E-Nasıl.Com

İnternet Gündemi

Sözde Ermeni soykırımı iddiaları üzerine: Yüzyıllık himayenin meyvası zehirli elma

Yazan: admin Tarih: Eki 7th, 2008 | Kategori:: Makaleler
Osmanlı imparatorluğunun kurduğu hoşgörü ve adalet çatısı altında çocuklarını kendi dillerinde söyledikleri ninnilerle büyütebilen; torunları için kendi dinlerinin gerektirdiği gibi dua edebilen Ermenilerin bugün teşekkür mahiyetinde sundukları zehirli elma yenilir yutulur cinsten değildir.

Sözde Ermeni Soykırım İddialarının Arkaplanı

1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Ermeni Cumhuriyeti bu tarihten sonra Türkiye’ye yönelik soykırım iddialarını devlet politikası haline getirerek tüm dünyaya mazlum millet portresi çizmeye çalışmış; başta ABD ve Fransa olmak üzere belli başlı devletleri ve uluslararası kamuoyunu Ermeniler lehine etkilemek için çaba sarf etmiştir.

Türkiye’deki Ermenilerin 1923 Lozan Antlaşması’yla Türk vatandaşlarının sahip olduğu hak ve hürriyetleri eşit olarak kazanıp huzur ve refah içinde yaşıyor olmalarına rağmen yurtdışındaki Ermeni lobileri yıllardır Türkiye aleyhine kampanyalar düzenlemektedirler. Ermeniler’in amaçları iddialarının kabul edilmesine bağlı olarak Türkiye’nin yüklü bir tazminat ödemesini sağlamak; bunun da ötesinde Büyük Ermenistan’ı kurabilmek için Türkiye sınırları içinde bulunduğunu iddia ettikleri topraklarını geri almaktır. Özellikle insan hakları konusunda hassas olan uluslararası kamuoyunu lobi faaliyetleri ile etkileyerek birçok ülkede soykırım anıtı dikilmesine ve okullarda sözde soykırım dersleri okutulmasına muvaffak olmuşlardır. Yakın tarihte Ermenistan’da iktidara yakın isimler ”Ermeni soykırımının uluslararası alanda tanınması ve birleşik Ermenistan’ın yeniden doğuşunun sağlanması için Türkiye’ye karşı yaptığımız mücadele ve baskı sürecek.” şeklinde demeçler vermiş hatta Batı Ermenistan olarak nitelendirdikleri Doğu Anadolu’nun kurtarılmasının ülkenin geleceğinin garantisi olduğuna dair ifadeler kullanmışlardır.

Çözüm Önerileri:

İddiaların asılsızlığı Türkiye Cumhuriyeti’nin yetkili birimleri ve hatta bizzat Türkiye’de yaşayan Ermeniler tarafından dile getirilse bile Türkiye’nin aleyhinde propaganda yapan Ermeni ve Rum lobileri karşısında etkin bir propaganda yürütememesi , fikirlerini günümüzde bir devletin dış politikasını etkileyen sanat,edebiyat,spor gibi unsurlarla destekleyememesi iddialara verilen cevapları, haklı oluşuna karşın sönük bırakmaktadır. Öncelikle, Osmanlı imparatorluğundan kalan arşiv belgeleri Türk ve tarafsız yabancı bilim adamlarının fikirleriyle desteklenerek yabancı dillere çevrilebilir,aynı şekilde yurtdışında bilim, edebiyat, sanat ve siyaset dünyasının önde gelen isimlerinin katıldığı konferanslar,sempozyumlar düzenlenip kitle iletişim araçlarının günümüzde gözardı edilemeyen etkisinden faydalanılabilir; Türkiye’de yaşayan Ermenilerin de yer aldığı filmler ve belgeseller çekilerek bu yapıtlar tüm dünyada gösterime sokulabilir.

Soykırım iddialarının gerek siyasi arenada gerek dünya kamuoyunun gözünde çürütülememesi, ülkemiz için maddi olarak ölçülebilecek bir kayıptan çok öte dünden bugüne taşınan ithamlar gibi yarınlarımıza da gölge düşürecek bir yük niteliğindedir.

Öğr.Gör. Aybike SERTTAŞ

130


Genç Hitler’in Hedefi Türkiye

Yazan: admin Tarih: Eki 5th, 2008 | Kategori:: Kategorilenmemiş

Avusturya’da seçimlerde oyunu artıran FPÖ lideri Strache’nin hedefinde Türkiye var: “Ne şimdi, ne 100 yıl sonra ne de 200 yıl sonra Türkiye AB üyesi olamaz”

Avusturya’da geçtiğimiz hafta yapılan genel seçimlerde halk desteğini artırarak çıkan Özgürlük Partisi (FPÖ) lideri Heinz- Christan Strache seçim sonrası yaptığı ilk basın toplantısında Türkiye’ye yüklendi. Parti programına “Türkiye’nin AB üyeliğini engelleyeceğiz” ifadesini koyan Strache açıklamasında, “Ne şimdi, ne 100 yıl sonra ne de 200 yıl sonra Türkiye AB üyesi olamaz” dedi.

REFERANDUM

Seçim sloganlarında Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduklarını sık sık dile getiren Strache açıklamasında, “Türkiye’nin üye olarak AB’de kesinlikle yeri yok. Türkiye’nin üyeliği konusunda bütün devletler bir referandum yapmalı. Hatta üyelik görüşmelerinin sonlandırılması lazım” dedi.

‘DAHA TEHLIKELI’

Strache konuşmasının ikinci yarısınıysa göçmenler konusuna ayırdı. Avrupa basını tarafından “Genç Hitler” olarak adlandırılan Strache, “Eğer bir göçmen işten kovulduysa artık ona ihtiyacımız yok demektir. Onun ülkesine geri dönmesi ve Avusturyalılara yer açması gerekli demektir” diye konuştu. Öte yandan Avusturya Yahudi Toplumu lideri Raimund Fastenbauer, Strache’nin oylarını artırmasıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “O BZO lideri Jörg Haider de çok daha tehlikeli bir kişilik” diye konuştu.

AktifHaber

116


Öğretmenler kara listede

Yazan: admin Tarih: Eki 5th, 2008 | Kategori:: Kategorilenmemiş

Öğretmenler kara listede…

Bağımsız Eğitimciler Sendikası’nın yayınladığı “Türkiye’de öğretmenlerin genel durumu” raporundan çarpıcı sonuçlar çıktı.

Öğretmenlerin yaşam koşullarını gözler önüne seren rapora göre, eğitimciler 2008′de, daha önceki yıllara göre daha çok borçlandılar. Her 100 eğitimciden 95′i, bir şekilde borç alarak yaşıyor. Kredi kartı borçları yüzünden kara listeye alınanların oranı, yüzde 132 yükseldi. Eğitimcilerin banka borcu bir yıl öncesine göre 2008′de yüzde 82 oranında arttı.

ÖĞRETMENLER KARA LİSTEDE

BES Başkanı Gürkan Avcı, rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede, öğretmenlerin 5 Ekim Dünya öğretmenler Günü’nü buruk kutlayacağını söyleyerek “Borçlanma açısından Türkiye ekonomisi ile öğretmenin ekonomisi birbirine benziyor. Öğretmen de Türkiye gibi veresiye yaşıyor” dedi.

Tüketimdeki artışın vatandaşın gelirlerindeki iyileşmeye değil, borçlanmaya bağlı bir artış olduğunu ifade eden Avcı, “2008 yılında öğretmenler bir önceki yıla göre daha fazla borçlandılar” dedi. Avcı, bankaların tıpkı “kravatlı tefeciler” gibi davrandıklarını savunarak, “Kredi kartı ve kredi faizleri ile on binlerce eğitim çalışanı, bankaların kara listelerine alınmış durumdadırlar. Bankaların kara listeye aldığı eğimciler de gerek bankaların insafsızlığına gösterdiği hoşgörü yüzünden gerekse öğretmenlere reva gördüğü düşük ücretler nedeniyle hükümeti kendi kara listelerine almışlardır” diye konuştu. Yapılması gerekenlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Avcı şunları söyledi:

“Tüm eğitim çalışanlarının maaşına 24 Kasım 2008 tarihinde kutlayacağımız Türkiye Öğretmenler Gününe yetiştirilmek üzere seyyanen 250 YTL artış yapılarak öğretmen maaşlarını bir miktar iyileştirilmelidir. Seyyanen artış yapıldıktan sonra 1 Ocak 2009 dan geçerli olmak üzere tüm eğitim çalışanlarının maaşına yüzde 10 oranında ek bir maaş artışı daha yapılmalıdır. Tüm eğitim çalışanlarına yılda iki ikramiye ödenmelidir. Taşradaki ve büyük kentlerdeki öğretmen açığını gidermek ve buralarda görev yapmayı özendirmek için 150 YTL mahrumiyet tazminatı ve ya kira yardımı yapılmalıdır. Aile yardımı ödeneği 100 YTL’ye yükseltilmelidir. Çocuk yardımı 75 YTL’ye yükseltilmelidir.

2003 yılından itibaren uygulanmaya başlayan ve eğitim çalışanlarının bütçesine önemli ölçüde yük getiren yüzde 20 oranındaki ilaç katkı payı tamamen kaldırılmalıdır. Öğle yemeği servisi yapılmayan eğitim kuruluşları da dahil tüm eğitim çalışanlarına öğle yemeği bedeli olarak 5 YTL yemek yardımı yapılmalıdır. Okullar açılırken yalnızca öğretmenlere verilerek okullarda çalışan memur ve hizmetlileri dışlayan ve eğitim çalışanlarını bölen eğitim öğretime hazırlık ödeneği bir maaş tutarında ödenmeli ve tüm eğitim çalışanlarına verilmelidir. Doğum yardımı ödeneği 500 YTL’ye yükseltilmelidir. Ölüm yardımı ödeneği 3 maaş tutarına yükseltilmelidir. Geçici görev yolluklarının alt sınırı 50 YTL’ye yükseltilmelidir. Bir saatlik fazla çalışma ücreti en az 10 YTL’ye yükseltilmelidir. Eğitim çalışanlarının emekli maaşlarına ve emekli ikramiyelerine doğrudan etkileyen ek göstergeler yeniden tespit edilmelidir.”

HER 100 ÖĞRETMENDEN 95′İ AÇ

Bağımsız Eğitimciler Sendikası’nın yayınladığı “Türkiye’de öğretmenlerin genel durumu” raporundan çarpıcı sonuçlar çıktı. Öğretmenlerin yaşam koşullarını gözler önüne seren rapora göre, eğitimciler 2008′de, daha önceki yıllara göre daha çok borçlandılar. Her 100 eğitimciden 95′i, bir şekilde borç alarak yaşıyor. Kredi kartı borçları yüzünden kara listeye alınanların oranı, yüzde 132 yükseldi. Eğitimcilerin banka borcu bir yıl öncesine göre 2008′de yüzde 82 oranında arttı.

Bağımsız Eğitimciler Sendikası’nın “5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’ nedeniyle hazırladığı “Türkiye’de öğretmenlerin genel durumu’ raporuna göre, öğretmenler gün geçtikçe borçlanarak yaşamaya çalışıyor.

Bin 55 eğitim çalışanı ile yapılan araştırma sonucunda oluşturulan raporun çarpıcı sonucuna göre, eğitimciler 2008′de, 2007-2006-2005-2004 ve 2003′e göre daha çok borçlandılar. Her 100 eğitimciden 95′i, bir şekilde borç alarak yaşıyor. Kredi kartı borçları yüzünden kara listeye alınanların oranı, yüzde 132 yükseldi. Eğitimcilerin banka borcu bir yıl öncesine göre 2008′de yüzde 82 oranında arttı.

BORÇ HANESİNİN EN TEPESİNDE KREDİ KARTLARI

Kamu çalışanlarının yüzde 43′ünü oluşturan, bir milyon kişilik eğitim ordusunun, borç hanelerinin en başında kredi kartları bulunuyor. Öğretmenlerin yüzde 47’si kredi kartları, yüzde 13′ü ise ev ve araba kredisiyle bankalara borçlandı. Eş, dost, arkadaş ve akrabalara borcu bulananların oranı yüzde 27 iken, mağazalara ve tanıdık esnafa borçlananların oranı ise yüzde 8′de kaldı. Borcu bulunmayan eğitim çalışanlarının oranı yüzde 5 olarak belirlendi.

ÜÇ BÜYÜK İLDEKİ EĞİTİMCİLER DAHA BORÇLU

Rapora göre; İstanbul, Ankara ve İzmir’de çalışan eğitimcilerin daha çok borcu bulunuyor. Borçluluk sıralamasında, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyük şehirler en ön sıraları paylaşıyor. En az borcu bulunan eğitimciler ise daha çok köy ve taşrada yaşayanlar.

KREDİ KARTI BORÇLARI BİR YILDA YÜZDE 89 ARTTI

Bir önceki yıla göre banka kredi kartı borçlarında yüzde 89 oranında artış kaydedildi. 2008 yılında, bireysel kredi ve kredi kartı borçlarını ödeyemedikleri veya gecikmeli ödedikleri için kara listeye eklenenlerin sayısı, 2008 yılına oranla yüzde 132 arttı.

GELİŞMİŞ ÜLKELERİN TAMAMINDA EN YÜKSEK MAAŞI ÖĞRETMENLER ALIYOR

Araştırma kapsamında bazı Avrupa Birliği üyesi olan ve Türkiye’ye genel ortalamaları yakın ülkelerde öğretmenlerin yıllık toplam çalışma saatleri yıllık ücretleri ve saat başına aldıkları ücretlere ilişkin belirlemelere de yer verildi. Macaristan, İrlanda, Portekiz, İsveç, Yunanistan ve Türkiye’nin verileri karşılaştırmalı olarak hesaplandığında, en yüksek çalışma saatlerine sahip olan ülkenin Türkiye olduğu görüldü. Portekiz’de öğretmenlerin bir yıllık toplam çalışma saatleri sadece bin 425 saat iken Türkiye’de bin 808 saat olduğu belirtildi.

Öte yandan Yunanistan, Macaristan, İsveç ve Portekiz’de öğretmen başına 11 öğrenci düşerken, Türkiye’de bu rakamın en az 26 olduğu saptandı.

Seçilen 5 ülke arasından en yüksek öğretmen maaşlarının verildiği ülke Danimarka iken, en düşük öğretmen maaşını veren ülke yine Türkiye oldu. Buna göre İrlanda’da bir ilkokul öğretmeni yılda toplam 53 bin dolar, Yunanistan’da 38 bin dolar, Portekiz’de 51 bin dolar, Macaristan’da 26 bin dolar, İsveç’te 38 bin dolar iken bu rakam Türkiye’de 10 bin dolar’da kalıyor.

Sabah

148