E-Nasıl.Com

İnternet Gündemi

Aura Renkleri

Yazan: admin Tarih: Eki 7th, 2008 | Kategori:: Felsefe&Parapsikoloji

Aura renkleri katmanlara göre değişik anlamlar içermektedir. Katmanlara göre renklerin genel ifadelerini sırayla belirtelim;

Beden alanları üzerindeki aura renklerinin anlamı, 1. Fiziksel beden. 2. Pranik beden. 3. Duygusal beden. 4. Zihinsel beden. 5. Astral beden. 6.Eterik beden. 7. Kozal beden.)

KIRMIZI : Bu rengin dahilinde olan tonlamalar gözle görülebilen en düşük seviyedeki titreşimsel frekansa sahiptirler. İkili bir doğanın sahibidir. Pozitif hallerinde mesela parlak ve berrak olduklarında ısıtıcı, sıcak enerjili, coşkulu özelliklerin sahibidir. Negatif hallerinde ise asilik, hırçınlık, isyankarlık, öfkeli tutum, kötü niyetlilik, yıkıcı tavırlar hatta nefrete kadar varan özellikleri taşırlar. Fakat kırmızı renk çok koyu tonda ise asil davranışlardan yoksunluk, egoistliğin göstergesidir. Koyu kırmızı renk aynı anda ihtirasında işaretçisidir. Sisli bir görünüm alırsa ihtiras titreşiminin kirli ve sağlık dışı olduğu manasına gelmektedir. Özünde kahverengi ton bulunan kırmızı renk korkunun; kahverengi ton koyulaşarak siyaha döndüğündeyse negatif titreşimli niyetin habercisidir. Kırmızı rengin içerisinde hafif sarımsı tonda bir renk olması halinde istem dışı duygu ve istekleri sergilemektedir. Açık kırmızı renk sinirli bir yapıyı simgeler. Parlak, berrak kırmızı renk tonu ise canlı enerjiyi, eli açıklığı, fizik sağlığı da belirtir. Parlak, gül rengi tonu ise evlat sevgisini, yuva sevgisini simgelerken, kırmızının pembemsi tonu ise, mutluluk, huzur, yumuşak yürekliğin habercisidir.

TURUNCU : Bu renk en berrak tonda bulunduğu zaman taşkın güç potansiyelini ve canlılığı göstermektedir. Kırmızı tonlarına kaçtığı zaman ben-merkezcilik, egonun habercisidir.

SARI: Mantık, şuur ve zekanın rengi olan sarı mat bir tona sahip olduğunda dünyevi özelliklerindeki bir zekanın habercisidir. Parlaklaşıp altın rengi tonuna doğru değişim gösterdiğinde zekada yükselme, ruhsallık aracılığıyla gerçeklenen arınmayı göstericidir. Sisli veya çamurlu gibi olan sarı renk ise cin düşüncelere sahip olmayı, kurnazlığı, açgözlülüğü ve ben merkezci egoistliği gösterir.

YEŞİL : Dengeselliğin rengi olan yeşil aynı anda kalbin de yansıtıcı rengidir. Zümrüt renginin tonlarına büründüğünde şifayı temsil eder. Eğer birinin aurasında zümrüt yeşili rengi çokça bulunuyorsa, o kişinin şifa yeteneğine sahip olduğunu ve şifa sanatıyla alakalı olduğunun habercisidir veya o alan üzerinde uygulamalar yaptığının belirtisidir. Işık tayfının merkezi rengi olan yeşil bir insanın aurasında görüldüğü takdirde ahenk, denge, uyum, esnek davranışların göstergesidir. Yeşilin tüm açık tonları uyumlu olmayı, barışçı yapıyı, yakın alakayı ifade eder, Negatif anlamda ise aşırı bencilliğin, tam bir egoistliğin göstergesidir. Fakat yeşil renk çamurlu veya sisli gibi gözüküyorsa, o kişide üç kağıtçılığı ve açgözlülüğü sergilerken; kahverengimsi bir tona döndüğünde ise kıskanç davranışların habercisidir.

MAVİ : Oldukça eski zamanlardan itibaren dini duygu ve sezgisel anlayışın sembolü olarak kabul gören mavi rengi en yüksek seviyede Üçüncü Gözle, yaratıcılık, ilham ve zekanın daha yüksek formsal titreşimi ile ilişkilidir. Mavi renk şifacının ilk görebildiği renklerden biridir. Aurada mavi, çivit mavi tonda renge doğru koyulaştıkça sadık bir kişiliğe, dini inançları olan birinin karşımızda olduğunu haber verir. İçerisinde kahverengi tonları veya siyah tonlarına yakın renkleri barındıran mavi rengin negatif tarafıyla dini duygularda, ruhsallığın karanlık yönlerine doğru bir sapmanın belirtisidir.

MENEKŞE : Kırmızı rengin ve mavi rengin karışımlarının oluşturduğu mor menekşe rengi çok yüce ruhani hedefleri ve ruhsal gücü simgelemektedir. Ruhsal tekamül yolunda çok ilerlemiş birinin aurasında menekşe rengi ağırlıklı olarak görülür. O hep asil bir kişilik yapısını, kraliyet rengini temsil ettiği gibi, aura üzerinde bir yalıtıcı ve arıtıcı olarak da işlev yapar. Ortak bir renk olmadığı için her aurada gözükmeyebilir. O yüksek alemlerden yansıma yapan bir renktir, sadece spiritüel üstatlarda görülmektedir. Eflatun tonuna doğru kaçtığında yüksek ruhsallığı ve canlılığı, leylak rengi tonuna doğru derinleştikçe de şefkati ve özverili bir kişiliği simgeler. O, Tepe Chakra’ nın tepesinde bir yumurta şeklinde kendini göstermektedir. Üstadın tekamülü esnasında pozitife doğru ilerleme oldukça da oradan yayılarak ışık aracılığıyla bütün aurayı doldurarak, kendini hissettirir.

KAHVERENGİ : Renk çarkı içerisinde yer almayan, fakat tüm renklerin karışımından oluşan bir renktir. Bazı kişilere göre ona işadamlarının rengi de denilmektedir. Lakin genelde fiziksel hastalıkları algılattıran bir renk olduğu için aurada görülmesinde olumsuz etkileri hissedilebilir. Şifacıların çoğu kahverengi renk ile negatif beşeri özellikler arasında bağlantı kurmaktadır. Bu renk gözüktüğünde cimriselliği, açgözlülüğü ve alt düzeydeki maddi içgüdüleri simgeler. Bir şekilde titreşimsel etkileri en üst seviyeye ulaşır. Bu da altuni kahverengi tonda olduğu zamandır ve o zaman çalışkan, organize ve yöntemli bir karakteri simgelemektedir.

SİYAH : Her cins seviyede karanlığın habercisi olan siyah aynı anda ışığın yokluğu anlamına da demektir. Tek istisna hali ise fizik bedenle eterik beden arasında dar bir bant şeklinde görüldüğündeki halidir. Buna fiziksel aura demekteyiz. Bu, aurayı doldurduğunda yaşamı, yaşamın kendisini yadırgamak hatta reddetmek manasın gelmektedir. Başka bir şekilde aura içinde çizgiler halinde gözüktüğünde pozitif yönleri öldürür.

GRİ : Bu renk ise durgunluğu, donukluğu, alışılagelmiş bir karakteri sergileyen bir renktir denilebilir. Fiziki seviyede de donukluğu, durgunluğu belirttiği gibi, pek çok zaman hastalıklarla beraber gözüken insanın canlılıktan yoksunluğunu da simgelemektedir. Koyu ve kurşuni tonlarda hale gelmesi ise korkulara, karmaşalara hatta hastalık derecesine varan karamsarlığa habercidir. Bu renk aura içerisinde gözüktüğünde ise, güven eksikliğini hatta beraberinde aldatıcı kişiliği simgelemektedir.

BEYAZ : Bütün renklerin bileşiminden oluşur ve birlik, bütünlük bilincinin sembolü olan beyaz renk aynı anda kozmiksel bilincin ve ego’ nun yani, benin de rengidir. Ruhsal anlamda ise mükemmeliyet, birliğe ve bütünlüğe ulaşmanın, aydınlanmış erdem sahibi varlıkların kendisini anlatma şekli beyaz rengin ortaya çıkması neticesinde olmaktadır.

Genel anlamıyla bu ifade ve durumları içermektedir.

Chakra alanları üzerindeki aura renklerinin anlamı, 1. Temel (kök) Chakra, 2. Üçüncü göz Chakra, 3. Boğaz Chakra, 4. Kalp Chakra, 5.Göbek Chakra, 6. Cinsel Chakra, 7.Tepe Chakra)

KIRMIZI: Kök Chakra üzerinde yaşama dair haklarımız ve yaşamsal bağlılıklarımızı sergiler.

TURUNCU: Cinsel Chakra üzerinde üretim konusunda haklarımız ve yaratıcılığımızı sergiler.

SARI: Göbek Chakra üzerinde kendimizle ilgili kararlarımız ve düşünme gücümüzü sergiler.

YEŞİL: Kalp Chakra üzerinde sevgi hakkımızı ve şifasal gücümüzü sergiler.

MAVİ: Boğaz Chakra üzerinde ifade hakkımızı ve düşünce, duygularımızı aktarabilmemizi sergiler. Renk koyulaştıkça Üçüncü Göz Chakra üzerinde gerçekleri görebilmemizi sağlar.

MENEKŞE: Tepe Chakra üzerinde kozmik bilinç hakkımızı ve algılama gücümüzü sergiler.

KAHVE RENGİ: Chakralar üzerinde etkileşimi ve negatif kargaşa sızmasını ortaya koyar.

SİYAH: Chakralar üzerinde etkileşimi ve dışsal negatiflerin son derece yoğun içsel bölgeler üzerinde dengesizliğe yol açtığını sergiler.

GRİ: Chakralar üzerinde hakların eksikliğini ve Chakralar’ ın gerçek enerjisinden ayrılmak üzere çalıştığını sergiler.

BEYAZ: Chakralar üzerinde saf enerjinin yoğunlukta olduğunu arınmışlığı sergilemektedir.

Genel anlamıyla bu ifade ve durumları içermektedir.

Dış enerji alanları üzerindeki aura renklerinin anlamı, 1. Öz, 2.Astral, 3.Mantal, 4.Budik, 5.Atmik, 6. Monad, 7. İlahi)

KIRMIZI: Katmansal enerji yoğunluğu.

TURUNCU: Fiziksel güç.

SARI: Düşünsel güç.

YEŞİL: Pasif huzur.

MAVİ:Ruhsal huzur.

MENEKŞE: Arınmış üstatlık.

KAHVE RENGİ: Düşsel karmaşalar.

SİYAH: Depresif güçler.

GRİ: Koruyucu bağlantı.

BEYAZ: Ara boşlukların mevcudiyeti.

190


Aurayı Hissetmek

Yazan: admin Tarih: Eki 7th, 2008 | Kategori:: Felsefe&Parapsikoloji

Aurayı görmeden önce hissedebilirsiniz ben arkadaşımın aurasını hissetmeye çalışırken onu gördüm mesela…

aurayı hissetmek için:::

1) awuçlarınızı birbirine dönük biçimde tutun
2)arada 30cm flm olsun
3)gözlerinizi kapatın ve kendiniz hakkında olumlu düşünün ( güzelim/yakışıklıyım sevilen bir insanım başarılıyım vs. vs.)
4)hafifçe esneyin
5)gözlerinizi açın ve ellerinizi birbirine sürtün

6)ellerinizi birbirine yavaşca yaklaştırmayı deneyin bir çekim hissediceksiniz ve bunu daha önce hiç hissetmediğinize şaşırıcaksınız.

alıntıdır.

136


Telekinezi - Telekinesis - Maddeye Etki

Yazan: admin Tarih: Eki 5th, 2008 | Kategori:: Felsefe&Parapsikoloji

Telekinezi - Telekinesis - Maddeye Etki

Birçok bilim adamının açıklayamadığı konu Telekinezi ( Beyin gücüyle Nesneleri hareket ettirme özelliği ) bu kavramda telekineziyi uygulamak için aşağıdaki işlemleri gerçekleştrmek gerekior

HAZIRLIK

Genel olarak ilk başlayanların elleri ıslak olmamalı, ıslak eller daha
profesyonellerde işe yarıyor, Ellerinizin kurumasını bekleyin,
yada ellerinizi fön makinesiyle ILIKTA kurutun. eğer Fazla sıcakta
yaparsanız elleriniz kuru gibi hissedilecektir.

Telekinezinin baskın olacağı durumlar;
Uykudan yeni kalktıktan yaklaşık 20 dakika sonra (beyniniz boşalmış olur ve uyku sersemliğinden sonra gelen o hafif mide bulantılı garip ağrılar işe yarar.
Sakin olduğunuz anlar(genelde herkes bilir zaten)
Vicdan azabı, derin düşünceler vs. olmadığı zamanlar…
Hayal Gücünüzün Baskın Bulunduğu anlar

Eğer yapamıyorsanız Ne yapmalı??
Telekinezi öyle birşey ki bi kere bile şüpheye düştüğünüzde tıkanıp kalabilirsiniz.bazen öyle zamanlarım oluyor ki kendimden şüphe duyuyorum.

Eğer hiçbir kıpırdama hissetmiyorsanız ;
Bi güzel hava alın, yalnız dışarıya çıkıp gezmeden, sadece balkondan (dışarıdaki etkenler kons. dağıtabiliyor)
Sirkeli, Tuzlu veya ekşi şeyler yiyin - için. (beyne hafif şok dalgaları yollar ve bir güzel kendine getirir)
Hadi hiçbiri olmadı Kalkın kafanızı ani sarsın/sallayın (çok fazla sarsmıyacak şekilde sadece kendinize gelebilmek için)
Üzerinizi serin tutacak şekilde giyinin
Böyle Doğaüstü güç sahneleri bulunan sahneler size çok büyük derecede yardım ediyor çünkü hayaller ve
ilizyonlar çok işe yarar!
Yaparken , çalışırken beyinde neler oluyor!?!?!?
Evet girişe geldik. Size ilk önce çalışabileceğiniz en iyi tekniği tavsiye
ediyorum;
Bir Pipet ve bir de Ampül alın. Ampülün üzerine çubuğu dengeleyin ve işte
çalışma ortamı hazır…
ilk zamanlarda bunu kesinlikle hissedemessiniz bu yüzden sadece telekinezi
çalışmadığınız zamanlarda sanki o bölümü kafanızda hissediyor gibi yapın,
yada o bölümü kendiniz ağrıtmaya çalışın.
Diğer bir yöntem ise beyin jimnastiği’dir. Hiçbir konu hakkında test vs gerekmez. çoğu kişi tek kaşını havaya kaldırabilir dimi? işte bunları geliştirebilirsiniz.önce diğer kaşınızı tek kaldırmaya sonra da diğerini kaldırmaya çalışın! bunları da yapabildinizmi dudağınızı hiç gülümsemeden tek bi bölümünü yukarı kaldırmaya çalışın (kaşı nasıl yapıyorsanız bu da aynı model de) bundan sonra da alt kirpiklerinizin bulunduğu deriyi sağ sol hareket ettirmeye çalışın. (nasıl diye sormayın ben yapabiliyorum )

Hareketlendirmek için Düşünceler
Şimdi önümüzde çubuk size siz çubuğa bakıyorsunuz . Yaparken el şekilleri çok önemli, çoğu telekinezide kimseden öğrenmeden kaptığım teknikler vardır. ve genelde çok fazla olmasada büyük bi model arşivi bulunmakta. benim hareketlerimi başkalarının videolarında görünce çok şaşırdım.
not:öncelikle hemen bir uyarı!!! ilk yapışlarınızda en fazla 1-5 cm arası
oynatabiliceğinizden eminim. çünkü denerken aniden çubuğun hareketlenmesi
şok etkisi yaratio. ve ben bu olayı hareketlendirdiğim her cisimde
yaşıyorum! neyse geçelim artık.
En büyük güç ilizyondur!!. o an ki görüş açısı size çok yardımcı olabilir! Çubuğa ne çok yakın ne de çok uzak olun ve tam tepesinden bakmayın ,oturduğunuz sandalyeden düz açıdan bakmalısınız. Aşağıdaki uygulamalarda
el hareketleri uygulanırken , o an çubuğunda döndüğünü hayal edin!!!!! yada parmağınıza bakmadan sanki çubuğu itermiş gibi yapıp dokunmadan itebilirsiniz.
Çubuğu hareketlendirmenin bi çok yolu var önce tüm parmakları kapatın. Baş parmağınız işaret parmağınızın ya ilk çizgisinde (hani bölüm bölüm ayıran çizgiler var!?) yada ikinci çizgisinde bükülü olarak ucu damarı çok hafif
bastıracak şekilde olsun. Daha sonra diğer kapalı olan parmaklardan orta yada işaret parmağının alt bölümü (tırnak değil diğer bölümü ve en ucu ile değil biraz daha aşağısı) çubuğun bir bölümüne yakınlaştırın. harekete o andan
başlayabilir! olmazsa devam, yılmayın bu daha ilk yol!
Yine aynı el modelinde çubuğu çevreleyin ( çubuğun önünde yani kuzeyden ön tarafına çok yaklaşmaycak şekilde) elinizi yavaşça oturtun ve parmaklarınızı eğip en solundan sağa doğru yavaşca çekin ama o an avcunuz hareket
etmiyecek, sadece parmaklar! Bu olayda hareket etmeye başlamalıdır.
Tabi size o an hemen olacağını söylemiyorum bi kaç kez hatta olmazsa 10 dakika daha deneyin. Burun deliklerinizden havayı çubuğa üflememeye dikkat edin, ağzınızı kapayın ve odada hava akımı olmasın.
Bir diğer Deneyimim ; Telekineziyle çubuğa, diğer cisimlere odaklandığınız zaman hiçbir yere döndürmeye çalışmadığnız zaman, yakınında olan sıcaklık maddelere doğru da gitmesin. Yani eliniz orada olduğu zaman çubuk
elinize doğru kayabiliyor. Artık çubuk kaydı bende fırıl fırıl döndürüp ampülün üzerinden düşürüyorum. Bu arada ampül yerine başka ona benzer ve pipeti dengede tutucak şeyler kullanabilirsiniz.
Pipet çok büyük olmasın, ve çok da kalın olmasın yoksa ilk deneyimde hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz

Telekineziye başlayın.
Bu bölümde KAĞIT-İĞNE ve KAŞIK BÜKME yöntemlerini, telekinezinin olası yada bilinen zararlarını öğrenceceksiniz. Başarılar.

1. Vakit seçimi
Telekineziye amatör olarak başlarken konsantrasyon önemlidir. Bu yüzden vakit seçimi uygun olsa daha iyi olur. Telekinezi için sabah vakti uygun olabilir. Beyne henüz konsantrasyonunuzu dağıtacak bilgiler yüklenmemiştir. Uykulu iseniz konsantrasyonunuz uykuya kayacaktır. Bu yüzden kalktıktan ortalama bir saat sonrası daha uygundur.

KAĞIT-İĞNE YÖNTEMİ

2. Malzemeleri hazırlayın.
Telekineziye yeni başlayan biri kendisine daha kolay nesneler seçmelidir. İğne ,kağıt ve iğneyi sabitleyecek bir cisim bunun için gayet uygundur. 5×5 boylarında küçük bir ince yapılı parşömen kağıdı kesin. Bu kağıdı aşağıda gördüğünüz tüm katlama çizgilerine göre katlayıp açın. Açarken kağıdı tam düzeltmeyin. Çalışmamız bir şemsiyeye benzemeli.
Not: Kağıdı dikdörtgen kesmeniz fiziki döndürücü kuvvetin gereksinimini azaltır. Ve şekilde gördüğünüz X biçimindeki katlama işini yapmayın sadece + biçiminde kenar orta noktalardan katlayın. Elde ettiğimiz şemsiyeyi herhangi bir yere dik olarak sabitlediğimiz iğnenin sivri ucuna hafifçe koyun (Hiç batırmadan sadece bırakın). Kağıt hafif bir harekette dönecek kadar serbest duracaktır. Not: Bu andan itibaren odanızı rüzgarla buluşturmayın. Asla kapı veya pencerelerinizi açık bırakmayın. Kapı altlarınıda yumuşak bir malzemeyle kapatın.
Elde ettiğimiz şemsiyeyi herhangi bir yere dik olarak sabitlediğimiz iğnenin sivri ucuna hafifçe koyun (Hiç batırmadan sadece bırakın). Kağıt hafif bir harekette dönecek kadar serbest duracaktır.
Not: Bu andan itibaren odanızı rüzgarla buluşturmayın. Asla kapı veya pencerelerinizi açık bırakmayın. Kapı altlarınıda yumuşak bir malzemeyle kapatın.

3. Konsantrasyon
Eğer konsantrasyonunuz tam olsun istiyorsanız düşüncelerinize mani olacak herşeyi aklınızdan çıkartın. Gözünüzü kapatıp bir süre bekleyin. Aklınıza her ne gelirse gelsin onu atmadan gözünüzü açmayın. Konsantrasyonunuz sadece aklınızın düşüncelerden arındığı yönünde olsun.

4. Artık başlayalım.
Bu gün telekineziye başladığınız ilk gün. Sonuç almak için elinizden geleni yapın.Fakat sakin ve sabırlı olun. Sonuç alamazsanız üzülmeyin. Zaten ilk sefer için sonuç almanız zor olacaktı. Şimdi kağıda 30 derecelik açıyla yukarıdan bakın. Kağıda konsantrasyonunuzu etkilemeyecek kadar yaklaşın. Kağıda uzaklığınız yaklaşık birbuçuk karış olsun. Kağıda odaklanın. Onu sizin bir organınız gibi hareket ettireceğinizi düşünmeniz yarar sağlayacaktır. Gelelim işin en heyecanlı kısmına. Şimdi kağıdı sadece bakarak döndürdüğünüzü düşünün. İster sol için komut verin ister sağ. Önemli olan sizin kağıdın döneceğini düşünmenizdir. Sadece hayal etmeyin. Çünkü hayal etmekten öte kağıdı siz döndüreceksiniz. Kağıda bir süre böyle bakın. Unutmayın! Sakin olmalısınız. Bu gün dönmezse yarın dönecek demelisiniz Bu biçimde günde 10 dakika uğraşabilirsiniz. 5 dakikada bir teneffüs yapın. Hatta bu teneffüsler bir kaç saat sürebilir.

5. Şu psikolojik hali edinin
(Bu maddeki bilgiler size moral vermek için değil gerçekler nazara alınarak yazılmıştır)
Başarmanız için kimse sizi zorlamıyor. Siz başaramamaktan korkmuyorsunuz. Telekinezi zaten basittir. Bir kaç gün içinde nasılsa başaracaksınız. Sonuç alma süreniz çok büyük ihtimalle bir haftayı geçmeyecektir.

Telekinezi İle Lambalara Etki
Beyin Gücünüzle bi Lambayi patlatirsin desek “hadi ordan!” diye cevap aliriz ama bu sey gerçekten de var. Telekineziden gerçek anlamda haberdar oldugum zaman psi-wheel üzerinde denemeler yaparken isik da titriyordu. daha sonraki 1 ay boyunca da bilgisayarda oturdugum odanin isigi hep titredi ve sonundada patladi. 3-4 tane lamba degistirmek zorunda kaldim.
Su anda o kadar siklikta olmasa bile lambalar BAZEN birazda olsun titriyor. yani anlayacaginiz beynim o sersemlik döneminden çikti ve hersey yerine oturdu.
Örnegin uyumadan önce yatakta yatirken lambaya bakip denemeler yaparim ve titrer.
Eger Telekinezi olayina daha yeni girmisseniz ve psi-wheel’iniz firil firil dönüyorsa, oturdugunuz yerde hafif uzanin ve alistirmayi deneyin. muhtemelen basarili olacaksiniz.

Alistirma
Rahatça oturun ve isiga gözlerinizi dikin. gözleriniz kamasiyorsan vazgeçin sonra deneyin.
Beyninizi zorlayipda garip duygulara kapilmayin (hani bisey yapicakmis gibi ugrasip kafanizda yaptiginiz hareketlerden bahsediyorum)
Bu sizin ilk denemeniz o yüzden gözlerinizi kismayin ve zorlamayin.
GÖZ KAPAKLARINIZI “rahat birakın”
Isiga odaklanin ve isigin pariltisinin arttigini düsünün, Hayal edin. Bunu yaparken beyniniz hala daha rahat, göz kapaklariniz serbest durumda olmali.
Bu olayi hayal ederken isigin pariltisi artmaya baslayabilir, yada görüntü titremeye baslayabilir. Heycana kapilip durmayin desemde yine durucaksiniz eminim

Önemli NOT

Bunu denerken daha güçlü etki etmek isterseniz, isigin arttigini hayal ederken durmayin ve durmadan deneyin. yani örnek olarak yumrugunuzu sikip sikip birakmayin, hep/ durmadan sikin. o zaman olay daha güçlü gerçeklesir.
Bu denemelerden sonra girdiginiz her odada isiklar hafif hafif titreyebilir ve bazende sinir bozucu olabilir. yada oturdugunuz yerde aniden ışık çok yüksek bi pariltiyla bi kaç saniyeligine durabilir. ama sunu unutmayin hersey yerli yerine oturunca gücünüz azalmis gibi hissedeceksiniz, daha sonra içinizdeki güç tekrar uyaninca çok sıkı çalsin ki bu yeteneklerinizi unutmayasiniz.

Alıntıdır…

186


Psikokinezi - Zihnin Maddeye Egemenliği

Yazan: admin Tarih: Eki 5th, 2008 | Kategori:: Felsefe&Parapsikoloji

Psikokinezi - Zihnin Maddeye Egemenliği

Psikokinezi ya da ruhsal devim, sayıları çok az olan bazı yetenekli kişilerin bazen farkında olmadan zihin gücüyle cisimleri hareket ettirme veya fiziksel olayları etkileme yeteneği anlamında teknik bir terimdir. Örneğin, zarların sürekli olarak altı düşürülmesi gibi.

Ancak, eğer zihin zarları bu biçimde düşürebiliyorsa, zar döndüğü sürece altıyı gösteren yüzünün ne yanda olduğunu anlamak için yine başvurulması gerekir. Yoksa, ruhsal mesajın ne zaman gönderileceği nasıl bilinir?
Bu tür bir sorun, tıpkı güdümlü mermideki güdüm mekanizması gibi bir mekanizma gerektirmektedir; yine de, bilindiği kadarıyla, yalnızca birkaç yetenekli kişi bu gibi güç gösterilerinde bulunabilmektedir.

Bugün bütün Duyu ötesi algı olaylarını ve açıklanamayan öteki bazı zihinsel güçleri tanımlamak için genel terim olarak paranormal (normalüstü) ya da çoğu kez Yunan alfabesinin bir harfi olan psi terimi kullanılmaktadır.
Hareket ettirilen cisimler, sigara gibi ufak, basit cisimlerden duman gibi daha az somut maddelere kadar değişmektedir. Bazı durumlardaysa, bir cismin içindeki moleküllerin hareket ettirildiği görülmektedir. İsrailli Medyum Uri Geller’in ünlü kaşık bükme gösterilerinin bir açıklaması da bu olabilir. Molekül düzeninin değiştirilmesi, madenin bükülerek sonunda kopmasına kadar varabilmektedir.

Psikokinezi’nin kolayca kabul edilmesini önleyen engeller, uzaduyumda olduğundan daha ciddi niteliktedir. Sinir sistemimiz çok ufak elektrik iletileriyle çalıştığından, başka birinin beynindeki bu ufacık sinyalleri algılamak için niteliği henüz bilinmeyen bir yeteneğe sahip olduğumuzu düşünmek o kadar güç değildir. Böyle bir yetenek yalnızca bugünkü bilgi düzeyimizden ileriye doğru bir adımlık bir aşama anlamına gelmektedir.

Oysa Ruhsal devimi açıklamak için bu çeşit hiçbir uygun kuram yoktur.

Hareket ettirilen cisimler çoğu kez manyetik bile olmadığından, bunların nasıl hareket ettikleri tam bir bilmecedir.

Bir cismi zihin gücümüzle hareket ettirmeyi ilk denediğimizde, sizde böyle bir güç bulunsa bile, büyük bir olasılıkla henüz zayıftır (öte yandan, örneğin kötü ruhların dadandığı sanılan evlerde geçen olaylarla ilgili kişiler, güçlü ama kontrol edemedikleri bir Psikokinezi (ruhsal devim yeteneğine sahiptirler). Önemli başarılar gerçekleştirmeye çalışmadan önce,bulunabilecek en hafif cisimleri hareket ettirmeye çalışarak ruhsal devim yeteneğinizi geliştirmek yerinde bir davranış olacaktır.

Duman, ruhsal devim yeteneğinizi denemek için bulabileceğiniz en hafif maddedir. Eğer uzun bir kamıştan, bardağın içine yavaş yavaş ağızdaki sigara dumanını üfleseniz, bardağın dibinde bir duman birikintisi oluşturabilirsiniz. Bardağın üstüne hava akımını kesen bir fincan tabağı da kapatırsanız, duman orda birkaç dakika kalır. Şimdi dikkatinizi dumanın üstünde yoğunlaştırın.dumanın ortada kabardığını ya da bardağın bir yanına toplandığını gözünüzün önüne getirmeyi deneyin. Bütün hedef maddeler arasında en hafif olan bu dumanda belirgin bir hareketlenme yaratacak kadar talihli olabilirsiniz.

Psikokinezi Sujesi ve Konum Belirleme

Belirsizlik gösteren Kuantum sisteminin kendi olası durumları nasıl teke indirilebilir? Kuantum reaksiyonlarını açıklayan matematiksel terminoloji, birçok öğreti tarafından farklı açılardan ve çeşitli fikirlerle yorumlandı. Niels Bohr tarafından geliştirilmiş olan Kopenhag yorumu şuurlu gözlemciyi, gözlem olayı içerisindeki faktör olarak görüyor ki, bu redüksiyona (azaltmaya, basite indirgemeye) yol açıyor. Şayet ölçüm şuursuz bir makine tarafından uygulanacak da olsaydı; Kopenhag yorumuna göre her durumda sistem, bir varlık tarafından şuurlu olarak gözlemlendiğinde tüm olasılıklara açık olacaktı.

Bohr’un bu konseptil taslağı, insan şuurunu fiziğin çekirdeğiyle/ cevheriyle birleştiriyor. O bunu, Kuantum durumlarının belirsiz kaos halini belirli bir biçime sokabilen / forma dönüştüren bir gözlemi de mümkün kılarak açıklıyor.

Gözlem altına alınacak konumu gözlemci kararlaştıramaz mı?
Bu görüş açısından şu soruyu sormak mümkün; en azından ilke olarak, sistemin gözlem altında olacağı konumu acaba gözlemci kararlaştıramaz mı ? Bu durumda, böyle bir aksiyon psikokineziyi ilgilendirirdi. Bu fikrin test edilebilmesi için bir tür psikokinezi hedef sistemi oluşturulması gerekir; bundaki hedef Kuantum olgularından oluşmalıdır.

Gerçekten de psikokinezi (PK) deneylerinde sıkça kullanılan olasılık jeneratörleri, olası/tesadüfi Kuantum olgularından kaynaklanmaktadır. Çünkü radyoaktif atomların parçalanmasında, bu güçlendirilen atomlar, insanın duyuları tarafından algılanabilmektedir.

Helmut Schmidt tarafından Retro-PK için bir deney geliştirildi. Onun PK makinesi bir olasılık jeneratörü kullandı. Bunun olası olguları, radyoaktif strontium-90 atomlarının kuramsal parçalanmaları sonucu ortaya çıktı.

Parçalanmada belirtilen radyoaktif ışıma bir sayaç tarafından ölçüldü, bu ise devrelere bağlıydı. Sayaç, radyoaktivite tespit ettiğinde devreler, mümkün iki olasılık durumundan birini üretti. Böylece olasılık jeneratörü, olağanüstü bir beceriyle, iki durum arasında olası bir takas üretti. Sonuçlar yazı tura atmak ile bir benzerlik taşıyor. Schmidt’in olasılık jeneratörü, hiçbir dışsal etki olmadan, uzun bir zaman zarfı içerisinde beklendiği gibi, neredeyse tamı tamamına yüzde elli “tura” ve yüzde elli “yazı” seçimi üretti.

Psikokinezi süjeleri iş başında

Bu ayrımı iradeli olarak ya da diğer yönde etkileme görevi verilen psikokinezi süjeleri bir kayma oluşturdu. Bunlar ortalama olarak maksimal yüzde üçe ulaştılar. Bu ilk bakışta ciddiye almaya değmez gibi geliyor, ancak gerçekleştirilen on binlerce test göz önünde bulundurulduğunda, ortaya önemli bir fark çıkıyor. Bu tür sonuçların tesadüf eseri ortaya çıkması, trilyonda bir olasılıktır.

Bu sonuçların değerlendirilmesinde etken olan bakış açısı, psikokinezinin sanıldığı gibi enerji sevkiyle özdeş olduğu değil, tersine olası durumları düzenlemek ya da tesadüfi ortaya çıkışları mümkün olduğunca aza indirmektir. Yani sistem ekstra enformasyonlar ediniyor, enerji değil.
Kuantal birleşik birlik

Kopenhag açıklamasına göre Kuantum durumu içerisindeki bir redüksiyonun (azaltmanın) ya da duruma göre kolapsın (ani dolaşım bozukluğu) gerçekleştirilebilmesinin şartı, gözlemcinin kolaps oluşturabilme yetisidir, yani öyle ya da böyle önündeki sonucu ölçebilmesidir.
Evan Harris Walker’in teorisi, gözlemci insan şuuruna Schmidt’in teorisinden çok daha fazla önem vermektedir ve aynı zamanda daha da detaylıdır.

Walker’e göre beyin üç önemli bilgi işlem sistemine sahiptir. Birinci bileşke, şuursuz beynin sistemine uygun düşmektedir; parapsikoloji açısından bu o kadar da ilgi çekici değildir. İkincisi, beyindeki (kimyasal) olaylarla alakalıdır, bunlar şuura enformasyon iletirler. Üçüncü sistem çok daha karmaşıktır.. Walker, şuur için önemli olan sinirlerin Kuantum alanında birbirleriyle birleştiğini iddia ediyor. Hem de bunu, sırf normal kimyasal süreçlerdeki iletkenlerle gerçekleştirmiyor. Çünkü bu çok kompleks bir “kuantal birleşik birlik” oluşturuyor; bu sebeple onun kompleks bir Kuantum durumuna sahip olduğu söylenebilir. İnsan şuuru, Walker’e göre saklı değişkenlerle örtüşüyor, bunlar şuurlu beyin hücrelerini dengeliyor ve bu şekilde kendi beynini kontrol ediyor.

İrade ve psikokinetik etki

Bu bilgi işlem yetisinin bir kısmı, beyin dışındaki Kuantum durumlarının belirsiz kolapsını oluşturabilmek için hizmete hazır. Walker buna “irade” diyor, yani arzu edildiği oranda psikokinetik olarak dünyaya etki edebilen ve DDA ile birlikte tüm psi fenomenlerinin kaynağını temsil eden bir modül irade. Böylece Walker’e göre “şuur” reeldir, ancak alışılagelen bir fiziksel obje asla değildir ve kendi yetisi sayesinde Kuantum sisteminin saklı değişkenlerine tesir edebilir, dünya üzerinde gerçek fiziksel etkiler meydana getirebilir. Ancak Walker’in yorumu, burada, konvensiyonel Kopenhag yorumundan belirgin bir fark göstermektedir. Bu, iradenin aktivitesinin zaman ve mekan sınırlanmasına maruz kalmamasıdır. Çünkü irade, Kuantum sistemlerinin saklı değişkenlerini idare edebilir, yönlendirebilir, etkileyebilir. Buradan nefesleri kesen bir teze geçebiliriz; o da, insanın geçmiş olayları etkileyebileceği olasılığıdır.

Psikokinezi Yeteneği Nasıl Geliştirilir?

Kısaca PK (Psikokinezi teriminden) adlandırılan bu olay kabaca insan düşüncesinin fiziki bir nesneyi doğrudan etkileyebilmesi anlamına gelmektedir.Bu konudaki en belli başlı örnekler maddeleri hareket ettirebilen insanlar, istediği nesne yanına getirebilenler ve çatal bıçak gibi aletleri uzaktan büken kişilerdir. Bu yeneğimizi geliştirmek oldukça sabır ister. Geliştirmek için iki örnek.Sarkacı Hareket EttirmeBecerinizi daha somut bir cisimle denemek istiyorsanız, çok hafif bir sarkaç yapabilirsiniz.önce bir izole bant parçasından, yaklaşık olarak bir bezelye tanesi büyüklüğünde bir topak yapın. Parmaklarınız arasında gergin tuttuğunuz bir saç telinin ucunu da bu toprağa bastırarak yapıştırın. Saç teli topağın içine sağlamca yapışacaktır. Saç telinin diğer ucunu da, yapışkan bant yada zamkla bir bardağın dibine yapıştırın. Bardağı baş aşağı çevirdiğinizde, camla korunan ufacık, duyarlı bir sarkacınız olacaktır.Şimdi dikkatinizi sarkaç üzerinde yoğunlaştırın ve onu dokunmadan sallandırmaya çalışın. Büyük bir olasılıkla bunu başaracaksınız. Ama, yoksa dirseklerinizi masaya mı dayamıştınız? Şu halde,bardağı yere koyun ve yeniden deneyin.
Yine sallanıyormu? Şimdide bardağı hiçbir titreşimin ulaşamayacağı bir beton zemine koyun. Sarkacı hala sallandırabiliyorsanız, sizde ruhsal devim yeteneği bulunabilir (yine de, vücudunuzdaki statik elektrik yükünün sarkacın sallanmasında etken olabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir).

Yüzen Cismin Hareket Ettirilmesi

Bir bardak sudan yararlanarak, başka bir duyarlı ruhsal devim aracı hazırlayabilirsiniz. Temiz bir bardağa çok dikkatle su doldurursanız, yüzeysel gerilim sayesinde bardağın kenarlarından biraz yüksekte berrak bir su yüzeyi elde edebilirsiniz. Ruhsal devim için seçtiğiniz hedef cismi bu yüzey üzerinde yüzmeye bıraktığınızda, ruhsal devim etkisi altında cisim su yüzeyinde serbestçe dönecektir. Bu amaç için çeşitli cisimler seçebilirsiniz.manyetik maddeleri denemek istiyorsanız, suyun yüzeyine bir dikiş iğnesi bırakın. İğne suyun üzerinde yüzecektir. Manyetik olmayan madenlerle deney yapmak için de, hedef olarak bir parça alüminyum çikolata kağıdı kullanabilirsiniz.

Ne kullanırsanız kullanın, dikkatinizi hedefi su yüzeyinde tutmak ve döndürme üzerinde yoğunlaştırmalısınız. Sarkaç deneyinde bazı dış etkenlerin oynadığı rolü görmüş olduğumuz için, herhalde artık dirseklerimizle masayı oynatmıyorsunuzdur.

Ama acaba yüzünüzü, yayınladığı ısı nedeniyle oluşan ufak hava akımlarının hedef cismin hareket etmesine yol açabileceği derecede bardağa yaklaştırdınız mı? Ağzınızdan yada burnunuzdan verdiğiniz soluğun bir hava akımı yaratmadığından emin misiniz? Bir kavanozu tüm deney aracının üzerine baş aşağı kapatarak bu olasılıkları ortadan kaldırın ve deneyinizi sürdürün.

Alıntıdır…

135


Astral Seyahat’in sırrı çözüldü.

Yazan: admin Tarih: Eki 5th, 2008 | Kategori:: Felsefe&Parapsikoloji

Bilim adamlarının yaptığı bir deney, nedeni açıklanamayan ve parapsikolojik olaylar arasında sayılan “beden dışı deneyim”in (astral seyahat) nasıl oluştuğuna ışık tuttu.
“Kişinin fiziksel bedeni dışında ve bilinçli bir şekilde başka mekanlara yaptığı yolculuk ve bu bedeniyle geçirdiği deneyimler” olarak tanımlanabilecek bu olayın nörolojik nedenini bulmayı amaçlayan Londra Üniversitesi ve İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü uzmanları, “astral seyahate” benzer bir deneyim yaratmak için sanal gerçekliğin kullanıldığı deneyler yaptı.
Uzmanlar, beyni şaşırtarak “fiziksel bedenin başka bir yerde olduğuna inandırmak” için, sanal gerçeklik gözlükleri kullandı. Sanal gerçeklik gözlükleriyle yaratılan görsel illüzyon ve bedenlerine gerçekten dokunulduğu hissi, deneklerde “fiziksel bedenlerinden çıktıkları” hissi yarattı.
Araştırmacılar, deney sonucunda elde ettikleri bulguların, cerrahların “uzaktan ameliyat yapması” ya da gerçeklik hissi artmış bilgisayar oyunları kurgulanması gibi pratik sonuçları da olabileceğini belirtti.
Bazı uzmanlar, astral seyahat ya da “beden dışı deneyim” olgusunun tamamen doğaçlama olarak geliştiğini öne sürerken, bazıları ise bu deneyimin “tehlike altında olmakla” ilgisi olabileceğini, ölümcül bir durumla yüz yüze gelmenin ya da alkol, uyuşturucu kullanmanın tetikleyici olabileceğini savunuyor.
Başka bir teoriye göreyse bu deneyim, kişilerin bedenleriyle ilgili olumsuz algıları olması ya da bedenleriyle yeterince “ilişki” kurmamalarından kaynaklanabiliyor.

“KENDİMİZİ GÖZLERİMİZİN OLDUĞU YERDE SANIYORUZ”

İsviçre’de yapılan deney, “beyindeki, dokunma ve görme merkezleri arasındaki bağlantı kopukluğunun” fiziki bedenin dışına çıkıldığı hissi yaratabileceği varsayımı üzerine kuruldu.
Gönüllü denekler, gözlerine sanal gerçeklik gözlükleri takarak, bir kameranın önünde ayakta durdu. Denekler, bu gözlükler sayesinde, kendi bedenlerinin üç boyutlu arkadan görüntüsünü, kendi önlerindeymiş gibi görebiliyordu. Araştırmacıların, sırtlarına bir kalemle dokunduğunu gözlükler sayesinde görebilen denekler, kalemin gerçek sırtlarına değil, önlerinde gördükleri “sanal sırtlarına” dokunması sonucu onu algılıyormuş gibi hissettiklerini söylediler.
Bir sonraki aşamada, deneklere gösterilen görüntü değiştirildi ve deneklere, sanal gözlükler aracılığıyla, gerçek bedenleri değil, bir mankenin sırtının üç boyutlu görüntüsü gösterildi. Mankenin sırtına kalemle dokunulduğunu gören denekler, buna rağmen önlerinde gördükleri bedeni “hala kendi bedenleri gibi algıladıklarını” ifade etti.
Gözlükleri çıkarılan ve birkaç adım geri yürütülen denekler, eski yerlerine dönmeleri istendiğinde ise gereğinden fazla yürüyerek fiziki bedenlerinin değil, sanal bedenlerinin eski pozisyonuna yakın yerde durdu.
Londra Üniversitesindeki ekibin yaptığı deney de benzer bir mantık üzerine kuruldu. Buradaki ekibin başkanı Dr. Henrik Ehrsson, kendi deneklerinin “sanal bedenleri tehdit altındayken, gerçekmiş gibi algılayarak psikolojik tepkiler verdiğini” saptadı.
Dr. Ehrsson, “Bu deney, beden dışı deneyimde kişinin görsel algısının çok önemli olduğunu ortaya koyuyor. Başka bir deyişle bedenimizin, gözlerimizin olduğu yerde olduğunu sanıyoruz” diye konuştu.
Bulgularını yorumlayan bilim adamları, bu deneylerin “beden dışı deneyim”i laboratuvar ortamına taşıdığını ve nasıl meydana geldiğiyle ilgili en önemli teorilerden birini sınadığını belirtiyor

ALINTIDIR

126


Herhangi bir istek için büyülü sözler

Yazan: admin Tarih: Eki 5th, 2008 | Kategori:: Felsefe&Parapsikoloji

Bu sihir, birçok defa kullanıldı, ve dilenen şeyler, genellikle kısa bir zamanda oldu.

Malzemeler

[*]kağıt yada parşömen
[*]kalem/eğer daha önce büyü çalıştığın özel bir kalem varsa o
[*]mumlar(genellikle beyaz ama dileğine bağlı olarak değişebilir)(mumların renk ve kullanımlarını sanırım bi arkadaş yazmıştı yazmıyorum)

uygulamaya geçmeden önce meditasyon yap & zihnini iyice aç.Sonra sihire iyice konsantre ol.Bunu yaparken mutlu olma
Kağıt parşömeni al, ve onun ortasına bir beş köşeli yıldız çiz.
Sonra onun ortasında bir ying-Yang simgesini çek.
Şimdi, kağıdın üstüne senin dileğini yaz
Mesela “Zengin olmam için beni ….yap, annemi,teyzemi vb..iyileştir” gibi herhangi bir dileğin.
sonra 2-3 kere kağıdı katla & mumunla onu mühürle..
sonra o mühürlediğin kağıdı mühürlediğin mum ile yak
o küllere dönerken sen içinden(yada istersen dışından) sürekli dileğini tekrarla
kağıdının hepsi küllere döndüğü zaman onu bir pencereden dışarı serp
son olarak dileğine dikkat et çünkü o herhangi bir an olabilir
:twisted:

Alıntıdır.

131