E-Nasıl.Com

İnternet Gündemi

4. ve 5. Boyut

Yazan: admin Tarih: Eki 5th, 2008 | Kategori:: Felsefe&Parapsikoloji

Cok uzundur gercekten okumak istiyenler okusunlar.Bunu okuyanlar kendi seviyelerini sözlerde anlayacaktır.

1- YÜKSELİŞ NEDİR? BİLİNDİĞİ GİBİ YARATILIMDAKİ HERŞEY ARALIKSIZ BİR GELİŞİM SÜRECİ İÇİNDE VE YİNE BİLİNDİĞİ GİBİ YARATILIM ÇEŞİTLİ BOYUTLAR VE BUNLARA TEKABÜL EDEN ÇEŞİTLİ FİZİKSEL YOĞUNLUK DERECELERİNDEN OLUŞUYOR. İŞTE BU SÜREKLİ GELİŞEN VARLIKLAR BUNU BELLİ BİR PLAN DAHİLİNDE YAPIYORLAR. YANİ ALT BOYUTLARDAKİ DENEYİMLERİNİ TAMAMLAYAN VARLIKLAR DAHA ÜST BOYUTLARA GEÇİYORLAR. BU ÜST BOYUTA GEÇİŞ İŞLEMİNE YÜKSELİŞ ADI VERİLİYOR.

[2- Yükseliş süreci ile ne kastediliyor? Yükseliş işlemi yapısı itibariyle dikkatli geçirilmesi gereken bir süreci gerektiriyor. Çünkü her iki boyut yada yoğunluk derecesi arasında çoğu zaman fiziksel ve spiritüel olarak büyük farklılıklar olduğu için bir boyut yada yoğunluk derecesinde deneyimini bitirmiş bir varlığın diğer boyut yada yoğunluk derecesindeki deneyime hazırlanması gerekiyor. İşte yükseliş sürecinden kastedilen şey bu.

3- Dünyanın Yükseliş Süreci Normalden Farklı mı? Aslında değil. Dünya 3. boyuttan önce 4. ara boyuta sonrada 5. boyuta (4. yoğunluk derecesi) ” ne yükselecek. Ama Dünyanın yükselişi birçok açıdan son derece önemli. Bulunduğumuz yaratılımın tümünü ilgilendiriyor. Yükseliş sürecindeki Dünyanın tüm yaratılımın ilgi odağı olmasının sebebi de bu. Çünkü, Dünya hesaplanamayan bir şekilde 3. yoğunluk derecesinin en alt düzeylerine kayarak bulunduğumuz yaratılımın tümünde titreşimsel bir düşüşe neden oldu. Bunun tamir edilebilmesi için de, Dünyanın yükselişinin başarıyla gerçekleştirilmesi gerekiyor.

4- Yükseliş Sürecinde Temelde Neler Oluyor? En yalın düzeyde söylenecek olursa daha üst boyutların düşük fiziksel yoğunluk ve Yüksek Işık oranına uyum sağlaması için bedendeki ışık yoğunluğu gittikçe arttırılıyor.

5- Bu Işık Yoğunluğu Arttırımı Nasıl Gerçekleşiyor? Önce varlık gelişiminin belli bir döneminde (belli bir inisiyasyon düzeyinde-daha fazla bilgi için Mesih Düzeyine Ulaşma ” ya bakınız. ) bir ışık beden oluşturmaya başlıyor. Fiziksel bedene çeşitli noktalarda bağlanan bu ışık beden zamanla gelişim sürecini takiben boyutlarını ve titreşim düzeyini arttırarak fiziksel bedenin hücrelerinde ve daha sonra da atomik yapısında değişiklikler yaratıyor. Böylece fiziksel beden yükselişe hazır hale getiriliyor.

6- Dünya ile Birlikte Dünyadaki Tüm Varlıklar da Bu Süreci Geçirecek mi? 3. boyut deneyimini bitirmiş yada bitirmekte olan tümvarlıkların bu süreci geçirip Dünya ile birlikte yükselecekleri umuluyor. En azından en güçlü olasılıklardan biri bu. Ancak yükselecek olan her varlığın bu sürecin farkına varıp yükselmeyi bilinçli olarak seçmesi gerekiyor. Yükselişe hazır olmayan ve 3. boyut deneyimini devam ettirmek isteyen varlıklar ise Dünyadan ayrılarak 3. boyut deneyimini sürdüren gezegenlerde enkarne olacaklar.

7- Dünyanın Yükselememe Olasılığı Yok mu; Varsa Bu Durumda ne Olacak? Evet böyle bir olasılık az da olsa var Bu durumda Dünya yine 3. boyut deneyimi için bir müddet uygunsuz bir hal alacak. Bu durumda insanlar 3 kategoriden birine girecek. 1. kategori Fiziksel olarak yükselebilecek varlıklar. Bunlar fiziksel yükselişi gerçekleştirerek Sirius veya Arkturus yıldız sistemlerinde yerleştirilecekler. 2. kategori fiziksel yükseliş için hazır olmayan ama 3. boyut deneyimini bitirmiş varlıklar. Bunlar tahminen en büyük kategoriyi oluşturacaklar. Bu varlıklar için ruhsal bir yükseliş planlanıyor. Zamanı gelince bedenlerini bırakarak ruhsal olarak 5. boyut evrenine alınarak oradaki sistemlerde uygun zamanlarda enkarne olacaklar. 3. kategori ise 3. boyut deneyimini bitirmemiş ve devam etmek isteyen varlıklar. Bunlar da denildiği gibi diğer 3. boyut gezegenlerinden birinde enkarne olacaklar.

8- Dünyanın Yükselişinin Ne Zaman ve Nasıl Gerçekleşmesi Bekleniyor? Dünya bahsedildiği gibi önce bir 4. boyut deneyimi geçirecek. Bunu sağlayacak şey ise foton kuşağı. Bu Dünyanın ve Güneş sistemimizin galaktik merkez çevresindeki yörüngesinde yaklaşık 26.000 yılda bir karşılaştığı son derece yüksek enerjili bir oluşum. 3. boyut atomik düzeyinde büyük oranlı değişimler gerçekleştirilebilecek yapıda. Dünya bu kuşağa 1997 yılı başında girdi. Ancak henüz tümüyle 4. boyuta geçmek için hazır olmadığı için foton kuşağı içinde koruma altına alındı ve foton kuşağının etkilerinin yavaş yavaş Dünyaya geçirilerek, Dünyanın belli bir süreç sonunda Foton kuşağına tümüyle girişi yani tümüyle 4. boyut deneyiminin başlaması için hazırlanması öngörüldü. Şu anda bu süreç içindeyiz. Foton kuşağına tam giriş tahmini çeşitli kaynaklara göre 2003- 2005 yılları arasında değişiyor. Giriş için insanlığın belli bir yüzdesinin belli bir gelişim düzeyine gelmesi gerekiyor.( Bkz. Mesih Düzeyine Ulaşma, Eski Mısır ” dan Yeni İnisiyasyonlar, 5. Boyut Farkındalığına Ulaşma ) 4. boyut sürecini bitirip 5. boyuta geçme zamanı uzun süredir 2012- 2013 yılları arasında olarak öngörülüyordu. Ancak son değerlendirmelere göre daha fazla kişiye olanak tanımak amacıyla 4. boyutta geçirilen sürecin 80 yıla kadar uzatılması planlanıyor. Ancak bu tarihlerin hiçbiri kesin değil, sadece tahmin çünkü, bu dinamik bir süreç ve her an değişim potansiyeline sahip. 1-2 sene önce bile herşeyin farklı göründüğünü bilmek gerekiyor.

9- 4. Boyutta Geçirilen Süreç Sonucu Herkes Aynı Anda mı Yükselecek? Hayır, Özellikle süreç 80 yıla kadar uzarsa gelişimini tamamlamayan her varlık sırasıyla diğerlerinden bağımsız olarak 5. boyutta yükselecek. Yükselişin 3 dalga halindeolması gibi bir kavram söz konusuysa da özellikle sürecin 80 yıla uzaması durumunda bu pek mümkün gözükmüyor.

10- Bazı Dinlerde Yer Alan Kıyamet Kavramı İle Yükselişin İlgisi Var mı? Evet. Kıyamet kavramını barındıran dinler bununla bu döneme atıfta bulunmuşlardır. Ancak bu dinler genelde korku bazlı oldukları için temelde son derece olumlu ve sevgi dolu olması gereken bu kavram da korku verici bir hal almıştır.

11- Yükseliş Sürecinin Dünyada Gözlemlenebilen Belirtileri Nelerdir? Küreselleşme denilen olgu Yükseliş sürecinin Dünya üzerindeki direkt izdüşümü.Bu süreci izleyerek Yükseliş Süreci hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.Toplum bilincinin ” Doğal Felaket ” olarak nitelendirdiği Dünya Değişikliklerinin giderek artması, kitlesel bilincin giderek daha fazla Dünya Dışı Yaşam ve Paranormal Olgularla ilgilenmeye başlaması, insanlardaki bireysel arayışın hissedilir bir şekilde artması gibi belirtiler de sürecin diğer belirtileri olarak görülüyor.

(Laurie Gilmore kanalıyla) BEN METETRON ” UM. BENDEN,PLANETİNİZ VE ÜZERİNDEKİ YAŞAM YÜKSELİRKEN İÇİNDEN GEÇİLEN DURUMLARLA İLGİLİ YARDIMCI OLACAK BİLGİLER VERMEM RİCA EDİLDİ.BU GEZEGEN VE ÜZERİNDEKİ TÜM YAŞAM TÜRLERİ YÜKSELİŞ HALİNDELER.YÜKSELİŞ,TÜM 1. VE 2. BOYUT HAYAT FORMLARININ 3.BOYUT FORMUNA GEÇECEĞİ ANLAMINA GELİR

İnsanlar ya da 3.boyut hayat formları ise evrim düzeylerine ve niyetlerine göre ya 4.boyutsal dünyalara ya da 5.boyutsal bir ” lik düzeyine mezun olacaklar. Yükseliş şu anda adım adım ilerlemekte ve herkesin arzusu bu yönde olduğu için,o ya da bu yolla ilerlemeye de devam edecektir. Normalde,gezegenler ve üzerinde enkarne olmuş hayat türlerinin yükselişi,yıkıcı afetlerin yol açtığı ölüm-yeniden diriliş döngüsüyle gerçekleşir.

İnsanlar ya da 3.boyut hayat formları ise evrim düzeylerine ve niyetlerine göre ya 4.boyutsal dünyalara ya da 5.boyutsal bir ” lik düzeyine mezun olacaklar. Yükseliş şu anda adım adım ilerlemekte ve herkesin arzusu bu yönde olduğu için,o ya da bu yolla ilerlemeye de devam edecektir. Normalde,gezegenler ve üzerinde enkarne olmuş hayat türlerinin yükselişi,yıkıcı afetlerin yol açtığı ölüm-yeniden diriliş döngüsüyle gerçekleşir.
Bu döngüde,İsa tarafından da açıklanmış olduğu gibi,afetler gezegensel ölümlere sebep olur.Bu, yükselişin genel gerçekleşme yoludur ve Evrensel Zeka düzeyinde gayet iyi bilinip anlaşılır.Bu nedenle,antik çağlardan beri ” son ” olarak nitelendirilen zamanlarla ilgili hep korkunç felaketler kehanet edilmiştir. Yeniden diriliş,daha yüksek boyutlu dünyada,yeni bir bilinç düzeyinde hayatın tekrar başladığı yükseliştir.Bu,içinde karma kavramını barındıran reenkarnasyon değildir.

Yükseliş bir olasılık haline gelmeden önce tüm karmalar temizlenmek zorundadır. Yükseliş,sadece ruhun göksel dünyalarda var olması değildir;aynı zamanda fizikseldir de.Beden ve ruh ” bir varlık ” haline gelirken,süreç fiziksel bedeni degisime uğratır.Bu varlık,fiziksel bir ışık bedeni içinde mükemmel birışık varlığı olur. Aslında,yükseliş süreci binlerce yıl önce,Musevilerin Mısır ” dan göçleriyle başladı.Musa ” nın insanlarını esaretten kurtarması hikayesi yükselişle ilgili bir metafordur.İsa ” nın enkarnasyonu bu süreçteki önemli bir dönüm noktasıdır.Çünki bir Avatar olarak İsa,tüm insanların günahlarını ya da Karma ” yı yüklenerek,bu enerjiyi ışığa dönüştürmeye muktedirdir.

O ” nun bu kefareti( yüklendiği acılarla insanları günahtan kurtarması) nedeniyle,yumuşak bir yükseliş mümkün hale geldi.Bu yükseliş,ışık varlık hali mümkün oluncaya dek adım adım gelişir. İsa ” nın Kefareti Işık Beden gelişim sürecinin başlangıç adımıdır.Bu ilk adımın,deney olarak tamamlanması yaklaşık 2000 yıl aldı.Işık Bedenle bir deney olarak tanışılması Harmonic Convergence ” den sadece 7 ay sonra,1988 ” de gerçekleşti.Bu bir deneydir çünki daha önce yükselişe hiç bu şekilde teşebbüs edilmemistir.

Bu yöntem,gezegenin ve tüm yaşam formlarının fiziksel bedenleri içindeyken,hem ışık derecesi hem de titreşim düzeyinin artışı anlamında,şimdiye kadar hiçbir evrenin yükselişinde denenmemiş bir yöntemdir. Evrensel Zihin ” de bu prosesin nasıl işleyeceğiyle ilgili teoriler vardır ama zaman içinde ulaşılan sonuçlar umulandan farklı oldu.Böyle durumlarda,yeniden düzenlemeler yapılır. Sonradan vereceğim bilgilere bir temel olması açısından,size Işık Beden sürecini açıklamalıyım.

Bu prosesi öncelikle bireysel düzeyde anlamalısınız.Bu bireysel düzey,Işık Beden ” in sizi fiziksel,duygusal ve zihinsel olarak nasıl etkileyeceğidir.Sonra,size Işık Beden ” in gezegeni ve toplum yapınızı nasıl etkileyeceği üzerinde bilgi vereceğim. Işık Bedenle ilgili en önemli ve heyecan verici tarafın,bu deneyimin sizin fiziksel kabuğunuzu yüksek benliğinizle tam anlamıyla birleşecek uygun bir araca dönüştürmesi olduğunu düşünüyorum ve bu fiziksel prosesle elele çalışarakgerçekleşir.

Bahsettiğimiz birleşme bir dizi ruh inişiyle (descension of spirit) gerçekleştirilir;hücrelerinizde tuttuğunuz ışığın miktarıyla zamanlanarak.Fiziksel hücrelerde tutulan ışığın miktarı,Işık Beden duzeyinin anahtarıdır ve bu düzey ne kadar yüksekse,beden yoğunluğu da o kadar düşer.Fiziksel bedeninizde tuttuğunuz ışık ne kadar çok olursa,bedeninizin içerebileceği ruh seviyesi de o kadar fazla olur. Sadece yükseliş yoluna devam ederek,Işık Beden sürecinin sonuna doğru Yüksek Benliğinizle tam anlamıyla birleşeceksiniz.Ruh ” un inişi,üstadlığa ait armağanları ortaya çıkartan bir mekanizmadır.

Işık Beden ” in 12 seviyesi ya da basamağı vardır ve her seviye tamamlanırken,fiziksel olarak gerçekleşen değişimler hayatın her alanıyla ve ruhla entegre olmak zorundadır. Işık Beden öyle dizayn edilmiştir ki,siz süreçte ilerlerken,insani meseleleri açığa çıkartır ve seviye yükseldikçe daha derinde kalmış bir tabaka,halledilmek üzere yüzeye getirilir.Bu sizin zihinsel,duygusal,fiziksel ve ruhsal olarak daha berrak hale gelmenize yardımcı olur. Konular yüzeye çıktığında siz ya Mesih ” in konuyu sizin için dönüştürmesine izin vermeyi ya da son 20 yılda kullanımı yaygınlaşan ışık tekniklerinden faydalanmayı seçebilirsiniz (N.L.P,rebirthing vs.) Her Işık Beden seviyesinin sonunda ego ölümü olarak adlandırdığımız bir ” boşluk alanı ” vardır ve o,depresyon ya da hiçlik duygusu olarak kendini gösterebilir.Bu ” boşluk ” yolculuğunuza devam etmeden önce kullandığınız bir dinlenme yeri,bir duraktır.

Bu boşluk alanı, içinde hiçbirşey bulunmayan enerjik bir yerdir ve burada bir sonraki adıma hareket etmeden önce kendiniz ve hayatınız için yeni bir resim oluşturabilirsiniz. ” Boşluk ” bir entegrasyon alanıdır ya da belki bir ” koza ” olarak tanımlayabilirim ki orada dinlenebilir ve bir sonraki adımdagüzel bir kelebek haline gelebilirsiniz. Işık Beden ” in ilk 6 basamağında aşamalı değişimler yapılanmıştır.Bu basamaklarda fiziksel,duygusal ve zihinsel değişimlerle süregiden düzenli ruhsal uyanış kademeleri mevcuttur. 7 den 10 uncu seviyeye kadar Işık Beden prosesi değişir ve belli bir deneyim alanı üzerine odaklanır.Örneğin,7.seviyede çoğunuz ilk ” ruh inişi ” ni deneyimlediniz ve buna belirgin bir ruhsal uyanış eşlik etti.

Bu uyanışla birlikte sizde durugörü,duruişiti,sezgi artışı vs.ortaya çıkmış olabilir. Bu seviyeyi geçmiş zaman kipinde anlatıyorum,çünki halihazırda gezegen 9.düzeyin başına erişmiş bulunuyor. Gezegenin titreşim düzeyinden daha düşük titreşim derecesine sahip olmak çok acı verici bir deneyimdir,ki 8.düzeyin altında olanların durumu budur. Bu yazıyı okuduğunuza göre,eminim ki sizler Işık Beden sürecinin 8.düzeyinin sonlarıyla 11. düzey arasında bir yerde olmalısınız.Eğer daha düşük seviyede olsaydınız,spiritüel odaklı konularla ilgilenmezdiniz.

Alıntıdır…Düzl. Tarih (2006 Temmuz)

1253


Koruyucu Meleğinizle İrtibat

Yazan: admin Tarih: Eki 5th, 2008 | Kategori:: Felsefe&Parapsikoloji

Eski Dini Metinlerden Meleklerin Çıkarılması ve Değersizleştirilmesi:
Meleklerle irtibat, Allah’a şirk koşulacağı düşüncesiyle tüm dini metinlerden çoğunlukla temizlenmiştir ya da yorumlanırken üstü örtülmüştür. M.S. 745 İznik Konseyi’nde İncil’den çıkarılmıştır. (bu Konseyde papazlar oturup Hırıstiyanlıkta neyin nasıl olacağına kendi çıkar ve politikalarına göre karar vermişlerdir). Oysa ilk Hırıstiyan metinlerde melekler detaylı olarak tanımlanmış, özellikleri anlatılmış hatta bir çok yerde Cebrail’in kadın suretinde göründüğü belirtilmiştir.

Neden Allah yerine Meleklerle İrtibat?
Allah’ın enerjisi insanın bedeninin ve ruhunun direk olarak dayanamayacağı bir güce sahiptir. Direk alınan en küçük bir mesaj bile, kişinin tüm dengesini bozar. Bu nedenle Peygamberlerin çoğuyla bile Allah direk değil, Cebrail aracılığıyla konuşur (Bu noktada “konuşmak” denilen şey, yüksek enerjetik frekansların, insanoğlu için “sese” dönüşmüş halidir).
Musa :”Ya Rabbi, bana yüzünü göster” dediğinde, gelen cevap önemlidir: “Sen, beni görmeye dayanamazsın”. Hepimizin bildiği gibi ilk vahyini aldıktan sonra Hz. Muhammed’in günlerce titreyip ateşler içinde yattığı, eşi Hz. Hatice tarafından aktarılmıştır.
Yani Allah’ın enerjisi, Peygamberlerin dahi direk kaldırmayacağı yoğunluktadır (bu nedenle “Allah’la konuştum” diyenler ya akıl hastasıdır, ya da konuşan onların Koruyucu Meleği yahut onları yanıltan bir başka varlıktır, Allah değil).

Aracı Olarak Melekler:
İşte Meleküt Alemi (melekler) bu enerjiye dayanamayacağımız için, İlahi olanla, bize aracı olurlar. Yine aynı nedenle meleklerle irtibat şirk koşmak değildir, tersine hepimizin frekansına göre rehber varlıklar ve koruyucu melekler vardır. Yeterli kuvvetteyse, Allah inancınızın sarsılması zaten mümkün olmayacaktır. Onlar İlahi’den gelen Işık Elçileridir, ve onlarla irtibat, eğer istersek kesinlikle mümkündür.

Koruyucu Meleğinizle İrtibat Yolları:
Zihninizi boşaltın. Ortam az aydınlatılmış, temiz, rahat ve sessiz olsun. İsterseniz meditasyon yapın ya da derin nefesle isteğinize konsantre olun.
Niyetinizi belirtirken, mutlaka “İlahi olanla” ya da “Işığa frekanslı” varlıklarla irtibat isteyin. Size görünen varlığa: “İlahi misin?” diye sorun. Bu varlıklar yalan söyleyemezler.
Rüyalar: Uyumadan önce rüyanızda onunla karşılaşmayı dileyin. Size yardımcı herhangi bir varlık olarak görünecektir. Ona ismini sorun. İsmini öğrenirseniz kimseye söylemeyin. Yardım istediğinizde onu bu isimle çağıracaksınız. Zihninizde ilk beliren ad, ona aittir.
Düşünceler ve Duyular: Çekim Yasası’nı bilen herkes de bilir ki düşünceyle bir çok şeyi gerçekleştirmek mümkündür. Meleğiniz sizinle direk kulağınıza konuşabilir ya da fikirler yoluyla konuşur. Size yol gösteren bazı fikirlerin size ait olmadığını bir şekilde anlarsınız. Ani bir şekilde, bilirsiniz.
Dua Etmek: Dua, niyetlerin seslendirilmiş halidir ve kendi başına bir enerjisi ve maddeye form verme yeteneği vardır. Karşılaşmak için dua edin.
Mektup yazmak: Koruyucu Meleğinize bir mektup yazın. Hayatınızda değiştirmek istediğiniz ne varsa, istek ve niyetlerinizi belirtin ve kendisiyle karşılaşmaya hazır olduğunuzu söyleyin.
Resimlemek: Tüm ruhani varlıklar gibi meleklerin de bir biçimi yoktur. Ona biçim veren insanoğlunun bir biçime sokma çabasıdır ya da kişinin deneyimlerine göre bir form alırlar. Siz nasıl görmek isterseniz, öyle görüneceklerdir. Işık, kanatlı bir varlık, rahibe, rahip, ak sakallı dede, derviş vb.
Yardım istemek: İhtiyaç duyduğunuzda yardım isteyin. Niyetiniz kısa ve öz olsun. Bencil bir niyet değilse, yardım hemen gelir.
Korkmamak: Korku onları uzaklaştırır. Korkunun da bir enerji frekansı vardır ve onları iter. Bazen ayak seslerini duyabilir, yatağınıza oturduğunu hissedebilirsiniz. Sevgi ve temiz bir kalp ile sizi korkutmamasını, ama hep yanınızda olmasını isteyin.

Meleğinizle Çalışma ve Soru Sorma İmajinasyonu:
Bu imajinasyonu Başmeleklerle de yapabilirsiniz. Kesinlikle insanoğlu onlardan da yardım alır. Dinleri çarpıtan kişiler yıllarca böyle dediler bize:
Onlar peygamberlere ve aydınlanmış kişilere gelirler. “Ben küçük ve günahkar bir varlığım, bana mı gelecekler?” diye düşünmeyin.
Gözlerinizi kapatın. Uzun, loş ışıklı, kırmızı halıların olduğu bir koridorda ilerleyin. Her yer bembeyaz ışıkla dolu. Beyaz mermer basamaklardan inin.
Orada bir çok kapı var. Bir kapının üzerinde yardım istediğiniz Başmeleğin ya da kendi koruyucu meleğinizin ismi belirecek.
Hazır olduğunuzda kapıyı çalın. Kapı açılıyor ve sizin imajine ettiğiniz formda meleğiniz karşınızda.
Ona bir soru sorun. Bu soru, “bu dünyadaki görevim nedir? ” olabilir. “Hayatımı olumlu yönde nasıl değiştirebilirim?” olabilir. “Bu işi yapmam hayırlı mı?” olabilir. Terketmeniz ya da bırakmanız gereken şeyler olabilir.
Şimdi, size bir cevap verdi. Bu cevap için teşekkür ettiniz. Kapı kapandı.
Cevap o anda, bir hediye biçiminde, bir yazı şeklinde, bir görüntü şeklinde, bir ses şeklinde gelebilir. O akşam ya da ilerleyen günlerde arkadaşınızın “bunu neden dediğimi bilmiyorum” olarak ifade ettiği şekilde olabilir.
Şunu unutmayın. Bazen biz konuşmayız. Bu durum, enerjiyle ya da ruhsal konularla çalışanlarda sıklıkla olur, bazen saf ama sıradan insanlarda da olur( Zeka engelliler, küçük çocuklar gibi) Size öyle bir şey söylerler ki “mesaj” gibi kafanızda yankılanır.
Bir kaç gün bu işaretlere dikkat edin. Kültürümüzde bir laf vardır: “Söyleyene değil, söyletene bakın” diye.
Emin olan söyleten bazen başkasıdır.
Sevgilerimle,
Işık İşçisi.

alıntıdır.

221


Şamanizm, Hipnoz, Yükseliş

Yazan: admin Tarih: Eki 5th, 2008 | Kategori:: Felsefe&Parapsikoloji
Trans, parapsikoloji sözlüklerinde “iradi hareketlerin yokluğuyla ve düşüncenin otomatizma durumuna geçmesiyle nitelenen psikolojik ayrışma hali” veya “paranormal bir fenomenin belirdiği, değişik derinlik derecelerindeki bilinçsizlik hali” olarak tanımlanır.

Bununla birlikte, şaman transında ve psikolojik ayrışma yöntemiyle edinilen transta görüldüğü gibi, bilincin kaybolmadığı trans halleri de vardır. Ruhçuluğa göre ruh ve beden ilişkisinin, dolayısıyla perispri ve beden ilişkisinin gevşemesiyle oluşan özel bir bilinç halidir. Metapsişikçiler sezgisel medyumluk yoluyla bilgi alınmasını sağladığından transı insanlığın manevi alandaki en önemli bilgi alma kaynağı olarak görürler.

Metapsişikte ve Spiritüalizmde Hipnoz
Tanımı:

Hipnoz Psikoloji’ye göre, telkine yatkınlık gösteren bir tür yapay uyku veya uyku-uyanıklık arası haldir. Terimi ilk kullanan, Grek mitolojisindeki uyku ilahının adından (Hupnos)esinlenen İskoç hekim S.James Braid’dir (1795-1860). Hipnoz, ruh ve beden ilişkisinin (sonuçta perispri ve beden ilişkisinin) gevşemesi sonucunda oluşan bir degajman halidir.

Metapsişikteki Hipnoz Yöntemleri

Hipnoz hali iki yolla sağlanır: Manyetizma yoluyla (manyetik uyku) ve hipnotizma teknikleriyle (hipnotik uyku). Manyetizma yöntemlerini süjeler üzerinde bilinen anlamda ilk uygulayan ve bu etkiye “hayvansal manyetizma” adını veren kişi, canlılar üzerindeki manyetizmanın kaşifi sayılan, Franz Anton Mesmer’dir (1734-1815). Manyetik hipnoz, hipnotik hipnoza kıyasla hem daha derin ve doğal bir degajman halidir, hem de ruhsal incelemeler için, daha yararlı, bol ve verimli olanaklar sunar. Manyetik hipnozda ayrıca hipnotik hipnozda görülen zarar ve tehlike olasılıkları pek bulunmaz. Manyetik hipnoz hali telkinle oluşmaz ve telkinle ortadan kalkmaz. Hipnoz altındaki kişi yalan söyleyemez. Hipnoz altındaki kişiye vicdanına ya da vicdani iradesine uymayan eylemler yaptırılamaz. Metapsişikçiler yeterince bilgi, görgü ve deneyime sahip olunmadan hipnoz deneylerine kalkışılmamasını, aksi takdirde tehlikeli ve zararlı sonuçlarla karşılaşmanın çok muhtemel olduğunu belirtmektedirler.

Hipnozun üç temel hali

Hipnozun derinlik derecelerine ve özelliklerine göre farklı çeşitleri vardır. Başlıca üç hipnoz hali vardır:

Letarji (şarm, telkin, inangaçlık hali): Neo-spiritüalizm, hipnozun bu aşamasını “kendiliğinden imajinasyon” aşaması olarak görür. Hipnozun bu halinin en belirgin özelliği süjenin telkine şuursuzca yatkınlık özelliğidir. Bu haldeki süjede telkin yoluyla, beş duyuyu ilgilendiren hipnotik halüsinasyonlar yaratılabilir.
Katalepsi (donma hali) : Süjenin gözleri açık olmakla birlikte, kasları donma denilen derecede uzun süre sabit kalır. Organlarını bırakıldığı konumda tutar. Çevredeki gürültüleri duymamakla birlikte, müzikten etkilendiği saptanmıştır. Telkin alma yeteneği azaldığından, emirler sonuçsuz kalır.
Somnambülizm (uyurgezerlik hali): Süje kendisi üzerindeki kontrol yeteneklerini biraz daha bilinçli ve kapsamlı olarak tekrar kullanmaya başlar. Telkin doğrudan doğruya olanaklı değildir, ancak ikna yoluyla olanaklıdır. Süjede olağan halde görülmeyen bir zeka ve muhakeme yeteneği belirir. Bu şuur hali superconscience olarak adlandırılmıştır. Somnambülizm hali de belirtilerine ve derinlik derecelerine göre kendi içinde sınıflara ayrılır. Hipnozdaki bu yapay somnambülizm (somnambulisme provoqué) hali “doğal uyurgezer” denilen insanlarda kendiliğinden oluşmaktadır ki, doğal uyurgezerler bu haldeyken, zeka gerektiren karmaşık faaliyetlerde bulunabilirler, fakat uyandıktan sonra, yapmış oldukları bu faaliyetlerin hiçbirini hatırlamazlar.
Hipnozun Kullanım Alanları

Günümüzde spiritüalizmde ve parapsikolojide kullanılmasının yanı sıra, psikoterapide, kriminolojide ve sancısız doğum, sancısız diş çekme (-A.B.D.’ndeki dişçilerin yaklaşık dörtte birinin uyguladığı belirlenmiştir-), yabancı dili çabuk öğrenme gibi çeşitli amaçlarla birçok alanda kullanılan bir yöntemdir. Ayrıca uluslararası istihbaratta da kullanıldığı ileri sürülmektedir. Manyetik hipnozla yapılan tedavi sistemine ve uzmanlık alanına kimi ülkelerde biyoterapi adı verilmektedir. Bir başka uyku türüne ilaçla (enjeksiyonla) uyku denilmektedir, fakat bu uyku yöntemi metapsişikçilerce, bilinen hipnoz yöntemleri kapsamında ele alınmadığı gibi, bu uyku hali de hipnoz olarak ele alınmaz

Tanım ve Tarihçe:Hipnotizma, hipnoz halinin manyetizma (hayvansal manyetizma) yöntemlerinin dışındaki yöntemlerle oluşturulması olayına ve hipnotik hipnozun uygulamalı, bilimsel etüdüne verilen addır. Terim ilk kez 1840’larda İskoç hekim S. James Braid tarafından kullanılmıştır. İlk zamanlar sihirbazlık ya da büyücülüğün bir dalı gibi görülen hipnotizma bilim çevrelerince önceleri mesmerist bir uygulama sanılarak aşağılanmışsa da, 19.yy.’ın sonlarında kimi psikoloji çevrelerinin, özellikle Salpetrier ve Nancy ekollerinin reddetmek yerine fenomene bilimsel araştırıcılıkla yaklaşıp, fenomeni bilimsel deneylerle sistemli bir şekilde incelemesi sonucunda, hipnotizma bilim alanındaki yerini almıştır.

Hipnotizma’nın iki temel yöntemi :Günümüze dek çok çeşitli hipnotizma teknikleri geliştirilmişse de telkin ve konsantrasyon bu tekniklerin hepsinde bulunan ortak yöntemlerdir. Hipnotize edilen kimse doğal uykudaki halde değildir. Örneğin kendiliğinden rüya görmez. Zihni hipnotizörle bağlantı halindedir ve imajinasyonunu hipnotizörün telkinlerine bırakmış bir durumda bulunur. Telkin psikoloji sözlüklerinde “tartışma ve zorlama gibi çabalar sözkonusu olmadan birine bir şeyi yalnızca sözle benimsetme” olarak tanımlanır. Telkinle süjenin halüsinasyon görmesi ve hipnoz halinden çıktıktan sonra herhangi bir şeyi yapması sağlanabilir (posthipnotik telkin).

Telkinin rolü ve imajinasyonun gücü:Bazı deneylerde süjeye “elin şu anda yanıyor” telkiniyle elinde yanık izleri bile oluşturulmuştur. Bu veriye dayanan kimi araştırmacılar, esas rolü oynayan etkenin hipnotizörün telkinin değil, süjenin “kendiliğinden imajinasyon”u olduğu sonucuna varmışlardır. Yani hipnotizörün yaptığı yalnızca, telkiniyle süjenin imajinasyonunu harekete geçirmek ve yönlendirmektir. Fakat hipnotize edilmiş kişiye vicdanına ya da vicdani iradesine uymayan eylemler yaptırılamaz. Örneğin hipnotizma yoluyla süjeye cinayet işlettirilemez.Araştırma ve deneyler herkesin hipnotize edilemeyeceğini, fakat kişinin psikolojik durumu gibi kimi etkenlerin hipnotize edilebilirliği arttırıcı olarak rol oynadığını saptamışlardır.

Hipnotize edilebilirliği kolaylaştıran etkenler.Pierre Janet (1859-1947) deneyleri sonucunda, süjenin hipnotize edilmesini kolaylaştırıcı etkenlerden bazılarını şöyle sıralamıştır:

Geçmişte ruhsal bir çöküntü, kriz geçirmiş olma.
Doğal uyurgezer olma.
Zihinsel yorgunluk, yani devamlı dikkatten doğan yorgunluk.
Aşırı heyecan hallerinde kendini kolayca kaybediyor olma.
Hipnotizöre bağlılık eğilimi duyma.

Hipnotizmanın uygulanımı Psikoterapide ve ameliyatlarda da kullanılan hipnotizmanın uygulanma alanları giderek genişlemektedir. Hipnotizmanın tedavi amaçlı uygulamalarından en tanınanları hipnoterapi, biyoterapi ve sofroloji adıyla bilinir. Metapsişikçiler yeterince bilgi, görgü ve deneyime sahip olunmadan hipnoz deneylerine kalkışılmamasını, aksi takdirde tehlikeli ve zararlı sonuçlarla karşılaşmanın çok muhtemel olduğunu belirtmektedirler.Metapsişik araştırmacılar manyetizmanın hipnotizmadan daha sağlıklı olduğu görüşündedir.

Değişik şuur halleri (altered states of consciousness), parapsikolojide insanın uyanıkken bulunduğu olağan şuur halinden farklı şuur hallerini kapsayan bir terim olarak kullanılmaktadır.

Terim ilk kez A.B.D.li psikoloji profesörü ve parapsikolog olan Charles Tart tarafından ortaya atılmıştır. Elektroansefalograf aygıtının icadı, beyin dalgalarının ölçülebilmesine ve insanın “uyanık şuur hali”nden farklı olan şuur hallerinin sınıflandırılabilmesine olanak sağlamıştır. (Beyin dalgalarını 1924’de keşfeden Alman psikiyatr Hans Berger ile başlayan laboratuar testleri sonucunda beynin alfa, beta, teta ve delta dalgaları diye adlandırılan elektriksel etkinliklerde bulunduğu saptanmıştır.) Bu alandaki bilimsel araştırma sonuçlarına göre, örneğin hafif hipnoz, meditasyon, dalgınken düş görme, uyku-uyanıklık arası gibi hallerde beyin, alfa ritmi denilen, 8 Hz. ile 13 Hz.arası dalgalar yayınlamaktadır. Beta dalgaları (14-27 Hz.) ise yalnızca insanın olağan “uyanık şuur hali” sırasında yayınlanmaktadır.

Kimi parapsikologlar değişik şuur hallerini şu yirmi kategoride sınıflandırırlar:

1- Rüyanın görüldüğü, hızlı göz hareketleriyle, yavaş beyin dalgalarının yokluğuyla nitelenen uyku hali.(rüyalı uyku)
2- Hızlı göz hareketlerinin yokluğu ve yavaş beyin dalgalarıyla nitelenen uyku hali.(rüyasız uyku hali)
3- Uykuya dalmadan önceki uyku-uyanıklık arası hal.
4- Tam uyanmadan önceki uyku-uyanıklık arası hal.
5- Aşırı uyarılma, ilaç alma ya da yoğun konsantrasyon sonucunda oluşan aşırı uykusuzluk hali.
6- Depresyon, yorgunluk vs. sonucundaki uyuşukluk hali.
7- Ekstaz (vecd), coşku ya da aşırı olumlu heyecanlanma hali
8- Histeri ya da aşırı olumsuz heyecanlanma hali.
9- Fragmantasyon (parçalanma) hali
10-Hipnotik yolla geçmişe dönme hali (ekminezi sırasında geçmişi tekrar yaşarken içinde bulunulan şuur hali)
11-Meditasyon hali. Bu şuur hali, alfa dalgalarının sürekliliğiyle,görsel imajinasyonun yokluğuyla ve zihinsel etkinliğin en az düzeyde oluşuyla nitelenir.
12-Gözler kapalıyken hızlı göz hareketlerinin olmadığı trans hali. Bu şuur hali, alfa dalgalarının sürekliliğinin yokluğuyla nitelenir.
13-Gözler kapalıyken hızlı göz hareketlerinin olduğu trans hali. Bu bir vizyon almanın, durugörünün, kısaca bir paranormal algılamanın sözkonusu olduğu trans halidir.
14-Dalgınken düş görme hali.
15-Kişinin iç alemini gözlem hali ya da dış alemle ilişiği olmayan duyumlarla ilgili idrak (algılama) hali
16-Baygınlık hali
17-Koma hali
18-Hafıza ile ilgili bazı haller
19-Genellikle mistik deneyimlerde karşılaşılan bilinç genişlemesi hali
20-”Uyanık şuur hali”nden farklı olmakla birlikte bilinçte bir kararmanın sözkonusu olmadığı, şamanizm’de rastlanan şamanik trans hali.

Şamanizm ya da Kamcılık (şamanlar tarafından “deneyim” olarak ifade edilir), varlığı tüm insanların tarihinde erken taş devrine ve daha da geriye kadar kanıtlanabilen, inisiyasyon içeren bir vecd ve trans tekniği.

Şamanizmi en uzun süre ayakta tutmuş olan toplulukların arasında hiç şüphesiz Türkler de vardır. Eski Türk inancı Tengricilik’te de hep varolmuş olan şamanizm geleneği, Kuzey ve Orta Asya’nın bazı Türk topluluklarında günümüze kadar hâlâ sürdürülmektedir.

Günümüzde bazı batılıların ilgi duyup tekrar uygulamaya başladıkları şekline ise Neo-Şamanizm denir.

Şamanist inisiyasyonda her şaman adayı rüyalar, trans, ruhların isim ve fonksiyonları, şaman teknikleri, ‘gizli dil’ gibi bazı konularda bir eğitimden geçirildikten sonra şaman olabilir. Asya Şamanist inisiyasyonlarında sırra (mister) erme denilen “inisiyatik ölüm” ya da “cehenneme iniş” deneyimi Sibirya ve Orta Asya’daki Şamanist Türkler’in (Yakutlar, Altaylılar vs.) tradisyonlarına göre, hami-rehber ruhlarca, yeraltı denilen öte-alemde veya spiritüel gök katlarında gerçekleştirilir. Bu deneyim, fiziksel olarak, genellikle, orman, kır, mağara gibi toplumdan uzak ve kutsal sayılan bir yerde gerçekleştirilir. Şaman (Kam) adayı önceden hazırlık eğitimini almış olsa da, sırra (mister) erme denilen bu deneyimi yaşamadan adayın şamanlığı resmîleşmez. Bu deneyimi ancak gereken hazırlık eğitimini almış şaman adayları geçirebilir. (Hazırlık eğitimi, ancak, dalgınlık, olup bitene ilgisizlik, birtakım nöbetlere tutulma gibi ön belirtiler gösteren adaylar arasından, bir iç çağrısı alma ve mağaralarda haberci rüyalar görüp hami-rehber varlıklarıyla irtibata geçme gibi ilâhî “seçilme” belirtileri göstermiş olana verilir.) Davulu transa girmeyi kolaylaştıracak bir şekilde kullanmayı öğrenmiş aday, birtakım acı verici sınavlara tâbi tutulduktan sonra, ölüm deneyimini yaşamak üzere, transa girer. Şaman adayı birkaç gün süren bu deneyim boyunca, ruh ve beden bağları gevşemiş halde yatar. İnisiyasyonlardaki cehenneme iniş ya da ikinci doğuş denilen bu olgular Şamanizm’de şaman adayının vücudunun sembolik olarak parçalanması suretiyle organlarına ayrılması ve sonra bu parçaların birleştirilmesi veya etlerinden sıyrılmış kemiklerinin etlenmesiyle vücuduna yeniden kavuşması olarak simgelenir. Sırra erme denilen bu süre zarfında, hami-rehber varlıkları şamanın ruhuna şamanlığı için gerekli her şeyi öğretirler. Öğrettikleri arasında meslek sırları, “gizli dil”, hastalıkların özellikleri, iyileştirilme yolları da bulunur. Bu işlemler bittiğinde ve hipnotik uykudan çıktığında, aday kendini birtakım güçlerle donanmış ve bir hayli değişmiş halde bulur. Artık yalnızca bedensel gözleriyle değil, ruhani gözüyle (kalp gözüyle) de görebilmektedir.

Ezoterizm Portalı

Şamanın trans deneyimi ve psişik yetenekleri :Şaman’ın davul ve dans unsurlarıyla gerçekleşen, uçuş denilen transında posesyon hali sözkonusu değildir. Yani trans halindeki şamanın hiçbir hal ve hareketi idrak ve iradesi dışında değildir. Şamanın transında, kendi başına yaptığı bir şuur deneyimi sözkonusudur. Bununla birlikte şaman, gerekirse bir ruh ile –posede olmadan– bağlantı kurabilir. Bu, kimilerine göre, şuur ve kişiliğin kaybolmadığı gözlemlenen bir medyumluktur. Şamanın ruhsal yolculuğu, teozofik terimlerle, astral seyahat, akaşik okumalar, ruhlar âleminin yüksek bölgelerine nüfuz etme ve diğer ruhlarla posede olmadan bağlantı kurma gibi çeşitli yönlerde gelişir. Usta şamanların Demir-Kazık yıldızına kadar yükselebildikleri söylenir. Şifacılık, geleceği bilme, obsesyona uğramış insanları obsedörü kovarak obsesyondan kurtarma, çift bedenlenme (dedublüman), fasinatörlük ve büyü (maji)yapabilme şamanlarda sıkça rastlanan yeteneklerdir.

Şamanizm’de üç alem:
Ankh işaretinin benzediği,üç âlemin temsil edildiği bir şaman tasviriAsya Şamanizm’inde üç âlem sözkonusudur: Yer, yeraltı, Gök. Fakat bunlar sembolik ifadelerdir. Yeraltı terimi Asya’nın kimi Şamanist tradisyonlarında öte-alem anlamında kullanılır, kimi Şamanist tradisyonlarında ise ölüm olayının akabinde yaşanılan kargaşa ve vicdani hesaplaşma dönemini ifade etmek üzere kullanılır. Dolayısıyla, bazı Şamanist tradisyonlarda yeraltı denildiğinde, genellikle öte-alemin titreşim düzeyi kaba ve yoğun ortamları sözkonusudur. Yeraltı deyiminin bu anlamda kullanıldığı şamanist tradisyonlarda öte-alemin huzurlu ortamları ise “gölgeler diyarı” gibi başka ifadelerle belirtilmektedir. Yakut Türkleri, Çukçiler ve Yukagirler, insanın üç “can”ı olduğunu kabul ederler. Ölüm olayında biri mezarda kalır, biri “gölgeler diyarı”na iner, üçüncüsü ise Göğe çıkar. Ölüler, bir süre sonra, yeryüzünde tekrar doğabilirler. Uygurlar, inandıkları sürekli olarak tekrar doğma olgusuna “sansar” adını verirler.

Asya Şamanizm’ine, özellikle Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin tradisyonlarına göre, insanların yaşadığı Yer, ölülerin göçtüğü “yeraltı” (öte-âlem) ve spiritüel anlamdaki Kutsal Gök’ten oluşan üç ortam, merkezlerinden geçen, direk ya da kazık denilen bir eksenle birbirine bağlanırlar. Bu eksen “Göğün göbeği” ile “Yer’in göbeği” arasında yer alır.

Bu kavram Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin tradisyonlarında şöyle açıklanır: İnsanların yaşadığı Yer, ölülerin göçtüğü “yeraltı” (öte-âlem) ve spiritüel anlamdaki Gök’ten oluşan üç alem ya da ortam, merkezlerinden geçen bir eksenle birbirine bağlıdır. “Yer’in göbeği” ile “Göğün göbeği” arasındaki bu eksenin geçtiği, bu ortamların ortasındaki delikler ya da açıklıklar bir tür geçittir. Şamanlar, “uçuş” (trans deneyimi) sırasında bir ortamdan diğerine geçerken bu irtibat geçitlerinden yararlanırlar. Aynı şekilde, ölenler de öte-âleme bu yolla göçerler. Öte-âleme giden şamanlar oraya “Yer’in deliği” geçidinden geçerek gider, yine bu delikten ya da kapıdan dönerler. “Yer’in ekseni” kavramı Altay, Yakut ve Uygur tradisyonlarının yanısıra, Başkurt, Kırgız, Kalmuk, Çukçi, Buryat, Samoyet, Koryak, Moğol, Tibet, Fin, Lapon ve Estonya tradisyonlarında da bulunur.

Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin tradisyonlarına göre, şamanın “Yeraltı”na inebilmesi veya “gökler”e çıkabilmesi için önce “Yer’in Ekseni”ne çıkması gerekir. “Yeraltı”na inmesi gereken Altay şamanı “uçuş” yolculuğunda önce “demir dağ”a (Temir taikşa) tırmanır. Yer’in Ekseni”ne çıkması işte bu sembolik “dağ”ı aşıp “Yerin Göbeği” denilen delikten girmesiyle mümkün olur.

Şaman gölgeler diyarı’na giderken öncelikle “Yerin göbeği”ndeki bu delikten “Yer’in Ekseni”ne ulaşmak, sonra da “Yeraltı”nın cehennemi kısmından geçmek zorundadır. Ölen kimseler de bu yolculuğu yaparlar ki, bu yolculukta ölünün geçemediği takdirde azap çekmesinin sözkonusu olduğu bir köprü’yle karşılaşılır.

Kuzey ve Orta Asya Şamanizm’inde yeraltı âlemi 7 veya 9 katlıdır. Ölüm olayı ile beden terk edildikten sonra kimileri yeraltı katlarındaki ortamlara, kimileri ise Gök katlarındaki ortamlara giderler. Şaman da, trans deneyimi sırasında, yapacağı uygulamanın amacı ve türüne göre, ya yeraltı âlemine iner ya da Göğe çıkar. Örneğin, bir hastayı iyileştirmek için Göğe çıkması, fakat bir ölünün ruhuna eşlik etmek, hastanın ruhunu geri getirmek (ölmemesini sağlamak) veya yeryüzünü terk etmek istemeyen ölüleri ‘gölgeler diyarı’na götürmek için Yeraltı’na iner. Fakat herhangi bir nedenle Göğe çıkacak bir şamanın önce yeraltı denilen âleme inmesi gerekir. Yani hiç kimse “Yeraltı”na (öte-âlem) inmeden Göğe çıkamaz.


115


Yükseliş yolundaki engeller

Yazan: admin Tarih: Eki 5th, 2008 | Kategori:: Felsefe&Parapsikoloji

Joshua Stone

YAŞAMDA SPİRİTÜEL ÖĞRETMEN, SPİRİTÜEL PSİKOLOG VE TALEBE OLARAK YOLCULUĞUM BOYUNCA, SPİRİTÜEL YOLUN BİR ÇOK TUZAKLARININ FARKINA VARDIM. BU KONUDA UZMAN OLDUĞUMU DÜŞÜNÜYORUM, ÇÜNKÜ BUNLARIN ÇOĞUNA KENDİM YAKALANDIM.

Aşağıdaki liste üzerine meditasyon yapmanızı ve derin bir şekilde konsantre olmanızı öneririm. Sözcükler kısa olmasına rağmen, içgörüleri mükemmeldir. Amacım bu dersleri öğrenmemenin neden olduğu ıstıraptan, yükseliş yolunuzdaki gecikmeden kurtulmanızdır. Spiritüel yol bir seviyede çok kolaydır, başka bir seviyede inanılmaz karmaşıktır.

Yolun her adımında negatif egonun ve karanlık güçlerin sunduğu cazibeler, kapanlar, tuzaklar vardır. Hatalar yapmak ve bunlara yakalanmak pekaladır. Endişem uzun zaman boyunca bunlara yapışıp kalmamanız için yardımcı olmaktır.

Yükseliş Yolunun Tuzakları

1. Kişisel gücünüzü başka birilerine, başka şeylere vermek (Diğer insanlar, bilinçaltı zihniniz, negatif egonuz, beş duyunuz, fiziksel bedeniniz, duygusal bedeniniz, zihinsel bedeniniz, bir guru, Yükselmiş Üstatlar, Tanrı – gücünüzü tüm bunlara veya başka şeylere vermek)

2. Başkalarını sevmek, ama kendini sevmemek.

3. Tüm probleminizin kaynağının “negatif egonuz” olduğunu fark etmemek.

4. Tanrı’ya odaklanmak, ama içsel çocuğunuzu doğru şekilde bütünleştirmemek ve içsel çocuğunuza anne – babalık yapmamak.

5. Doğru beslenmemek, yeterli egzersiz yapmamak, bunlar fiziksel rahatsızlığa neden olur, sonra tüm diğer seviyeleri kısıtlar.

6. Spiritüel yaşama derin dalmak, ama anlaşılması ve üstat olunması gereken psikolojik seviyeyi fark etmemek.

7. “Maddi arzular”

8. Gücün tuzağı ve çekiciliği. Bu çekicilik başkalarının üzerinde uygulanan gücün tuzağıdır.

9. Fazla topraklanmamış olmak, bunun kişinin fiziksel bedeninde zararlı etkisi olur.

10. Dünyada cenneti yaratmak yerine dünyadan kaçmaya çalışmak.

11. Tüm görüntünün altındaki gerçek realiteyi görmek yerine görüntüleri görmek.

12. Zaten (herkesin olduğu gibi) Ebedi Benlik olduğunuzu kavramak yerine Tanrı olmaya çalışmak.

13. Her şeyin nedeni olduğunuzu kavramamak.

14. Kendi içinizde kendinizi gerçekleştirmeden bütünüyle başkalarına hizmet etmek.

15. “Haklı öfke” diye bir şey olduğunu düşünmek. Öfke insanlar için büyük bir tuzaktır.

16. Aşırı olmak ve her şeyde ılımlı olmamak.

17. Spiritüel olmak için zahit, çileci olmak (dünya nimetlerinden elini ayağını çekmek) zorunda olduğunuzu düşünmek

18. Çok ciddi olmak, yaşamınızda yeterince neşe, mutluluk ve eğlence olmaması.

19. Disiplinsiz olmak ve spiritüel uygulamalarınızı fasılasız sürdürememek

20. Bir ilişkiye girdiğiniz zaman, spiritüel uygulamalarınızı ve araştırmalarınızı bırakmak.

21. Bir ilişkiyi kendinizin ve Tanrı’nın önüne koymak.

22. Hayatınızı içsel çocuğunuzun yönetimine bırakmak.

23. Kendinizi çok eleştirmek

24. Psişik güçlerin çekiciliğine ve illüzyonuna kapılmak.

25. Gücünüze sahip çıkmak, ama aynı zamanda Tanrı’ya teslim olmayı öğrenmemek; veya Tanrı’ya teslim olmak, ama aynı anda kendi gücünüze sahip çıkmayı öğrenmemek.

26. Fiziksel olarak yorgun ve tükenmiş olduğunuz zaman, kişisel gücünüzü kaybetmek.

27. Tüm problemlerinizi Tanrı’nın, Yükselmiş Üstatların veya Meleklerin çözmesini ümit etmek.

28. Kendinizi “otomatik pilota” bırakma ve uyanıklılığınızı kaybetme.

29. Gücünüzü kanallık veren (mesaj veren) varlıklara verme.

30. Çok fazla okumak ve yeterli meditasyon yapmamak.

31. Cinselliğinizin üstadı olmak yerine, onu kendiliğine bırakmak.

32. Zihinsel veya duygusal bedeniniz ile fazla özdeşleşmek, ve dengeye ulaşmamak.

33. Yükselmek için veya spiritüel olmak için ses kanalı (konuşarak mesaj iletme) olmanız veya her tür psişik fenomenleri deneyimlemeniz gerektiğini düşünmek.

34. Kundalinin yükselmesini zorlamak.

35. Çakraların açılmasını zorlamak. (çakraları zorla açmaya çalışmak)

36. Spiritüel yolunuzun “en iyi yol” olduğunu düşünmek.

37. Sahip oldukları inisiyasyon seviyesinden (bilgi de denebilir) dolayı insanları yargılamak.

38. Başka insanlarla “ileri” inisiyasyon seviyenizi (bilginizi) paylaşmak.

39. Alçakgönüllü olmak yerine, insanlara “yaptığınız iyi spiritüel işleri” anlatmak.

40. Negatif duygulara sahip olmak zorunda olduğunuzu düşünmek.

41. Kendinizi insanlardan izole etmek ve bunun spiritüel olduğunu düşünmek.

42. Dünyanın korkunç bir yer olduğunu düşünmek.

43. Gücünüzü astrolojiye ve yıldızların etkisine vermek.

44. Nesnelere, insanlara çok düşkün olmak.

45. Yaşama bağlı olmamak.

46. Kendinizle çok meşgul olmak ve başkalarına hizmet etmekle yeterince ilgilenmemek.

47. Bütün bulmacanın sadece bir parçası olan geleneksel psikolojinin hatalı teorilerine yapışık kalmak.

48. Çok fazla mistik ya da çok fazla okültist olmak ve bunları bütünleştirmemek.

49. Vazgeçmek. Asla vazgeçmeyin!

50. Hangi seviyede olursa olsun, çektiğiniz ıstırabın geçmeyeceğine inanmak.

51. Yapılması gereken çalışmalara odaklanmak yerine, bulunduğunuz inisiyasyon seviyesine veya ne zaman yükseleceğinize odaklanmak.

52. Sevginin en önemli spiritüel güç olduğunu fark etmek yerine siddhaların spiritüel güçlerine ve başarılarına yakalanmak.

53. Diğer spiritüel veya metafizik gruplarını kötülemek.

54. Geleneksel dinin dogmalarına kapılmak.

55. Kendinizle Tanrı arasında aracı olacak bir rahibe gereksiniminiz olduğunu düşünmek.

56. Spiritüel inançlarınızı ayrılıkçılık veya elitizm yaratmak için kullanmak.

57. İnançlarınızda çok fanatik olmak.

58. Haplar veya ilaçlar vasıtası ile aydınlanmaya erişebileceğinize inanmak.

59. Diğer insanların, spiritüel yollarında sizin çalıştığınız gibi çalışmak zorunda olmadıklarına inanmak.

60. Çocuklarınız ile ilişkinizi kendi benliğinizin ve Tanrı’nın önüne koymak.

61. İçinde yaşadığımız bu büyüleyici materyal dünyanın cazibelerine kapılmak.

62. Sevginizi bir çok insana yaymak yerine tek bir insanı sevmeye çok odaklanmak.

63. Ölçülü olmaya, içsel huzura erişmek yerine dualiteye yakalanmak. Dualiteyi aşmadığınız zaman, yaşamın iniş çıkışları arasında aşağı yukarı inip çıkan duygusal bir lunapark trenine benzersiniz.

64. İlişkilerinizde bir yetişkin olmak yerine baba veya oğul olma, ya da anne veya kız evlat olmanın tuzağı

65. Hayatta ıstırap çekmeniz gerektiğini düşünmek.

66. Spiritüel yolunuzda bir şehit olma tuzağı.

67. Başkalarını kontrol etme.

68. Spiritüel hırs, ihtiras.

69. Sevilmeye, sevmeye ve onaylanmaya ihtiyaç duyma.

70. Bir öğretmen olma ihtiyacı.

71. Hiperhassaslık veya madalyanın tersi, çok korunma, kalkanlar koymak

72. Başka insanlar için sorumluluk almak

73. Kurtarıcı olmak.

74. Bencil amaçlarla hizmet etmek ve yine de spiritüel olduğunuzu düşünmek.

75. Spiritüel anlamda gerçekte olduğunuzdan çok daha ileri olduğunuzu düşünmek ve madalyanın diğer tarafı, gerçekte olduğunuzdan çok daha az ileri olduğunuzu düşünmek.

76. Ünlü olma tutkusu.

77. İkiz ruhunuzu veya ruh eşinizi bulmaya çok fazla önem vermek ve gerçekte en çok aradığınız şeyin ruhunuz ve Monad’ınız (Ben’im Varlığınız, Tanrısal Benliğiniz) olduğunu kavrayamamak.

78. Mutlu olmak için romantik bir ilişkiye gereksiniminiz olduğuna inanmak.

79. Merkezde duran en önemli kişi olma ihtiyacı, ya da madalyonun diğer yüzü, her zaman duvar çiçeği olmayı seçmek.

80. Çok fazla çalışmak ve fiziksel olarak yorulmak. Madalyanın diğer yüzü, çok fazla oynamak ve işinizi yapmamak.

81. Rehberlik için psişiklere, kanallara, medyumlara gitmek ve kendi sezginize güvenmemek.

82. Bu planda veya içsel planda Yükselmiş Üstatlar olmayanlar ile çalışmak ve realitenin anlayışında ve algısında sınırlı olmak

83. Spiritüel yolu bir hobi olarak izlemek.

84. Çok fazla TV seyretmek, saçma romanlar okumak ve şiddet filmleri seyretmek.

85. Başkaları ile tartışmanın size veya o kişiye hizmet ettiğini düşünmek.

86. Sevgi için çabalamak yerine kazanmaya veya “haklı” olmaya çalışmak.

87. Hepsinin dengelenmesi ve doğru oranlarda bütünleştirilmesi gerektiğini kavramak yerine, sezgiye, zekaya, hislere ve içgüdüye çok fazla vurgu vermek. Buradaki tuzak bunlardan biri ile aşırı özdeşleşmek.

88. Gerçekte olduğunu Ebedi Benlik yerine, sizi küçülten, guruya adanma tuzağı.

89. Gereksinim olduğunda enerji alanınızı nasıl açıp kapayacağınızı bilmek yerine, her zaman açmaya çalışmak.

90. Gereksinim olduğunda, başka insanlara, negatif egonuza “hayır” demeyi bilmemek.

91. Problemleriniz için Tanrıyı suçlamak, Tanrıya kızgın olmak.

92. Dualarınız yanıtlanmıyorsa, Tanrının dualarınıza yanıt vermediğini düşünmek.

93. Kendinizi kendiniz ile karşılaştırmak yerine, başka insanlar ile karşılaştırmak.

94. Fakir olmanın spiritüel olmak anlamına geldiğini düşünmek.

95. İnisiyasyon veya yükseliş seviyesi ile ilgili başkaları ile yarışmak veya karşılaştırma yapmak.

96. En büyük tuzaklardan biri, başka insanların, kendi fiziksel bedeninizin, duygusal bedeninizin, zihinsel bedeninizin, arzularınızın, beş duyunuzun, negatif egonuzun veya düşük benliğinizin kurbanı olmanıza izin vermektir.

97. Çok fazla çalışmak, ama bunu gerçek dünyada yeterince göstermemek.

98. Değerinizin şeyleri yapmaktan veya şeylere erişmekten geldiğini sanmak.

99. Kendinizi spiritüel, psikolojik ve fiziksel olarak korumaya gereksiniminiz olmadığını düşünmek.

100. Çekicilik, maya, illüzyon, negatif ego, korku ve ayrılığın gerçek olduğunu düşünmek.

101. Fiziksel enerji için şeker, yapay tatlandırıcı, kahve ve soft içecekler kullanmak

102. Her şeyi kendiniz yapmaya çalışmak ve Tanrıyı yardıma çağırmamak. Madalyonun diğer yüzü, Tanrıyı yardıma çağırmak, ama kendinizin yardımcı olmaması, hiçbir şey yapmamak.

103. Size kötü davrandıkları için insanları daha az sevmek, kişiyi davranıştan ayırmamak.

104. Ruhunuzun, Monadınızın, Tanrının ve Yükselmiş Üstatların yaşayan realitesine inancı kaybetmek ve eğer sebat ederseniz ve payınıza düşeni yaparsanız onların size yardım etme yeteneklerine inancı kaybetmek.

105. Diğer insanların yükselişe ulaşabileceğini, ama kendinizin en azından bu hayatta ulaşamayacağınızı düşünmek.

106. Kişinin problemlerinden kaçması için yükselişe erişmeye çalışması.

107. Dünyanın Tanrının yedi cennetinden biri olduğunu fark etmek yerine, onun bir hapishane olduğunu düşünmek.

159