:: Makaleler

Işık hızı bildiğiniz üzere bizim evrenimizde ulaşılabilecek en büyük hızdır.

Bizim evrenimiz diyorum;çünkü yapılan araştırmalarda bizim evrenimiz gibi birçok evrenin var olduğu tespit edilmiştir.Bizim evrenimizde ışığın ne gibi özellikleri var;isterseniz önce bunu irdeleyelim.

Işık veya ışık hızında giden dalgalar relativite teoremine uygun hareket ederler.Siz bir gemide olsanız ve bu gemi ışık hızında hareket edecek olsa relativitenin kuralları işler.Yani geminin kütlesi sonsuza yakın bir değere ulaşır,zaman sıfır düzeyinde akar ve hacimde sıfır düzeyine düşer.

Açıklamalarımdan anlayacağınız gibi ışık hızına ulaşmanın imkanı yoktur.Ama böyle bir yol bulunmuş olsave siz böyle bir gemide hareket etmiş olsanız,birkaç dakikalık hareketten sonra Dünya’da neredeysegünler geçmiş olur.Hakeza geminizin yakıtı bu gemiyi hareket ettirecek enerji düzeyine hiç birzaman ulaşamayacaktır.

Peki,sayın yazar konunun başında bizim evrenimiz dışında evrenlerin olduğundan bahsetmiştiniz;bunu açarmısınız diyebilirsiniz,

Evet bizim evrenimiz dışında evrenler var…Bunun tespitinde ise çok ilginçtir ki,ışık hızını geçen ve adına takyon adı verilen meteryaller etkin olmuştur.Işık hızını geçenmi dedim;evet bu meteryaller ışık hızından daha hızlı hareket etmektedirler.Ama bu meteryaller bizim evrenimizde bulunmuyor,bu yüzden ışık hızını geçme imkanı buluyorlar.Bu meteryaller paralel evrenleri doğrular biçimde diğer evrenlerden gelmekte ve sadece laboratuvar ortamlarında tespit edilebilmektedirler.

Bu meteryallerin özellikleri incelendiğinde ise ışık hızının üzerindeki taneciklerin özellikleri ortaya çıkmaktadır.

Relativideki özellikler var ya tamamen değişime uğramaktadır.Işık hzının üzerinde zaman eksi düzeye akmakta,kütle eksi düzeye ulaşmakta ve hacim olarakta bu meteryaller birden fazla yerde bulunabilmektedir.

Bir konuya da değinmek istiyorum,ışık hızının üzerinde sonuç nedenden önce olmaktadır.Bizim evrenimizde yemek yemek için acıkmış olmamız gerekir;

ancak ışık hızının üzerinde ise yemek yendiği için acıkma gerçekleşmektedir.

Alıntıdır.

97


Görünmezlik Sistemleri Üzerine

Yazan: admin Tarih: Eki 7th, 2008 | Kategori:: Makaleler

Birkaç yıldır bir bilimsel furya var,görünmezlik ve sistemi…Benim bu furya ortaya çıkmadan önce ortaya döktüğüm ve elektroniksel sistemler ile yapılan ama sadece teoride kalmış bir düşüncem vardı.İşte bu yazımda sizlerle bunu paylaşmak istiyorum.

Öncelikli olarak insanlar neden görünmez olmak ister?İsterseniz önce bu soruya bir yanıt arayalım.Öncelikli olarak ulusal ilişkilerde ve uluslar arası ilişkilerde insanların bazı bilgileri öğrenmek amacıyla görünmezliği kullanabileceklerini düşünebiliriz.Düşünsenize,bir savaşta ön birlikler yada casuslar karşı tarafın bilgilerini görünmeden ve zorluk ile karşılaşmadan elde ediyorlar.Bu nedenle görünmezlik sistemleri bir çok ulusun hayalini süsleyen bir sistemler bütünüdür.Hakeza,yanlış ellere geçerse görünmezlik sistemleri aynı zamanda hırsızlık ve dolandırıcılıkta da kullanılabilinir.

Daha önceki bilimsel ve özelliklede teknik yazılarımı okuyanlarınız bilir,teknoloji bir deniz gibidir ve bizler bu denizde sadece bir su damlası gibiyizdir.Görünmezlik sistemide karmaşık bir elektroniksel sistemi kullanılarak yapılabilinir.

Öncelikli olarak ele alacağımız meteryal bir küp olsun.Bu küp şeklindeki meteryalin etrafını çok ince bir LCD ekran ile örteceğiz,ama bu LCD çok ince olacak.Küpün her yüzünü bu LCD ile çevirdikten sonra,her bir yüze ışığa duyarlı olan ve kameralarda kullanılan sistemleri ince bir slayt halinde bu LCD ekranın altına yerleştireceğiz.Yerleştirmiş olduğumuz ışığa duyarlı devre sayesinde kübün ön tarafındaki görüntü arka tarafa,arka tarafındaki görüntü de ön tarafına düşürülecektir.Mesela kübün ön tarafında bir duvar var ve kübün arka tarafında da bir vazo var…İşte bu elektroniksel sistemler ile kübün ön tarafındaki duvarın görüntüsü arka tarafta ortaya çıkacak ve arka tarafındaki vazonun görüntüsü de ön tarafta ortaya çıkacak.Böylece kübün ön tarafında duran kimse kübü değil vazoyu görecek ve arka tarafta duran kişi de küp yerine duvarı görecektir.Kübün yan tarafları içinde aynı sistem geçerli olacak ve yan tarafta olan kişiler de aynı şekilde küpü göremeyeceklerdir.

Bu sistemler bütünü teorik olarak mümkün,ancak gölgelendirme olayı işi bozmaktadır.Çünkü hiçbir LCD ekran güneş ışığı düzeyinde bir ışıklandırma yapamamaktadır.Bu sorunu çözmeyide elektronik mühendislerine bırakıyorum…

Alıntıdır.

184


Nihilizm Nedir?

Yazan: admin Tarih: Eki 7th, 2008 | Kategori:: Makaleler

Nihilizm; metafizik ve ahlaki güçleri yok sayan, mevcut olan değerlere ve düzene karşı çıkan, hiçbir iradeye boyun eğmeyen görüşlerin genel adıdır.

Nihilizm, bilgi felsefesi, ahlak ve siyaset alanında kabul görmüştür. Ve yine nihilizm, her şeyi, her gerçeği ve değerleri inkar şeklinde ortaya çıkmıştır.

Nihilizm, her türlü bilgi imkanını inkar eder ve hiçbir doğru, genel- geçer bilginin olamayacağını savunur. Varlığı her şekliyle şüphe ile karşılar ve hatta yok sayar.

Yokçuluk yani nihilizm on dokuzuncu yüzyıl ortalarında Rusya’ da, özellikle genç entelektüel kesim arasında, taraf bulmuştur. Latince nihil (hiç) sözcüğünden türetilen nihilizm varlığı yok sayar ve bilimsel bilgi dışında hiçbir gerçek bilgi olmadığını kabul eder. Rus edebiyatında ilk kez Nedejin’ in bir makalesinde kullanıldı.

Bu yaklaşım, toplumda yerleşik kuralların, kurumların, ahlak kurallarının ve değer yargılarının yadsınmasıdır. Ve kökleri Antikçağ Yunan Felsefesine, özellikle de Gorgias ‘ akadar gider. Gorgias, varlık ve bilgi ile ilgili nihilizmini üç önermede ortaya koyar. Bu önermeler: 1-“Hiçbir şey yoktur”, 2- “Bir şey olsaydı da bilemezdik”, 3-Bilseydikte başkalarına bildiremezdik”. Bu görüşleriyle Gorgias, hem bilgi elde etme imkanını hem de varlığı inkar eder. Ayrıca septikler ve sofistler, kendisinden şüphe edilemeyen ve tenkit edilemeyen hiçbir şeyin olmadığını ileri sürerler. Bu şekilde şüpheci ve de tenkitçi bir nihilizmi ortaya koymuşlardır.

Siyasi alanda nihilizm, özellikle XIX. Yüzyılda Rusya’ da taraf bulmuş bir akımdır. Önceleri yeni bir toplum düzeni kurmak için yerleşik düzeni tamamen ortadan kaldırmaya yönelik bir hareket idi. Fakat daha sonra her türlü düzeni reddeden, toplumun ve tüm sosyal kurumların ferd üzerinde her türlü baskısını, otoritesini kabul etmeyen bir görüş halini almıştır. Bu şekil nihilist anlayış, en başta devlet olmak üzere, bütün baskıcı kurumların ortadan kalkması gerektiğini savunur. Godwin, “Political Justice” adlı eserinde, devletin insanlığın ahlakını bozduğunu, bu yüzden de devlet kurumunun ortadan kaldırılması gerektiğini savunur. Godwin ile aynı fikirleri savunan başka düşünürlerde vardır; Tucker, Stirner, Tolstoi, Fourier, Kropotkin, Proudhon ve Bakunin gibi.

Alıntıdır.

114


Türklerin Yunanistandaki İzleri

Yazan: admin Tarih: Eki 5th, 2008 | Kategori:: Makaleler

Davut Bey Camiisi

Yunanistan’ın Ağrıboz adasındadır. 1507-1508 yılları arasında yapılmıştır. Kubbeli ve kurşun örtülü bir camiidir. Camii ye ismini veren Davud Bey’in kim olduğu tespit edilememiştir.

Fatih Sultan Mehmet Camiisi

Yunanistan’ın başşehri Atina’dadır. ‘Fethiye Camiisi’ adı ile de bilinen bu camiinin Fatih vakfından olduğu, 1791-1792 yılına ait bir tamir kitabesinden anlaşılmaktadır. İşlek bir alanda olduğundan ‘Çarşı Camiisi’ de denilmektedir. Duvarları hiç hatıl kullanılmadan küçük maloz taşları ile yapılmıştır. Bugün, camiinin içi kat kat ahşap döşeme raflara bölünmüş bir müze deposu halindedir.

Kale Camiisi

Atina’da, Yukarı Kale’deki bir mabedin direklerinin ortasına yapılmıştır. 60 adet mermer sütunlu ve çatılı bir camiidir. Venedikliler Atina’yı kuşattıkları bir sırada, 1687 yılında, kalede buılunan cephane, attıkları bir gülle isabeti ile uçmuş, camii de tamamen yıkılmıştır.E-nasil.Com. Sonra kale tamir edilmiş, bu camii kubbeli olarak yeniden yapılmıştır. Kubbe kiremit örtülü olup revakı tonozludur.

Oruç Bey - Fısıltı Hamamı

Dimetoka’dadır. Dış görünüşü çok süslü bir binadır. Bu hamamda bir kemerin altındaki delikten söylenenlerin, bir diğer uçtaki deliğe kulağını koyan tarafından hatasız, eksiksiz işitildiği söylenmektedir. Hamam bugün oldukça harap durumdadır.

İbrahim Baba Türbesi

Ferecik’tedir. Bu türbede yatan kişi kesin olarak bilinmemektedir. Bina kaba yontma taştan olup kare bir plana sahiptir. Bu yapıyı Yunanlılar domuz ahırı olarak kullandıklarından, adı ‘Domuz Türbesi’ olarak da söylenmektedir.

Yeni Cami

Bugün Gümülcine’nin en güzel camilerinden olan bu camiinin banisi Ahmet Efendi adlı birisidir. Kubbeleri ve etrafı kurşun örtülüdür. Mihrap, minber, müezzin mahfili ve girişi çok süslüdür. Pencere aynasındaki yazı Bakara suresinin 127. ayetidir. Kubbe 11 dilimdir ve üçgen şeklinde oturmaktadır. Bu camiide Mehmet Emin Efendi nin vakıfları bulunmaktadır.

Devamı daha sonra … (Altan Araslı)

160


Siena’da Cem Sultan İle İlk Tanışma

Yazan: admin Tarih: Eki 5th, 2008 | Kategori:: Makaleler

Floransa’dan sonra çizmeye doğru yönelip, yavaş yavaş güneye iniyoruz. İlk durak yerimiz Siena olacak

Arada bir manastırlarla göz göze geliyoruz.İyice köhneleşmişler, iyice yalnızlığa terk edilmişler. Orta çağın göz bebeği bu ibadet yuvaları nelere sahne olmamıştı. İster istemez aklımıza biri takılıyor:

Chronik adlı eserin yazarı Baron Zimmem bakın neler yazmış :

Manastırda ahlak dışı olduğu zaman, zaman zaman kulaklara yansıyordu. Nitekim bir gün her şey göz önüne serildi.

Strassbourg’da bir manastıra yıldırım düşmüş, akabinde yangın çıkmıştır. Halk, içeride kalanları kurtarmak amacı ile kapıları kırıp manastıra girdi. Huşu içinde ibadet yapıldığını zannettikleri bölmelerde rezaletlerin sergisini seyrettiler. Yaşlı başlı rahipler genç delikanlılarla gayet samimi aile panoramasını sergiliyorlarmış. O çağlarda, evlilik dışı çocuklar manastırların özel pencerelerine konur, rahibeler tarafından büyütülmüş bu delikanlılar da o çocuklarmış. Ayrıca, manastırlarda adet üzerinde hiç suyu boşaltılmayan havuzlar bulunmuş. Günah ürünleri bu havuzlarda boğulur, Allah ın bağışlayacağı lütüflarına sığınılırmış.

Dudaklarımızda tebessümler, böylece nice olaylar zihnimizden gerçerken Siena ya girdik. Hemen belirtelim, İtalyan lar ‘eski eserleri koruma’ yönünden çok başarılılar.

Siena’da ilk gözümüze takılanlar Del Campo sarayı ile Gala çeşmesi. Ne var ki, biz Cem Sultan’ın hatırasını kaydetmeye bir duvar resmi içindeki portresini görmeye geldik. Araştırmacılar portrenin Cem Sultan’a ait olabileceğini belirtmektedirler.

Doğruca duvar resminin bulunduğu, Dom kilisesindeli Piccolomini kütüphanesine gidiyoruz.

Ressem Pinturicchio’nun eserlerini kaplayan bölümde, resimlerden birinin önünde duruyoruz. Altında Papa II Pius’un Türklere karşı kutsal ittifak için Montova’da yaptığı bir toplantının tasviri yazılı. Ön cephede bir Türk figürü var. Kime ait olabileceğine bilahare değineceğiz. E-nasil.com.

Ancak bizi asıl ilgilendirecek onuncu resim. Vatikan gezimizde ayrıntıları ile eğileceğimiz gibi, çok süpriz bir resmi bulunmadığı taktirde, bu resimdeki figür bahtsız Cem Sultan’ın ta kendisi. İnsan bayağı etkileniyor. Şüphesiz Cem’in şiirlerini ve hayatını incelemiş birisi olarak içimiz buruklaşmadı değil. Karşımızda 1464 yılında yaşanmış bir olay duruyor.

Devamı daha sonra… ( Altan Araslı )

121